14 Mart 2013 Perşembe
Son durum

Türk imzası her yerde

31.03.2010

Modacıların ardından Türk sanatçıları da düzenledikleri sergilerle yurtdışında boy gösteriyor. Hangi şehre gidecekseniz o tarihlerde düzenlenen etkinliklere göz atın

Eskiden yurtdışına giderken önce alışveriş listesi yapılır. Sonra da gezilecekler görülecekler bir kenara not edilirdi. Müzikaller, tiyatro oyunları, sergiler bu notlar   arasında yer alırdı.
Şimdi yurtdışında nereye gidersek gidelim her yerde bizden birilerinin işleriyle karşılaşıyoruz. “Eskiden onlar ne yapmış?” diyorduk, artık “Bizimkiler ne yapmış?” da diyebiliyoruz. Moda haftasındaki defilelerden sonra şimdi de sergiler ve Sotheby’s Londra müzayedesi gündemde.

Dice Kayek ve Aslı Filinta sergisi Paris’te
Geçen hafta eğlenceli tasarımlarıyla dikkat çeken Aslı Filinta’nın sergisi açıldı. Nerede mi? Paris’te Palais Royal’deki Joyce adlı galeride. 26 Mayıs’a kadar yolu Paris’e düşenler görebilir.
Bugün moda tasarımcılarımızdan Paris’te bir sergi haberi daha var. Dice Kayek’in ‘İstanbul Contrast’ adlı sergisi 30 Mart’ta açıldı. Geçen yıl Paris’te Ritz otelde yapılan serginin devamı aslında. Dice Kayek İstanbul simgelerini anlatan elbiseleri sergilemişti Ritz’de. Hatta Ayasofya elbisesini Victoria Beckham satın almıştı. Bu seferki sergide daha farklı bir sunum ve daha önce kimsenin görmediği beş yeni elbise var. Fransa’da ‘Türk Mevsimi’ kapsamında düzenlenen sergi Les Arts Decoratifs’te.

Londra’da Sotheby’s çıkarması
Türkler’in çıkarması sadece Paris’le sınırlı değil. 15 Nisan’da çağdaş Türk sanatçıların eserleri ikinci kez Londra Sothebys’de müzayedeye çıkıyor. Bu yıl seçilen sanatçılar Fahrelnissa Zeid’den Arslan Sükan’a geniş bir yelpazede. Koleksiyonerler müzayedenin bu yıl da sabah 10:30’da yapılacak olmasından üzüntü duyuyor. Akşama terfi etme durumu artık seneye kaldı. 
Sotheby’s müzayedesinde iki eseri satışa çıkacak olan Haluk Akakçe 29 Nisan’da Londra’da bir sergi açıyor. “İstanbul’daki son sergimin devamı” diyor Haluk Akakçe. Haziran’da da Zürih’te önemli bir sergisi var.
Bunlar sadece birkaç örnek. Örnekleri çoğaltmak elimizde… Hangi şehre giderseniz mutlaka o tarihlerde yapılacak etkinlikleri inceleyin. Eminim çok tanıdık isimlerle karşılaşacaksınız. Bizden kim ne yapmışsa, yurda dönünce nasılsa görürüz demeyin. Yurtdışında da yapılanları mutlaka izleyin!

Okul stresi doğumla başlıyor!
Dört yaşındaki Sinan cumartesi gününü bir mülakatta geçirdi. Yanlış okumadınız, bildiğiniz mülakat. Tam olarak neler konuşuldu bilmiyorum, çünkü o ve yaşıtları mülakat yerine hayvanlar hakkında konuşmayı tercih ediyor. Ama özel ilkokullarda ne yazık ki artık böyle bir uygulama var.
Önce bebek doğmadan ismini listeye yazdırmanız bekleniyor. Sonra sıra sizin çocuğa gelirse mülakata çağırılıyor. Tabii sıranın size gelmesi için çocuğunuzun yılın ilk üç ayında doğmuş olması gerekiyor. Çünkü ilk üç ayda doğan çocuklar okulların bekleme listelerini doldurmaya yetiyor bile. Bu da demek oluyor ki çocuğunuzun oğlak, kova, balık ve koç burcu dışında arkadaşı olmayacak. Derdiniz bu olsun.
Bütün bunları yapabilmeniz için çocuğunuzu iki yaşında okula başlatmanız gerekiyor. Çocukların okul günü ve hafta sonu kavramı çok erken gelişiyor. Tamam, bir yandan İngilizce öğreniyorlar, bir yandan ilkokula gitmeden okuma yazmayı çözenler oluyor. Ama bunun için de yıllık 10 bin TL ile 10 bin Euro arasında bir miktarı gözden çıkarmanız gerekiyor. Okul ilk senesinde Dolar isterken, ikinci senede Dolar da kötü gidiyor diye pat diye Euro’ya dönebiliyor. Tabii bu arada yüzde kaç zam yapıldığının bir önemi yok. Yuva çocuklarının eğitim masrafı neredeyse Harvard Üniversitesi’ndeki öğrencilerin eğitim masrafı kadar oluyor. Birçok anne-baba bu masrafı çocukları evde sıkılmasın, yaşıtlarıyla oyun oynasın, sosyalleşsin diye veriyor. Tabii bir de hırslı anne-babalar var, çocuk bir an önce ikinci dili halletsin de üçüncüye başlasın istiyorlar.

Trafik sorununa yeni çözüm
Trafik hayatımızın en temel sorunlarından biri. İstanbul’da her gün her saat, hatta en ara saatlerde bile trafik milim milim ilerliyor. Kimsenin işi gücü yok mu, bu saatte ne işi var sokaklarda diyoruz. Sürekli şikâyet ediyoruz. Ama bunun için hiçbirimiz bir şey yapmıyoruz.
Bursa Nilüfer Belediyesi hepimizi yakından ilgilendiren yeni bir uygulama başlatmış. Adı Liftshare, Türkçesi araç paylaşım hizmeti. www.aracpaylas.com diye bir internet sitesi var. Bu siteden kendinize aynı güzergâhta bir yol arkadaşı seçebiliyorsunuz. Tabii bu  seçimi yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Sitede “Buluşmanızı başkalarının da olduğu kamusal alanlarda yapın” ya da “Yol arkadaşınızla karşılıklı olarak kimliklerinizi gösterin” gibi güvenlik hatırlatmaları  yapılıyor.
Bu uygulama dünyanın pek çok şehrinde bulunuyor. Sosyal paylaşım ağlarını geyik çevirmenin yanı sıra artık bu amaçla da kullanabiliriz. Facebook ya da Twitter’da organize olunup aynı yere gidenler aynı aracı paylaşabilir. Bakarsınız bu sayede İstanbul trafiği biraz rahatlar.