04 Kasım 2012 Pazar
Son durum

TASARIM BiENALi NOTLARIM

04.11.2012

Yoksa siz hâlâ İstanbul’un ilk tasarım bienalini gezmediniz mi? Peki ama neden bienali gezmeniz gerekiyor? İşte notlarım...

*Güne Karaköy’ün en popüler mekanı Karabatak’ta kahvaltıyla başlayın. Karaköy’deki değişimi en iyi izleyebileceğiniz yer hiç şüphesiz hâlâ Karabatak.
*Mümkünse acele etmeyip, bienal gezinizi iki güne bölün. Birinci gün Galata Rum İlköğretim Okulu’ndaki ‘Adhokrasi’ sergisini, ikinci gün İstanbul Modern’deki ‘Musibet’ sergisini gezin. Benim gibi ikisini aynı gün gezmeye kalkarsanız günün sonunda üzerinizden kamyon geçmiş gibi oluyor.
*Galata Rum İlköğretim Okulu, başlı başına etkileyici bir mekan.     Benim gezdiğim gün hava güneşliydi ve içeriye o kadar çok ışık vuruyordu ki Joseph     Grima’nın küratörlüğünü yaptığı serginin     büyük bir kısmı ne yazık ki gözle görülür     halde değildi. Eminim bir dahaki sefer, ışığı kesecek bir önlem alınacaktır.  
*Işığın etkisinden mi bilmiyorum ama İstanbul Modern’deki sergiyi kesinlikle daha çok beğendim. Tasarım bienalinin küratörünün mimar olması tartışıldı ama bence Emre Arolat iyi bir iş çıkarmış.
*Favorim ‘40 Nasihat-Made in     İstanbul’ başlıklı fotoğraflar. Her     karede gülmemek için kendinizi zor tutuyorsunuz. Bize bile tuhaf gelen Türkiye     gerçeklerini anlatan bu fotoğraflar kimbilir     yabancılara nasıl geliyor?


İki kare arasındaki farkı bulun: ‘İstanbul-O-Matik’ adlı interaktif kent yapma oyunu

Diğer favorim ‘İstanbul-O-Matik’ adlı interaktif kent yapma oyunu. Şehir siluetine nazır duruyorsunuz, yerde bastığınız karelerde ışık yanıyor ve seçtiğiniz karelere göre şehir yıkılıp yeniden yapılıyor.
Ayrıca Bahar Korçan’ın Galata’nın değişimini anlatan projesini ve Can Yalman’ın farklı semtlerde halkın bir tasarım objeyle ilişkisini anlattığı videoyu dakikalarca izledim.

Görevlilerin eğitilmesi şart
*İstanbul Modern’deki gezinin sonunda beni ve daha birçok ziyaretçiyi kendimize getiren bir sürpriz oldu. Görevliler “Saat 18.00, müze kapandı” diye bağırarak ziyaretçileri dışarı çıkardı, hatta çıkmadan tuvalete gitmek isteyenleri bile “Kapandı, kilitledik” diyerek engellemeleri tuhaftı. Müzelerimiz ilerliyor. Bunu söylemek zorunda olduğum için üzgünüm ama müze görevlilerinin kesinlikle daha iyi eğitilmesi gerekiyor. Çünkü kimse medeni bir şekilde müze gezdikten sonra bu muameleyi hak etmiyor.

Eserlerin çoğu mesaj kaygılı   
*İlkliğinden olsa gerek, sergilerden çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Hatta sanırım ülkenin ve hepimizin ruh hali bienalimize de yansımış. “Bu nasıl düşünülmüş de yapılmış” diyeceğim, ufkumu açacak bir şey ben şahsen bulamadım. Hatta     işlerin çoğunu fazlasıyla mesaj kaygılı ve     hatta didaktik buldum. Tasarımdan çok felsefesiyle ilgilenmiş katılımcılar. Tamam, felsefe önemli ama bunu yaparken bazıları, görünen işin karşıdakine bir şey hissettirmesi gerektiğini kaçırmış. Ama yine de haksızlık etmeyelim, ilk tasarım bienalinde her şey hayal     edildiği gibi olmayabilir. Bunun maddi     manevi birçok nedeni var.
*Eminim, 2014’te her şey çok daha iyi olacak. Tabii 2014’te tasarım bienalinin gerçekleşebilmesi için ilkine ilgi gösterilmesi şart. İşte, sırf bu yüzden de olsa mutlaka bu bienali gezin.  
Not: Yarın bienali sevmek için iki     nedenden daha bahsedeceğiz.