11 Mart 2012 Pazar
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

‘FETiH 1453’ ZARAR ETTiRMEDi

08.03.2012

Filmin afişinde ve jeneriğinde adı yazılı bir şirketin yöneticisi ‘Fetih 1453’ün kâr yapması için 4 milyon seyirciye ulaşması lazım” dedi. Film gişede bu rakamı yakaladı ve geçti bile. Bir seyirciden yapımcıya ortalama   2 dolar kaldığına göre, 4 milyon seyirciye ulaşınca maliyetini kurtaracağına göre ‘Fetih 1453’ün maliyeti  8 milyon dolar civarında demek ki!





‘Fetih 1453’ filminin yapımcısı Faruk Aksoy, “17 milyon dolarlık bütçe haberleri benden çıkmadı. Çünkü ben hiçbir zaman rakam telaffuz etmedim” dedi.
Aksoy ne zaman söyledi bunu?
‘Fetih 1453’ filmi 17 günde 4 milyon 651 bin 715 seyirciye ulaşarak ‘Tüm zamanların en çok izlenen filmi’ olduktan, yani maddi ve manevi olarak rahatladıktan sonra.
Peki ‘Fetih 1453’ün  17 milyon dolar bütçeli bir film olduğunu yapımcısı söylemediyse kim söyledi?
Kimse bu ‘palavracı’?
O ortaya çıkmazsa medya mensupları olarak onu bizim ortaya çıkarmamız gerekmez mi?
‘Fetih 1453’ün prodüksiyon maliyetini bilmiyorum, ancak sinemada ne kadar seyirciye ulaşırsa yapımcısının yatırdığı parayı kurtaracağını biliyorum.
Nereden mi biliyorum bunu?
Filmin afişinde ve jeneriğinde adı yazılı bir şirketin yöneticisi verdi bana bu bilgiyi.
Dediği de şu:
“Faruk Aksoy, varını yoğunu yatırdı bu filme. Yatırdığı parayı kurtarması için filmin sinemada 4 milyon seyirciye ulaşması lazım.”
‘Fetih 1453’ gişede bu rakamı yakaladı ve geçti bile.
Bir biletten yapımcıya ortalama 2 dolar kaldığına, 4 milyon seyirciye ulaşınca maliyetini kurtaracağına göre ‘Fetih 1453’ün maliyeti 8, taş çatlasın 10 milyon dolar...
Şimdi gel de merak etme 8 milyon doları 17 milyon dolar yapan ‘palavracı’yı?



20 YILDA SHOW TV’DEN KiMLER GELDi, KiMLER GEÇTi?

 

Yayın hayatında 20 yılı dolduran Show TV’nin yönetimi, bu süreci özetleyecek bir kitap çıkarmaya karar verdi.
Kanal yönetimi bir şekilde Show TV’yle yolu kesişmiş birçok insandan yazı istedi.
Söz konusu kitap çoktan basılmış olacaktı, ama gecikti.
Show TV’nin kurucusu ve eski sahibi Erol Aksoy’la karşılaştım bir davette.
Şov dünyasına dair sohbet ederken konu Show TV’nin 20’nci yılına gelince Aksoy, “20’nci yıl kitabı yapacaklarmış, o yüzden bir yazı istediler benden” dedi.
Ben de görüş istedikleri kitap çıkar çıkmaz büyük bir merakla yazısını okuyacağımı söyleyince de Aksoy, “O zamana kadar bekleme,  mailini ver hemen göndereyim yazıyı sana” demesin mi?
Böyle bir teklife kayıtsız kalır mıyım?
E posta adresimi verdim ve birkaç saat sonra o yazı geldi.
Kurucusu ve eski patronu Erol Aksoy’un Show TV hakkında yazdıklarını okuyunca 20 yıl bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.
Eminim benim gibi birçok insana “Vay be! Kimler nerelerden gelip, nerelere gitti” dedirtecek o yazısının özeti:
“Show TV’nin ilk yayını Paris dışındaki bir stüdyodan yapıldı.
İçerik radyo ve TV’de çok tecrübesi olan bir danışmandan geldi, ‘Aman haber yapma! Haberciler hem pahalıdır hem de başına iş açarlar, reyting de getirmezler’ dedi.
Sanki 20 sene sonrasının Türkiye’sini öngörüyormuş.

Önce anket, sonra yayın

Nitekim kanalın ismini de Show yani bir eğlence kanalına uygun seçtik.
Habere para akıtmadık, yalnızca slayt şeklinde soldan sağa gidip gelen fotoğraflar şeklinde günün özetini vermekle yetindik.
Bugün istatistik ve demografi okumadan medyacı olduğunu zannedenleri gördükçe şaşırıyorum. Yayına başlamadan önce 5 bin kişilik denekle hangi yaş gruplarına hitap edeceğimizi ve her bir yaş grubunun hangi sanatçıyı, müziği veya filmi tercih ettiğini araştırdık.
En başından medyacı değildim ama bu projede yanıma o zamanın en güçlü iki medyasını aldım. Show TV’nin yüzde 60’ı benim, yüzde 20’si Hürriyet ve yüzde 20’si de Sabah Grubu’nun oldu. Böylece tanıtım ve promosyon eksikliğimizi giderdik. Türkiye’nin en büyük iki gazetesi de ilk defa bu şekilde görsel medyaya ayak basmış oldular. 

Bankacılar ne bilir bu işi?

Tecrübesini takdir ettiğimiz Nuri Çolakoğlu’nu aldık. Nuri, Faruk Bey’i (Bayhan) getirdi, kendisini hiç tanımıyordum, onunla da güzel bir beraberliğimiz oldu, uzun seneler dostluğumuz devam etti. Ekibin en başına da Güneri Bey’i (Cıvaoğlu) getirdik, sağ olsun yeni ve riskli bir işi kabul etti, Genel Müdür oldu. Yayından önce zannederim üç hafta boyunca bütün Amerika’yı dolaşıp en son yenilikleri gördü, getirdi.
TV’yi bilmeyen ama hesabı kuvvetli birçok arkadaşı bu sektöre kazandırdık. Leasing’den gelen Murat Saygı, mülkiye ve teftişten gelen İrfan Şahin gibi gençlerle hesabı iyi bilmenin yaratıcı olmaya hiç de mani olmadığını ispat ettik.
Show TV ve ekibinde başlayan genç üniversite mezunları bu disiplinli, takipçi ve her şeyin kayıt altına alındığı bir ortamda gelişerek bugün tüm medyada, ister TV, radyo, ister gazete, çok önemli yerlerde genel müdür veya genel müdür yardımcısı oldular.”