22 Eylül 2012 Cumartesi
Anibal Güleroğlu
Anibal Güleroğlu guleranibal@yahoo.com
Ekran Arısı

HAFTANIN ‘İZ BIRAKANLAR’I…

21.11.2013

Globalleşen dünya düzeniyle birlikte her şeyi o denli hızlı tüketmeye başladık ki bir süre sonra elimizde kalanlara bakıp ardında iz bırakan bir şeyler arar olduk. Bunun için arada bir haftanın veya sadece bir günün yarattığı özellikli durumları işaret ederek ‘İz Bırakanlar’ı hafızalara sabitlemek gerek.

Ancak iz bırakan dediysek öyle hafta boyu tartışılan öğrenci evi veya dershane kapatma durumlarının ‘hava-cıva’ hallerinden veya Elazığ’daki 7 aylık hamile doktorun karnını tekmeleyen vahşetin insanlık adına kara lekesinden bahsetmiyoruz.

Ülkemiz ve dünyamız adına güzel işler, akılda kalan durumlarla ilgili bizim ‘İz bırakanlar’ımız. İşte bu doğrultuda biz de önemli bulduklarımızı paylaşalım dedik.

Söze haftanın en kayda değer iz bırakanlarından başlayacak olursak, elbette ki ülkemizi dünya çapında gururlandıran 10+1 isimin yaptığı işlerin uluslararası yankısı olan ‘İz Bırakan 10 Başarılı Genç’ seçkisi başı çekecek…

 

İZ BIRAKAN İSİMLER

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin mekân sponsorluğunda Su Ada’da gerçekleştirilen ödül törenine davet edildiğimde işin doğrusu böylesine gönüllü bir çalışma ürünüyle karşılaşacağımı düşünmemiştim. O kadar alışmışız ki, pek çok şeyin getiri gözetilerek yapıldığına, 200 bini aşkın üyesiyle dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşu olan JIC yani Genç Girişimciler Derneği tarafından dünya çapında gerçekleştirilen organizasyonda sanki başka âlemdeymişim gibi hissettim.

19 yıldır faaliyeti süren TOYP’un kişisel özverilerle yürütülen çalışmalarını dinlediğimde hem sevindim, hem de şaşırdım. Hele TOYP 2013 Dünya Birincileri olan Tülin Akın ve Hasibe Kızıltaş’ın binlerce proje arasından sıyrılıp bu başarıyı yakalamalarını duyduğumda, her gün temcit pilavı gibi önümüze konulan haberlerde neden bunlara da aynı oranda yer verilmediğini düşünmeden edemedim.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayan gece gerçekten de gelişmişlik adına dikkate alınması gereken bir çabanın göstergesiydi. 1.Global Girişimcilik Haftası Dünya Başkanı Jonathan Ortmans’ın genç insanların dünyada yaratacakları değişim üstüne konuşmasıyla yer aldığı, Ezgi Ayçe Kızıldere ve Boğaziçi Caz Korosu’nun harika performanslarıyla renklendirdikleri Gala Gecesi’nde dağıtılan ödüllerde pek çok ünlü ismin jüri olarak yer alması da ayrıca dikkat çekiciydi.

***

Siyasetten, medyaya, sanattan tıp alanına, iş dünyasından eğitimin her dalına tercih edilen jüri üyeleri, alanlarında değerli isimler… CHP Milletvekilleri Şafak Pavey ve Aylin Nazlıaka, kendisi de TOYP99 birincisi olan AKUT Başkanı Ali Nasuh Mahruki, Uğur Dündar, Orhan Erinç, Cefi Kamhi, Cebit Euroasia Bilişim Direktörü Murat Özer, Tan Sağtürk, Vedat Atasoy, Tuncel Sunar, Barbaros Şansal, Hüseyin Özer, TOYP97 Dünya Birincisi Prof. Dr. Arın Namal bunlardan sadece birkaçı.

