02 Eylül 2012 Pazar
Görüş

Özelleştirme ve sonrası

08.01.2010

UZUN süredir belediye, hastane  ve üniversite gibi çeşitli kamu kurumları çeşitli hizmet ve personel ihtiyacını taşeron firmalar aracılığıyla sağlıyor. Temizlikten güvenliğe, büro hizmetlerinden yemeğe kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen bu hizmet alımı uygulamaları, özellikle seksenli yıllarda başlayan ve doksanlarda yaygınlaşan özelleştirme politikalarının ürünü  olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özelleştirme politikaları meşruiyetini, kamu hizmetlerindeki verimsizlik ve hantallığın ortadan kaldırılmasına dayandırmaktaydı. Diğer önemli bir etken de sendikalaşma ve işçi ücretlerindeki  aşırı yükselmeydi. Dolayısıyla kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinden beklenen yarar verimlilik ve  ücretlerin makul düzeye çekilmesiydi.
Bu konudaki politik tartışmalarda özelleştirmenin mutlak iyi ve neredeyse her derde deva bir model olduğunu ileri sürenler olduğu gibi, her koşulda karşısında olanlar da vardı.
Her politik ve sosyal modelde olduğu gibi özelleştirmenin de, iyi ve kötü yanları veya iyi ve kötü uygulamaları oldu.  Doğal olarak bazıları için olumlu  bazıları için de olumsuz sonuçları doğdu.
Zaman zaman toplu işten çıkarmalar, yine bu politikaların ürünü olarak gündeme geldi. Kamu personel kanunu ve diğer mevzuatlar açısından personel ihtiyacını karşılamakta zorlanan belediyeler taşeron firmalar aracılığıyla sorunu çözmeye çalıştılar. Bu kapsamda özelleşen yerel kamu hizmetlerinin bir kısmında olumlu sonuçlar alınırken bazılarında istismarlar ve kötü   sonuçlar da ortaya çıktı.
Şu sıra TEKEL işçileri meselesi  ülke gündemine oturdu.
Kent A.Ş. meselesi İzmir’deki  önemli tartışmalardan biri haline geldi.
Adana’da üniversiteye yemek hizmeti veren firmanın hasta ve öğrencilere at  ve eşek eti yedirdiği ortaya çıktı.
Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Özelleştirme ve taşeron uygulamasından iyi sonuç alamayınca bundan vazgeçenler de oldu.
Örneğin; Ege Üniversitesi öğrenci, rektörlük personeli ve hastane için yemek hizmetini taşerondan almaktan vazgeçip, kendi çıkarmaya başladı. Sonuç oldukça başarılı oldu. Yemek yemekten vazgeçme noktasına gelen öğrenci ve memurlar kaliteli ve sağlıklı yemeğe kavuştular.
Bunu hem kendi gözlemlerimize  hem de Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Dr. Figen İnan’dan aldığımız rakamlara dayanarak ileri sürüyoruz.
Yeni uygulamadan sonra yemek  yiyen öğrenci sayısının bin beş yüzden, yedi bin beş yüze çıkması sanırım   önemli bir göstergedir.