09 Aralık 2012 Pazar

Amatör balıkçı kılığında denizi bitirdiniz!

09.12.2012

“Amatör balıkçıyım” diyerek yasadışı balık avı ve ticareti yapanların denizlere verdiği zararı tahmin bile edemezsiniz... Neredeyse trol ve gırgır kadar fazla!

SAD’ın kibarca “Bilinçsiz amatör balıkçı” dediği bu modele ben, kısaca “Denizaltı zontası” diyorum.

“Geceleri ellerinde zıpkınla toplanıp, balığın en bol olduğu yerde en az 15 kişilik gruplar halinde dalıyorlar... Bir gecede yasadışı yollarla 350 kilo balığı vurup, büyük paralar kazanıyorlar. Sahil Güvenlik mi? Onları da atlatmayı biliyorlar...”
Bu sözleri, Muğla’nın Akyazı ilçesinde kıyı balıkçılarıyla görüşmeye gittiğimde pek çok balıkçıdan duydum. Bu deniz magandalarına karşı kimse bir şey yapamıyor, çünkü bir nevi mafya olmuş haldeler. Uğraşmaya kalkanların tehdit edildiği, hatta gözdağı olarak bacağına kurşun sıkıldığı da oluyor. Rivayet o ki, bunu yapanların arasında askerler de var.
Akyazı’daki bu vahim hikaye, Türkiye’de göz yumulan sayısız eko-sistem katliamına yalnızca bir örnek. Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD), bilinçsiz amatör balık avının denizlerdeki canlı çeşitliliğini tehdit ettiğini açıkladı.

4 milyon amatör balıkçı
Türkiye’de yılda en az bir defa av yapmak kaydıyla, 200 bine yakını su altı olmak üzere 4 milyona civarında deniz amatör balıkçısı bulunuyor. SAD, deniz eko-sistemindeki olumsuz etkisini her gün artıran bilinçsiz amatör avcılığa karşı ‘Sorumlu Amatör Balıkçılık Projesi’ başlattı.
Buradaki dert, elinde zıpkınla suya dalıp         1-2 balık vuran veya oltayla 1 kilo balık tutanlarla uğraşmak değil. Amatör kisvesi altında ticarete soyunanları engelleyebilmek...

Böyle giderse kaybedeceğiz
Bu sorun sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde var. Durumun ciddiyetini kavrayan ülkeler buna göre önlem alıyor. SAD Çevre Bilimleri Uzmanı Sorumlu Amatör Balıkçılık Projesi Yürütücüsü Ozan Veryeri, “Türkiye’nin de artık bu gerçekle yüzleşmesinin vakti geldi. Eğer böyle giderse denizlerimizdeki çeşitliği ve dengeyi bir daha geri kazanamamak üzere kaybedebiliriz” diyor.
Düşünün, biz tezgahtaki çinekopların boyunu ölçüp devletin önlem alması için bunca çaba harcarken... Belki de tezgahtaki bazı balıklar, yukarıda anlattığım gibi kendine “Amatör balıkçı” diyen üçkağıtçıların getirdiği balıklar!
Evet, topu sadece profesyonel balıkçılara atmakla olmuyor... Bireyler de kendi sorumluluklarının farkında olmalı. Ticari amaçla, sportif dalışın haricinde atılan her zıpkının, sallanan her kurşunun aslında kendi geleceğine bir tehdit olduğunu bilse, ne değişir?
“Hmmm nefis bir deniz balığı” diye atlamadan önce, balığın nereden ve nasıl alındığını öğrenerek siz de tüketici olarak sorumluluğunuzu bilin.

YAĞMURDAN KAÇAN BALIK DOLUYA TUTULUYOR

* Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de, 4 milyon civarındaki amatör balıkçıyla birlikte av malzemesi, tekne imalatı ve satışı, lojistik hizmetler, amatör balıkçının tuttuğu balığı tüketen kesim de düşünüldüğünde amatör balıkçılıkla ilişkili bireylerin sayısı 10 milyonu buluyor.
* Öyle ki balıkçılık malzemesi satan tek bir mağazadan yılda  5 tona kadar olta kurşunu alınıp denize bırakılırken, 1000-1500 arasında su altı tüfeği satılabiliyor.
* Trol ve gırgırlardan kaçarak üremek için kıyılara yaklaşan balıkların bilinçsiz amatör avcılık nedeniyle neredeyse değil üremek, hayatta kalmak için bile hiç şansı kalmıyor. Adeta yağmurdan kaçan balık doluya tutuluyor.