21 Kasım 2009 Cumartesi
Jurnal

Sahil yolunda kahya terörü

21.11.2009



İşte herkesin alıştığı bir manzara. Yer: Rumelihisarı... Karşı yönden bile gelseniz fark etmez. Kahya Bey kafasına göre trafik yönetip park ettiriyor.

Hafta sonları, hele hava biraz güneşliyse, Anadolu ve Avrupa  yakasının sahil yolu felç olur. Otomobili olan, eşinden dostundan ödünç alan, maaile içine doluşup gezmeye çıkar. Bazısının hedefi yoktur ; etrafa bakına bakına, ağır ağır ilerler ve uygun bir yer bulursa kenara çeker. Bazısı da bir restoran veya kafede arkadaşlarıyla buluşmak için sabırsızlanır.
Sahil yolunu mekan tutanların arasında piyasacıları  saymadan geçmek olmaz. Özellikle Bebek-Emirgan  hattında sırf arabasını göstermek, karşı cinsi süzüp kesmek, işaret çakıp bir yerde buluşma umuduyla bir aşağı, bir yukarı tur atarlar. Eskaza yolunuz buralara düşerse, trafikten kurtulmak için saatlerce debelenirsiniz.

KEYFİMİN KAHYASI!
Yıllardır İstanbul’da alıştığımız bir hafta sonu manzarası bu. Ancak sahil yolundaki keşmekeşin en büyük nedeni araç sayısı, nüfus patlaması  ya da birbiri ardına açılan mekanlar değil... Kuruçeşme-Tarabya hattını çekilmez hale getiren, kaldırıma park ettiren ve trafik polisliği oynayan kahyalar!
Çoğu restoran ve kafenin kendi görevlisi var. Bir de sözde bağımsız takılan, park ettirmeyi kendine iş edinen, büyük ihtimalle civar kafelerle anlaşmalı tipler var. Park yeri mi arıyorsunuz, karşı yönden bile gelseniz yolun ortasına atlıyor ve zaten ağır aksak ilerleyen iki yönlü trafiği durduruyor ! Ya da en olmayacak boşlukları doldurmak için manevra yaptırıyor. Sahil yolunun kahyaları park ettirmekle kalmıyor, trafik polisliğine soyunuyor . Boynuna asmış düdüğü, kafasına göre sen gel sen dur diye yüzlerce, binlerce otomobil sürücüsünü yönetiyor.
Yer bulan, hayatından memnun. Fakat bu duraklamalar, manevra yapmalar, trafik yönetmeler  adım başı, sabahtan akşama kadar sürdüğü için işler çığrından çıkmış durumda.
Kahyaların fiş vermeden topladığı paralar ayrıca işlenmesi gereken bir konu. Öyle gönlünden ne koparsayla kurtaramazsınız, uzattığınız parayı beğenmeme  ihtimali yüksek... 5 TL verip kurtarırsanız   göbek atın. Ama Boğaz’da şık bir yere geliyorsanız, onların gözünde yolunmayı göze almış  bir kazsınız. En az bir 10’luk attıracaksınız! Bu şekilde sabahtan akşama kadar topladığı hasılatı düşünün.
Polis ve belediye bu rezalete neden ve nasıl göz yumuyor, lütfen açıklasın!


KİLİT NOKTALARI
Çengelköy: Balıkçı ve mağaza bolluğu yüzünden trafik her daim tıkalı. İskelenin önünde lokanta müşterisinin aracını alıp teslim eden kahyalar yüzünden iyice içinden çıkılmaz hale geliyor.
Bebek:  Midpoint, Kitchenette, House Cafe, Kırıntı, Mangerie sayesinde zaten park sorunu yaşanan Bebek artık adım atılmaz hale geldi. Vale mi dersiniz, yoksa kahya mı,  ikili sıralar halinde park ettiriyor, hiç olmadı Bebek yokuşunun en nadide  yerlerine konuşlanan otoparklara götürüyor.
Emirgan:  Emirgan Parkı, kahvesi, Sütiş ve Sakıp Sabancı Müzesi’nin müşteri trafiği birleşince kahyalara gün doğuyor. Kahvaltı saatinde başlayan kahya tahakkümü akşam saatlerine kadar uzuyor.
İstinye:  Tek derdi TEM’e veya İstinye Park-Levent’e ulaşmak olan araç sahipleri kahyaların keyfine göre dur kalk yapmak zorunda.


Dr. YANKI?YAZGAN


Şiddet oyunlarına sınır getirilmeli
“Bilgisayar oyunlarındaki şiddet canavarlaştırıyor mu?” sorusunu, çocuk psikiyatristi Dr. Yankı Yazgan’a yönelttim. Konuyla ilgili tespitlerini aktarıyorum:
-  Şiddet karmaşık ve tek bir etkene bağlanamayacak bir davranış. 
- Şiddete yatkınlığı artıran durumların başında ev içindeki şiddet geliyor. Bu ortamlarda büyüyüp, sağlıkla sıyrılanlar olması ya da ihmalin veya şiddetin ailede pek olmadığı, ama çocuğa ait beyin ve davranış özelliklerinin şiddeti kolaylaştırıcı olması da mümkün, çokça da görüyoruz.
- Ev içinde şiddetin yaygın olduğu ortamlardaki çocukların, zaten yüksek Türkiye ortalamasının üstünde sürelerle TV ya da bilgisayar oyunu oynadığını düşünürsek, karşılıklı birbirini besleyen iki kanalın hangisinin daha önemli olduğuna karar vermek zor. 
- Şiddet içeren, kan dökmeyi kanıksatan oyunları oynayanların, küçük bir bölümünün gerçek hayatta uygulayıcı olması riskini bile önemseyelim. 
- Hiç olmazsa, kamusal alanlar sayılan kafelerde ve benzeri yerlerde, çocukların oynayabileceği oyunlara sınır getirilmesi bence uygun ve gerekli.

80’LERİN BEDELİ Mİ?
- Çocuğu özgür bırakma adı altında başıboş bırakmayı tercih eden birçok anne ve babayı kendi rahatlarını birazcık bozup, karşılıklı ilişkiye zaman ayırmaya ikna edebilmemiz gerekiyor.
- Bu anne babaların çoğunun 1970’lerde çocukluğunu ve 1980’lerde gençliğini yaşayan insanlar olması, toplumun o dönemdeki zorlanmasının ve darmadağın olmasının ‘Bedelini bugün mü ödüyoruz’ sorusunu akla getiriyor.


  • YALINBostancı Gösteri MerkeziSaat: 21.00Fiyat: 70 TL60 T45 TL Tel: 0216 384 72 10
  • AVENUE Q MÜZİKALİHaldun Dormen TiyatrosuSaat: 20.30Fiyat: 45,35,30,20TL Tel: 0212 230 67 51
  • YENİ TÜRKÜBüyükçekmece AKMSaat: 20.30Fiyat: 30 TL / 25 TL Tel: 0212 883 00 40
  • LURSIN SOKAĞI CİNAYETİÇevre TiyatrosuSaat: 20.30Fiyat: 25 TL / 20 TL Tel: 0212 585 59 35
  • ESKİ 45’LİKLER PARTİSİLife RoofSaat: 21.00Fiyat: 15 TL Tel: 0212 293 66 15