Çocukların açlıkla, savaşla yaşamdan koptukları çeşitli sefalet görüntülerini dünya çapında yansımalarla verip bunları mucitlerin, Martin Luter King gibi etkili isimlerin varlığıyla bütünleştiren video gösterimiyle, bir kişinin gerektiğinde yüreğini ortaya koyup neler yapabileceğini akıllarda iz bırakacak şekilde saptayan Gala Gecesi’nde jüri isimlerinin dışında bir diğer hatırlatılması gereken ayrıntı, ödül alanlara çiçek vermek yerine onların isimlerini birer ağaçta yaşatacak TEMA’ya bağışta bulunma öğretisiydi! Hem çiçekleri soldurmamak hem de ha bire yakılan ormanları yeniden yeşertmek adına mükemmel bir seçim.

***

‘İz Bırak’ hashtag’iyle de sosyal medyada iz bırakan gecede ödül alırken iz bırakanlara gelince…

‘Sahneye çok çıktım ama burada başka bir heyecan bastırdı’ diyen ve Kültürel Başarı kategorisindeki ödülünü, Yeşilköy Ermeni Okulu’ndan başlayarak tüm öğrenim hayatı boyunca kendisine emeği geçenlere teşekkür ederek alıp ‘bir hiç’ uğruna hayatlarını kaybedenlere adayan Boğaziçi Caz Korosu Şefi Masis Aram Gözbek…  

‘Sen-Ben değil Sen ve Ben olmalıyız. İçimizdeki hayali geliştirmek için bir adım yeter’ sözleriyle Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik dalında birinci olan Sevinç Atay…

Ana rahminden itibaren hayatımızı tükettiğimizi vurgulayarak ‘Önemli olan tükenmek değil, iz bırakabilmektir’ saptamasını yapan ve Bilimsel Önderlik’te ödülünü alan Yusuf Baran…

Kadınların örselenmesi üstüne konuşarak her gün medyadan çok küçük bir kısmına tanıklık ettiğimiz kadına yönelik olumsuzlukları işaret eden ve ödülünü, ‘Cumhuriyet’in kadınları olma övgüsü’yle Atatürk’e teşekkür ederek, İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet dalında alan Evrim Gözener…

Fen ve Teknik Gelişme kategorisinde, siber savaş hacker’lığı yeteneğiyle daha önce de ödüllere layık görülen ancak uyuyakaldığı için almaya gidemeyen Can Yıldızlı…

İlaçlara direnç kazanan bakteri ve türevlerine karşı ilaç araştırmalarını yürüterek Tıbbi Yenilik ve Buluşlar’da birinci seçilen Murat Çokol…

G3 Özel Ödülü’nü sosyal medyadaki değişimleri kullanma çabasıyla alan Özgür Alaz…

Barışı yaymak için ‘Barışçı’ soyadını seçen ve faaliyetleriyle İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı dalında ödül alan Dilhayat Barışçı…

Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi’nde birinci seçilip video kaydıyla ABD’den seslenerek yaz aylarındaki onurlu siyasi duruş üstüne vurgulamalarda bulunan Cenk Sidar…

İş Dünyası, Ekonomi ve Girişimcilik’te susuz sulamayı ABD’ye satıp dünyaya açılarak ödül alan Bulut Ersavaş…

Kişisel Başarı kategorisinde birinci seçilen, Amerika’nın Çevre Oskar’ı olan GreenDOT sahibi Muzaffer Koçer…

Aktif vatandaşlık projesi olan TOYP birincileri dünyaya iz bırakmak, insanlık adına güzel bir şeyler yapmak için azimle yola çıkıyor. Proje geliştirmenin cesaret ve iyi niyetle yürütüldüğü bu organizasyonda sınırlı sürede, sıfır bütçe ve tamamen gönüllülük olgularının hâkimiyetinde yürütülen böylesi çalışmaları alkışlamayalım da ne yapalım? Ülke ve dünya barışına, insanlığın gelişimine hizmet güzellikleri desteklemekle mümkün. Bir mum, gün gelir dünyayı ışıtır!

