11 Nisan 2013 Perşembe
Reyting canavarı

‘DİZİLERDE TAHRİK EDİCİ SEVİŞME SAHNELERİ OLMASIN’

11.04.2013

Habertürk’teki ‘Türkiye’nin Nabzı’, diziler için attı. Günde ortalama 5 saate yakın televizyon izlenen, bu sürenin büyük bölümünü oluşturan diziler, o ülkenin nabzıdır. “Diziler mi toplumu, toplum mu dizileri, yoksa her ikisi bir fanusun içinde birbirlerini mi tetikliyor?” noktasında sanırım tartışmanın kafa karışıklıkları kendini gösterdi. Ve durumu özetleyen cümle de yukarıdaki başlık oldu; “Sevişme sahneleri cinsellik kokan, tahrik edici olmamalı; bu yanlış...” Söz, altyazıda kartviziti ‘araştırmacı yazar’ olarak geçen Sevda Türküsev’e aitti.
İzlerken not düşmüşüm;
“Serbest güreş yapıyorlar, havasında sahneler olmalı” diye...

‘Gümüş’ün Pınar karakteri aile yapımıza ters mi?
‘Gümüş’ dizisinde Kıvanç Tatlıtuğ’un oynadığı Mehmet’in ablası Pınar’ı oynayan Ayça Varlıer, yaptığı geziler sırasındaki bir gözlemini dile getirdi. Arap kadınları nasıl bir karakterden etkilenmişlerdi? Varlıer, şöyle sıraladı: “Dik kafalı, tuttuğunu koparan, yurt dışına gidip evlenmeden çocuk sahibi olan, sanatçı, rüyaları ve hayalleri doğrultusunda hareket eden, ailesine anarşist bir şekilde yaklaşan...”
“İşte ahlaksızlık” diye not düşmüşüm!
Tartışmanın renkli simalarından Sevda Türküsev hemen atıldı, bunların Türk toplumunda doğru olmadığını, karakterin de doğru bir karater olmadığını söyledi. Söyledi de onu oynayan oyuncunun da gözlemi böyleydi. Tartışma çıktı. Sevda Hanım noktayı koydu: “Ben oğlumun elalemin kızıyla böyle bir ilişki yaşamasını istemem.”
Not düşmüşüm ‘elalemin kızı’ lafına!

“Erkek arkadaşım var ve ondan çocuk yapacağım, durum ne olur?”
Programa katılan oyuncu Nesrin Cavadzade lafı dolandırmadan bir tablo çizdi: “Bekarım, bir erkek arkadaşım var, evlenmeden bir çocuk sahibi olabilirim (Yani şartlar müsait demek istiyor). Ben geleneksel Türk aile yapısına uymuyorum. Ne yapacağım dizileri?”
Gerçek hayatın diziler gibi olması. Sevda Hanım için şablon hazırdı. Stüdyoda bulunanlar bu ‘kötü etkinin’ dışındaydılar. Sorun, dışarıdaki eğitimsiz kitleydi. Dizilerdeki kadın karakterlerin rahat tavırlı, her an ilişkiye hazır hallerinden etkilenen halktı sorunu olan.
Not düşmüşüm: “Magazinin yeni gündemi Nesrin
Cavadzade, erkek arkadaşından çocuk yapacak mı yapmayacka mı?” Şimdi peşine düşüp, sormaya başlarlar.

Dizide  görüp tecavüz eden var mı?
Tartışmanın çarpıcı sorularından biriydi! Moderatör Didem     Arslan Yılmaz sordu. Psikiyatr uzman doktor Ayhan Akcan, dizilerde cinselliğin işlendiğini, en büyük     sorunun da bu olduğunu belirtti.     “Nereden biliyorsunuz?” diye soran Dr. Koray Çalışkan’a (ki son zamanların ekranda sıkça rastladığımız isimlerden biri.  Dizilerimizin dünyadaki etkileri üzerine bir belgesel çekiyormuş, onu da bu vesileyle duyurmuş oldu) fena çıkıştı, “Sizin yaptığınız film, bizim yaptığımız bilim” diyerek. Konuklardan psikiyatr Dr. Ayşegül Sütçü de, “Cinsel yönelim öğrenilen bir şey değil” demez mi?
Demek psikiyatrdan, psikiyatra fark var, aynı eğitimi alsalar da diye not etmişim!

“Behzat Ç.’yi internetten sansürsüz izliyorum”
Psikiyatr Dr. Ayşegül Sütçü tavrını net koydu, “Çay içerken Körfez Savaşı’nın izlediğim gün benim için televizyon bitmiştir. Ama ‘İzliyor musun’ diye sorarsanız, arada izliyorum’ diyerek hangi diziyi izlediğini söyledi; ‘ Behzat Ç’. Ve ekledi: “İnternetten argo olanı izliyorum...” Yani sansürsüz.

“Eve geldim prime time’da ne yapayım?”
Psikiyatr uzman doktorumuz Ayhan Bey; “Saat 6’da, 7’de eve     geldim, prime-time’da ne yapayım?” dedi. Yemek yedikten  sonraki zaman dilimi, televizyonla bütünleşince, “Prime-time’da ne yapayım?” sorusu geliverdi. Dizilerin tek faydasının ‘meşguliyet’ olduğunu söyledi. En güzel tarifi de bu ‘prime time’ haliydi. Kendileri ‘Muhteşem Yüzyıl’ı takip ediyormuş eve geldikten sonraki ‘prime- time’ zamanında belirteyim!

Sonuç olarak
Yararlı bir tartışmaydı.   Dizilerin bizi etkilediği, etkilerken ‘çapsız hikayeler’ anlattığı, hatta çoğunlukla anlatacak hikayelerinin olmadığı, bildik temaların sıradan kullanımıyla bize kısa yoldan heyecan, merak salgıladığı bir gerçek. Zeki, keyifli, oyunculuğu ve senaryosuyla hoş dizilerin ayrıntıları onun içinde kaynar gider. Asıl sorun bu galiba. Ki halihazırda ekranda başarılı örneklerini izliyoruz.