31 Ağustos 2012 Cuma

GiRiŞiMSEL RADYOLOJi YÖNTEMLERi

Bu alandaki yeni gelişmeler, radyoterapinin kullanılamadığı bazı kanser tedavilerinde umut ışığı oluyor

GiRiŞiMSEL RADYOLOJi YÖNTEMLERi

Medstar Antalya Hastanesi Kanser Merkezi’nden girişimsel radyoloji uzmanı Prof. Dr. Saim Yılmaz,bu alanda uygulanan yeni tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi: “Girişimsel radyoloji, klasik radyoloji ihtisasının bir üst dalı. Klasik radyolojide doktorlar röntgen, ultrason, tomografi ve MR gibi yöntemlerle insan vücudunu görerek hastalıklara tanı koyar. Girişimsel radyologlarsa aldıkları ilave bir eğitimle yine aynı cihazları kullanarak hastalıkları ciltten iğnelerle ya da anjiyoyla damarın içinden tedavi eder. 

Girişimsel radyolojinin kanser tanısında yaptığı en önemli katkı, ‘görüntüleme kılavuzluğunda biyopsi’ kavramını getirmesi. Eskiden biyopsiler cerrahi bir operasyonla alınabilirdi. Örneğin; akciğer biyopsisi için hastanın göğüs kemiğinin ameliyatla açılıp akciğerinden parça alınması gerekirdi. Oysa günümüzde aynı biyopsi ciltten tomografi ya da ultrason kılavuzluğunda tümöre yerleştirilen minik bir iğneden lokal anestezi altında, ağrısız, 5-10 dakika içinde yapılıyor. 

Ablasyonla tedaviVücuttaki herhangi bir tümöre; ultrason, tomografi ya da MR görüntülemesinde bir iğneyle girerek onu tahrip edici birtakım tedaviler uygulanmasına ablasyon denir. Yıllardır uygulanan alkol ablasyonunda tümörün içine saf alkol enjekte edilerek  başarılı sonuçlar alındı. Günümüzdeyse radyofrekans; lazer ve mikrodalga gibi yöntemlerle ‘yakarak’, krioablasyonla ‘dondurarak’, elektroporasyonla ‘elektrik akımı kullanarak’ uygulanır. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın ablasyonda amaç, tümörü çevresindeki 1 cm.’lik bir alanla tahrip etmek.

Radyofrekans dalgaları
Tümör ablasyonu için günümüzde en çok radyofrekans tekniği tercih edilir. Geçmişi 15 yıla dayanan bu tedavi yönteminde, ciltten özel bir iğneyle tümörün ortasına girilir ve tümör radyofrekans dalgalarıyla  100 derece sıcaklıkta yakılır. Yöntem en çok karaciğer ve akciğerde, yumuşak ve kemik dokularda kullanılır. Radyofrekans için tümörün güvenilir bir şekilde yakılabileceği üst sınır, 3 cm. Tümör sayısı 5’ten fazla olduğunda işlem, pratik olmaktan çıkar. Hayati damarlara ya da safra yollarına yakın tümörlerde yeterince etkili olmadığından ve bu yapılara da zarar verebileceğinden tercih edilmez.  

Pankreas kanserinde umut
Son yıllarda geliştirilen elektroporasyon yöntemiyle ablasyon tekniklerinin bu zayıflığı, büyük ölçüde ortadan kalktı.  Elektroporasyonda, görüntüleme teknikleri sayesinde birtakım iğneler, tümörün içine yerleştirilir ve hasta genel anestezi altındayken bu iğnelere elektrik akımı verilir. Bu sayede kanserli hücre içerisindeki elektrik dengesi bozulur ve hücre tahrip olmadan ölür. Özellikle   pankreas ve safra yolları kanserlerinde umut haline gelen bu yöntem, büyük damarlara komşu akciğer tümörlerinde de deneniyor.

Kemoembolizasyonla ilaç tümöre hapsediliyor
Kemoembolizasyon, girişimsel radyolojide ilginç bir kanser tedavisi. Bu yöntem, karaciğer kanserlerinde ameliyat olamayan vakalarda uygulanır. Görüntüleme için kullanılan ve yağda çözülebilen kontrast madde, kemoterapiyle karıştırılarak karaciğerin atardamarından enjekte edilir. Karışım, kanser hücrelerinin sevdiği bir maddedir ve  sağlıklı hücrelerden çok kanser hücreleri  tarafından emilir. Tıkayıcı küçük tanecikler sayesinde tümörde oksijen azalır. Bu da  enjekte edilen maddenin etkinliğini   artırır. Yani ilaç, içeride hapsedilir.

Atardamardan karaciğer tümörüne 
Radyoterapi; cilt, omurilik, safra kesesi, kalp gibi sağlam dokulara da zarar verebilir, bu nedenle karaciğer tümörlerinde pek kullanılmaz. Radyoembolizasyon yöntemiyse bu sorunu ortadan kaldırır. Radyoembolizasyonda, karaciğerin atardamarına ya da tümörü besleyen damarlara anjiyoyla girilerek radyoaktif maddeyle yüklenmiş çok küçük tanecikler enjekte edilir. Böylece hem tümör içine çok yüksek dozda radyoterapi uygulanmış hem de çevredeki sağlıklı dokular korunmuş olur.

Kemosatürasyonla karaciğer izole ediliyor

Şu anda yalnızca karaciğer kanseri veya metastazlarında uygulanan kemosatürasyonda, kasıktan girilerek karaciğerin atardamarına bir kateter yerleştirilir. Normalde bir insanın alabileceği kemoterapinin çok üzerinde bir doz (yaklaşık 100 katı), karaciğere verilir. Ancak ilacın damar yoluyla kana karışarak hastaya zarar vermemesi için karaciğerin toplardamarı izole edilir ve buraya gelen kan bir filtreden süzülüp ilaç alındıktan sonra tekrar vücuda verilir.

KANSER TEDAVİSİNDE YENİLİKLER / YAZI DiZiSi 5