29 Mart 2012 Perşembe

Peki biz ne yiyoruz?

29.03.2012




Avrupa’ya ihraç ettiğimiz meyve ve sebzelerde yüksek oranda kimyasal varsa, acaba Türkiye’de satılanların durumu ne? Bunu bilmiyoruz. Emin olmanın tek çaresi, ekolojik pazara takılmak



 

Türkiye’de üretilen sebze ve meyvelerde tehlikeli oranda kimyasalların bulunduğu haberi, geniş yankı buldu. Avrupa’da farklı yerlerde satılan 76 çeşit meyve ve sebzenin üzerinde yapılan Greenpeace araştırmasına göre, Türkiye etiketli biber, üzüm ve armutta, insan sağlığına zarar verecek oranda ilaca rastlandı.
İlk tepkiler ilginç... Tarım Bakanlığı raporu inceleyeceğini açıklarken, yaş meyve sebze ihracatçıları isyanlarda.  Raporun, ihracatımıza darbe vuracağını ve bilgilerin doğru olmadığını söyleyerek bir nevi ‘komplo yapılıyor’ havası yaratıldı.
Ancak mesele komplo falan değil, insan sağlığı. İster ihraç edilsin, ister iç pazarda satılsın, tüketicinin ne yediğini bilmeye hakkı var. Bunu öğrenmenin ve kontrol etmenin en güvenilir yolu,   maalesef devletlerin veya üreticilerin  verileriyle yetinmemek ve bağımsız  araştırmalar yapmak.

Pazarda ne var?
Peki ihraç edilen sebze meyvelerde hal böyleyken, acaba Türkiye’de durum ne? Pazardan, süpermarketten, manavdan aldığımız ürünlerdeki pestisit oranı nedir?
Tarım Bakanlığı, sadece ihraç edilen ürünlerle ilgili değil, yurt içinde pazarlanan ürünlerle ilgili araştırma yapıp bunu vatandaşla paylaşmalı. O da yetmez!  Ziraat fakülteleri ve sivil toplum örgütlerinin de kolları sıvayıp benzer bir araştırmayı Türkiye için yapmalı. Neticede Avrupa pazarında satılan ürünle iç pazarda satılan, ayrı tarlada yetişmiyor! Komşu tarlada yetişse bile kimyasallardan maalesef payını alıyor.

Ekolojik pazar
Haberi televizyondan seyreden, okuyan halkım ne yapacak peki? Ben kendi önlemimi söyleyeyim: Sebze ve meyvemi, fırsat buldukça organik pazardan almaya çalışıyorum. Hatta sadece sebze, meyveyi değil, yumurtayı, zeytini, bazı temizlik ürünlerini de organik pazardan almaya başladım.
Her cumartesi Bomonti’de kurulan pazarın ayrıca çok eğlenceli bir ortam olduğunu söylemeliyim. Çocuğunu kapan geliyor, isteyen kenarda çay içip gözleme yiyerek kahvaltısını ediyor. Fiyatlara gelince, sanılanın aksine hiç de pahalı değil, süpermarketten pek farkı yok. Eğer yediğinizden emin olmak istiyorsanız yapabileceğiniz tek şey bu!
Bilgi için: ekolojikpazar.org


OKUYUN: BU TOPRAĞIN ÖTEKiLERi




- Gazeteci Müjgan Halis’in yeni kitabını, bir vapur yolculuğunda okumaya başladım. Nasıl olduğunu anlamadan yarılamışım. Şimdi de diğer öyküleri okumak için sabırsızlanıyorum.
-  ‘Bu Toprağın Ötekileri’ (Ayizi Kitap), Müjgan’ın Sabah gazetesinin eki için yaptığı röportaj ve haberlerden oluşuyor. İsminden anlaşılacağı üzere, her ‘öteki’ bu kitabın kahramanı. Kürtler, Aleviler, kadınlar, transseksüeller, mülteciler, tersane işçileri, Süryaniler.
-  Müjgan, her biri birer roman yazılacak kadar muazzam olan öyküleri hem sade, hem de çarpıcı bir dille, 2-3 sayfada anlatıyor.
-  Okuyucu, bu öykülerin çarpıcılığı kadar, Müjgan’ın her haber için yazdığı vurucu ve içten önsözlere takılacak. Sanırım bu kitap, sadece bu topraklarda hâlâ iyi gazetecilik yapılabildiğinin kanıtı değil. Aynı zamanda bir romanın başlangıç vuruşu.