13 Ocak 2015 Salı
Parçalı Bulutlu

BiR CÜMLE HAKKINIZ OLSA

13.01.2015

‘Size tüm dünyaya duyurabileceğiniz tek bir cümle hakkı verseler o cümle ne olur?’, ‘En son ne zaman sesinizi tüm dünyaya duyurmak gibi bir istek duydunuz?’, ‘Falanca, seni seviyorum, benimle evlenir misin?’den söz etmiyorum. Sahiden tüm dünyayı ilgilendirebilecek, kurduğunuzda küçücük de olsa bir şeyin değişeceğine inandığınız cümle...
Bu soruyu, ‘Artık Hayallerim Var’ adlı belgeselde Antakyalı bir genç kızdan duydum. Kafalarındaki bütün dar kalıplar, sınırlar, köşeler ve nasırlarla karşısına dikilen ‘basın mensuplarına’ soruyordu. Koca koca adamlara kallavi bir hayat dersi veriyordu aslında… Almayacakları belli olsa da...
Şimdi hikayenin başına gidelim. Türkiye’nin altı ilinden 72 öğrencinin katıldığı FilmTurkey adlı bir proje var. Artvin, Edirne, Antakya, Mardin, Sivas ve Konya’dan seçilen bu öğrenciler önce sinemayı öğreniyor, sonra kendi kentlerinin filmlerini çekiyorlar. Bu filmler festivallerde gösterilirken, 18 öğrenci de hocaları Nefin Dinç’le birlikte ABD’ye sinema eğitimi almaya gidiyor. Atlantik Film ile State University of New York Fredonia’nın ortak projesi bu.

Film Turkey projesi kapsamında liseli ve üniversiteli gençler 18 film çekti. Filmler, ABD’de ve dünyanın birçok ülkesinde gösterime girdi.

“TEK BAŞIMA YAPABİLDİM”
Dinç’in yönettiği belgesel, bütün bu süreci, o gençlerin yaşadığı müthiş değişimi anlatıyor. Yola çıkarken “Hani teknik, biraz zeka gerektirir o yüzden biraz çekindim ben. Daha çok toparlama, organizasyon yapmak istedim” diyen, erkekler kadar zeki olmadığına inandırılmış genç kızın “Kafam basıyormuş” derkenki kendine güvenini mesela... Ya da “Ahşap boyama kursuna git, daha faydalı” diyenlere inat “En azından düğünlerde daha iyi kamera kullanırım” diyen ve “Çok daha fazlasını yapabildim, tek başıma” diyen kızınkini... Anneleri, teyzeleri kameralara “Bayan evde otursun, işini yapsın” derken, “Belki ben belediye başkanı olurum” diyen kızın inancını sonra...
Zehir gibi beyinler bir de destek bulup kendilerine güvenince, başlıyorlar şehirlerinde onları rahatsız eden ne varsa onu anlatmaya... Ayrımcılık mı, eşitsizlik mi, Edirne’deki Romanların derdini anlatıyor, Mardin’deki Kürtlerin... Artvinli Cerrattepe’nin maden işletmesinden kurtarılma mücadelesiyle meşgul, Sivas’taki yerel yönetimlerde kadın adayların durumuyla… (Hepsini filmturkey.net’ten izleyebilirsiniz.)

“LAYIK GÖRÜLEN MUAMELE”
Şehirden üç film çıkıyor. ABD’de ‘yabancılarla’ paylaşıyorlar maceralarını... Hayatlarında ilk kez kamerayı eline alan gençlerin işleri hayranlık yaratıyor. Geliyoruz kendi memleketimize... Her şehirde basın toplantıları, hepsinde aynı yargılayan haller… Konya’dakilere “Niye Mevlana’yı anlatmadın?” diye soruyorlar, Sivas’takilere kangal’ı... Üstüne de “Tabii ABD’nin hoşuna gitmek için Türkiye’yi eleştirirsiniz, şimdi ödül de alırsınız siz” saçmalığı ve sert kabuklarını kırıp kendi hayallerini gerçekleştirirken dünyayı güzelleştirecek bir adım atan çocuklara layık gördüğümüz muamele...

“Biraz da hayal kurmak için”
Neyse ki sahiden zeki ve sağduyulular, “Sizin dediğiniz gibi olsa Artvin’in güzelliklerini beş on yıl sonra sadece belgesellerde izlemek zorunda kalacaktık” diye tane tane açıklıyor biri karşısındakine: “Olumsuz yerden başlayıp Cerrattepe’nin kurtarılma mücadelesini anlatırsak güzelliklerimizi anlatmaya zaten vaktimiz olacak.” Antakyalı genç kızın şahane konuşması: “Size tüm dünyaya duyurabileceğiniz tek bir cümle hakkı verseler o cümle ne olur? Antakya’nın şelalesi mi olur, rektörünün hayat hikayesi mi olur, yoksa sizi rahatsız eden bir şey mi olur?”
Nasıl parlak gençlerle dolu olduğunu, onların kolunu kanadını kırıp kendi kaderimizi yaşatmak yerine kanatlarının altına biraz rüzgar verirsek neler başarabileceklerini görmek için müthiş bir belgesel olmuş... Bir de biraz hayal kurmak için...
Devamlı mızmızlanmak yerine dünyaya duyuracak bir cümle bulmak için...