20 Temmuz 2012 Cuma
Vedat Milor
Vedat Milor
De-Gusto - www.vedatmilor.com

TÜRKiYE’NiN EN iYi LOKANTASI

20.07.2012

Kebapçı, balıkçı, sakatatçı, kuyu kebapçı, esnaf...   Belli bir alanda uzmanlaşmış lokantaları bir kenara koyalım. Bana göre Yedi Mehmet, sadece Antalya’nın değil ülkenin en iyi lokantası

Eskiden sevdiğim için şimdilerde beni hayal kırıklığına uğratan bir kent Antalya. Benim gençliğimde denizle kucaklaşan tipik ve sevimli bir Akdeniz kentiydi. Şimdi beton bir metropol. Sahil, 1-2 istisna dışında görgüsüzlüğün ve doğaya saygısızlığın ifadesi devasa betonarme yapılarla doldu.
Her şey dahil turizm, kente hak ettiği turisti çekiyor. Kuzey komşularımızdan akın akın gelen hatunlar, kentin imajını zedeliyor. Kent gelişmiyor, boğa spermi ve büyüme hormonlarıyla devasa hacimlere uzanan ama ne eti ne sütü beş para eden hilkat garibesi inekler gibi büyüdükce büyüyor. Yazık çünkü Antalya’nın yerlisi, kültürlü ve çağdaş Akdenizlidir. Görgülü, efendi insanlardır.

Performansı istikrarlı
Kent merkezindeki 1-2 tandırcı, devlet nişanını hak eden saygıdeğer beyefendi serpme börekçi Tevfik Usta, 1-2 piyazcı ve köfteci, bayağılığın ve globalleşmenin çirkin yüzünün saldırısına rağmen hâlâ ayakta kalıp direnen kahramanlar bana göre.
Bir de Yedi Mehmet Lokantası ve sahibi Hakkı Bey.
Değerli Uğur Dündar Bey’in bu lokantaya dikkatimi çekmesinden beri en az 5 kez yemek yedim burada.
Kebapçı, balıkçı, sakatatçı, kuyu kebapçı, esnaf... gibi belli bir alanda uzmanlaşmış lokantaları bir kenara koyalım.
Bana göre Yedi Mehmet, sadece Antalya’nın değil ülkenin en iyi         lokantası.
Hem mezeler hem hamur işleri ve çorbalar, hem balıklar ve deniz ürünleri, hem etler ve salatalar, hem de tatlılar... Hepsinde iyiden aşağı düşmüyor. Bazen çok iyi, bazen de harika bir düzey tutturuyor. Ayrıca performans istikrarlı.

Doğal ve gelenekselin peşinde
İstikrar biz Türkler’de ve bizim yarattığımız kurumlarda nadir bulunan bir özellik. Antalya günümüzde endüstriyel tarımın merkezi. Globalleşmenin tarım sektöründeki araştırma-geliştirme laboratuvarı. Hakkı Bey’in en büyük başarısı, maliyet düşük olsun diye endüstriyel tarım ürünleri zincirinin dışında kalması. Doğalı, gelenekseli, organiği arayıp buluyor, bazen yalın bazen sofistike şekilde pişiriyor.
Bu kez Yedi Mehmet’e vinografi şarap blogunu beğenerek izlediğim hekim Umut Özdemir Bey ve eşinin de aralarında olduğu bir grupla gidiyoruz. Umut Bey güzel bir sürpriz hazırlamış benim için. Bir yazımda İtalya’da Merlot üzümünden üretilen Tenuta dell’Ornellaia’nın Masseto, Tua Rita’nın Redigaffi ve Le Macchiole’nin Messorio şaraplarının benim için dünyanın en iyi üç Merlot’su olduğunu, Fattorio’nun Galatrona adlı şarabı için de iyi şeyler duyduğumu ama hiç denemediğimi yazmıştım. Umut Bey, yemeğe 2006 Galatrona getirmiş. Burunda azıcık kapalı olan bu Toskana Merlot’su, sabrederseniz bardakta tatlı baharat ve anason bukeleriyle dikkat çekiyor. Belki yukarıda bahsettiğim üç Merlot kadar     kompleks değil ama bel kemiği çok sağlam, asit ve meyve dengesi çok iyi kurulmuş, tanenleri yumuşak ama bitimde kendisini iyice hissettiren, muhtemelen uzun süre dinlendirilmiş Fransız meşe fıçıda yıllanmış ve bir dakikadan uzun bitiminde topraksı ve baharatımsı nüanslar olan bir şarap.
Yani olağanüstü olmasa da çok iyi bir şarap. 100 üzerinden 90-94 aralığında bir yerde.

Hayal dünyasına dalıyorum
Hakkı Bey’in satır kıyma oğlak köftesiyse olağanüstü. Bu şarapla öyle bir uyum sağlıyor ki anlatması zor, denenmesi lazım.
Oğlak köftesi kadar fırında ağır pişmiş oğlak gerdanla da uyum sağlıyor. Hakkı Bey, oğlak gerdan yanında harika bir gökkuşağı salatası hazırlamış. İç baklalı bir salata. Salatada kullanılan beyaz soğan bile dikkati çekiyor. Sulu ve tatlımsı. Bademli, kabak çekirdekli, tereyağlı bir pilav da üçüncü ayağı oluşturuyor. O da harika.
Bir kaşık salata, bir lokma et, azıcık pilav ve şaraptan bir yudum... Gözlerinizi kapayınca eski Antalya canlanıyor, hayal dünyasına dalıyorsunuz.
Tabii diğer mezeler de dikkat çekici Yedi Mehmet’te. Karamelize soğanlı mercimek fava. Eski kaşar peyniri. Taze, gerçek keçi sütü peyniri. Elmalı-havuçlu taze zeytinyağlı enginar. Harika bir hibeş (tam rakılık bu). Güzel bir lahana sarma. İlk kez yediğim bütün sübye. Taze karides, dövme karabiber, domates, tuz, kekik, sarımsak ve parmesan peyniriyle pişirilmiş. Hakkı Bey, deniz bohçası adını veriyor. Çok iyi. Az daha unutuyordum. Keçi sütünden tahinli dondurma da kaybolan lezzetlerden.
Bu özel yemeğin üzerinden 3-4 hafta geçiyor. Umut Bey’in mesajını alıyorum. Yedi Mehmet’teki son yemeğindeki harika çiğ kılıç     balığı ve grida kelleden bahsediyor. Benden önce herhalde onları siz     deneyeceksiniz. Afiyet olsun!