 

İLK TÜRK ÇİZGİ FİLMİ ‘AYAS’

75 kişilik bir ekibin 3 yıllık emeğinin ürünü olarak karşımıza gelen ‘Ayas’, ilk bakışta sıradan bir çizgi film olarak görülebilir. Ama altı yaşındaki kahramanı Ayas’ın hayatından bir bölümü yansıtan öyküsüyle, çocukların gönlünü fethetmeye hazırlanan yapımın sinemamızda ayrı bir yeri var. Zira ‘Ayas’ ilk Türk çizgi sinema filmi! Bu da Türkiye sineması adına bir iz bırakma durumu.

Senaryosunu Ayşe Şule Bilgiç’in yazdığı, yönetmen koltuğunda H. Emre Konyalı ile Mustafa Tuğrul Tiryaki’nin oturduğu ‘Ayas’ animasyon filmi sadece kahramanları, müziği ve renkli öyküsüyle değil beyazperdenin dışında çocuklara yönelik sürprizleriyle de ‘İz bırakanlar’ arasına girmeyi hak etmiş durumda. Gerçi bu ilk örnek dünyadaki gelişmiş teknolojilerle yapılan benzerlerine kıyasla şimdilik yetersiz kalsa da, eminim ilerleyen süreçte dünya çapındakilerle eşdeğer animasyonlar üreteceğiz.

 

VE HAFTANIN İZ BIRAKAN SORUSU…

Acun’un patronluğunda, yeni yolunda ilerlemeye başlayan TV8’in sabah ekranından gözümüze çarpan ‘İz bırakan’ ayrıntı, Pelin Çini ile Salih Keçeci tarafından sunulan ‘Aramızda Kalsın’ programındaki ‘Ne zaman adam oluruz’ sorusu!

Seda Sayan’a Lerzan Mutlu’nun mu yoksa Songül Karlı’nın mı daha çok benzediği geyiği üstüne yoğunlaşan sohbetlerine Nurgül Yeşilçay’ın alkol hallerinden medyanın abartı durumunu katık yaparak ilerleyen programda ‘Ne zaman adam oluruz’ sorusuna verilen cevap türlü türlü…

Estetik müdahalelerin artık rutin alışkanlığa dönüştüğü günümüzde kimin kime benzediğini geçtik, ‘Benzetilen kişi, kendi gençlik yıllarındaki görüntüsüne benziyor mu’ diye sorgular hale gelmişken, tazminatlı mazminatlı bu tartışma ve birbirinin altını oyma durumlarına bakıp ‘Ne zaman adam oluruz’ diye sorgulayana verilecek en cuk oturan cevap ne olabilir diye düşündüm.

Galiba, ‘Ne zaman adam oluruz’ sorusuna en gerçekçi ve akılcı yanıt ‘Başkalarının arkasından kuyu kazmaktan vazgeçersek’ olacak!

Çünkü ister sanat dünyasında, ister siyasette, ister medyada, isterse de sıradan gündelik yaşamlarımızda herkes çekemediklerine bir şekilde iftira atıp arkasından laf çeviriyor. Sonra da ona attığı iftira üstünden kendi yükselişini kurmaya çalışıyor.

Dolayısıyla biz bu alışkanlığımızdan vazgeçip, tıpkı Salih Keçeci’nin işaret ettiği gibi birilerinin adıyla sanıyla prim yapmaya çalışmayıp kendi sanatımızı icra etmeye, işimize gücümüze bakmaya yönelmediğimiz, yanlışlara çanak tuttuğumuz sürece hiçbir zaman adam olamayız!

İşte bu çirkin alışkanlığa ve acı konuya işaret ettiği için ‘Ne zaman adam oluruz’ sorusu haftanın iz bırakanı.

Bakalım önümüzdeki haftalar neler getirecek, hangi izler bırakılacak… Hep birlikte göreceğiz.

 

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal