25 Ocak 2013 Cuma
Parçalı Bulutlu

SiYAD GECESİNİN EN GÜZELİ, EN GENCİ

25.01.2013

Benim SİYAD ödül törenleri konusunda çok uzun bir geçmişim yok ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Gördüklerim içinde en başarılısıydı, 45’inci SİYAD Ödülleri Töreni. Şimdi birkaç ‘magazin’ notu... Kendimce...

Bu tip törenlerin bir numaralı sorunu olan, sürekli soğuk espri ve gaf üreten oyuncu-sunucu handikapı yoktu bir kere. Ceyda Düvenci, üstelik hasta haliyle hem profesyonel hem sempatikti, son derece güzel idare etti töreni.
Çıkanlar uzun konuşmalarla insanları baymadılar. Geçen yılki Berhan Şimşek örneğinden ders almış olmalılar, organizasyon komitesi de bu tür riskler almamış. Müzik ödülü vermeye çıkıp kendi altı yaş anısını anlatan Erdener Koyutürk hariç...
Müzik, bu tür törenlerde hep sorun. İnsanların sigara içmek için değerlendirdiği molalar gibi algılanıyor, kaldı ki bir sinema ödülleri gecesinde müzik yapma isteklerini çok takdir ettiğim bir avukat grubundan ‘Evde Kaldım’ diye bir şarkı dinlemeyi kim ne kadar isterdi, salonun yarısının boşalmasından anlaşıldı... Belki artık bu ‘müzik aralarından’ vazgeçmenin zamanı gelmiştir...  
Gecenin en güzel kadını, kesinlikle Fatma Girik’ti. “Zarif” falan diye lafı dolandırmayalım, güzellikten çizgisiz, gergin bir yüz anlayanlara inat düpedüz ‘güzel’di. “71 yaşındayım, artık bakılacak halim mi kalmış?” diye kahkaha atarken kendi de biliyordu eminim bu durumu.

Umarım Necla Nazır’ın geçerli bir sebebi vardır
Sonra en ‘genci’, eğer bu bir ruh haliyse, Arif Erkin’di. Oturuşu, kalkışı, hızlı hızlı yürüyüşü, gözündeki ışık, değme ‘gençte’ yok, üzgünüm. Umarım dediği gibi tekrar piyanosunun da başına oturur, şahane film müzikleri besteler, eskisi gibi.
İnsana bir yerde onur ödülü veriliyorsa, onu almaya gelmeyip bir sebep de sunmamak ayıp geliyor bana. Necla Nazır niye orada değildi, bilemiyorum ama umarım çok geçerli bir sebebi vardır; yıllardır, çok genç yaşından beri sinemadan uzakken değerbilir davranıp onu ödüllendirmek isteyen SİYAD’ın törenine katılmazken...
Sevin Okyay, onur ödülü almasına en sevindiğim isim... Bu sene onun bunca yıllık emeğinin hiç değilse ödül anlamında karşılığını bulduğu yıl oldu. Atilla Dorsay Tuğrul Eryılmaz’ın onunla ilgili söylediği cümleyi hatırlattı sahneden: “Sevin bir kültür editörünün hayal bile edemeyeceği bir yazardır.” Doğrudur; ilgi ve bilgi alanlarını buraya sığdıramam ve bugün bunlardan daha çok faydalanabileceğimiz sıklıkta yazmıyorsa, bu da bizim ayıplarımızdan biridir.

Sonuçlar üzerine spekülasyon yapılamaz
Gecenin Juno’daki ‘after party’sinde Ayten Uncuoğlu, Şenay Aydemir ve Aylin Alıveren’le yaptığımız konuşmanın özüyle bitirmek istiyorum sözü. Ülkemizde, sonuçları üzerine bu kadar spekülasyon yapılamayacak başka ödül yok. Burada, üstelik çoğu sinema yazdığı için para kazanmayıp hayatını editörlükten, muhabirlikten, yan kollardan kazanan 100’e yakın insanın tamamen bireysel tercihleriyle gizli kullandıkları oyların sonucunu görüyoruz. Kimse kimseyi yönlendirmeye çalışmıyor, filanca yönetmen çıkıp “Bu gerizekalılar bana ödül vermedi” diye kızamaz, “Şu kişi beni sevmiyordu, öbürlerine de engel oldu” diyemez, ortada insanların birbirini etkilediği bir mekanizma yok. Sinemayı seven, beklentisiz ve çıkarsız seven bir grup insanın samimi fikirleri var. Çünkü tekrar edeyim; sinema
yazarlığı, üstelik çok zaman ve emek istemesine rağmen, istisnai durumlar dışında
para etmez. Sırf bu nedenle bile, Uncuoğlu “Böyle bir
yazı yazılmalı” demişti,
ondan çalarak: SİYAD’ı seviyoruz.

‘Zengin Mutfağı’na dair

Salı günü, Şehir Tiyatroları’nın şubat programına alınmayan ‘Zengin Mutfağı’ oyununun akıbetini sormuştum. Ülkücü baskılar nedeniyle kaldırılıyor olduğu doğru muydu? Dün Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin’den yanıt geldi. Oyunun kaldırılması diye bir şeyin söz konusu olmadığını söyledi Şahin. Gereksiz telaş edildiğini düşünüyordu. “Biraz dinlendirelim, meseleyi soğutalım dedim” diye açıkladı durumu. “Oyunun içeriği konuşulamaz oldu, bu meselelerin altında kayboldu” dedi. Oyunun martta oynanacağını söyledi. İletmesi benden...