12 Ağustos 2012 Pazar
Son durum

MESAJ KAYGISI YORUYOR

12.08.2012

Heyecanla beklediğim bir filmdi, ‘Cosmopolis’. Hayır Robert Pattinson için değil, David Cronenberg için. Ama son zamanlarda en büyük hayal kırıklığına uğradığım film oldu

Robert Pattinson’ın canlandırdığı 28 yaşındaki milyarder servet yöneticisi bir limuzin içinde, şehrin bir ucundan bir ucuna gitmeye çalışıyor. Amaç çocukluğunu bilen mahalle berberine gidip saçını kestirmek. Bu arada limuzine binip inenler oluyor. Onlar kapitalizme karşı yapılan protestolara maruz kalıyor, biz de izleyici olarak uzun diyaloglara... Film ilerlemiyor, onlar limuzinin içinde sıkışıp kalıyor, biz de sinema salonunda. Limuzinde esas adama eşlik eden Juliette Binoche, Samantha Morton gibi oyuncuların da filme bir katkısı yok, onların bölümü filmden çıkarılsa hiçbir şey değişmez.

Don DeLillo’nun romanından uyarlama  ‘Cosmopolis’. Yazıldığı zaman için önemli, ama şimdi geç kalınmış bir konu. Finans sisteminin çöküşü üzerine söylenecek her şey söylendi. Bu sistemin çöküşü filmdeki gibi sadece milyarderleri değil, ne yazık ki hepimizi etkiledi. Şimdi daha önce söylenenleri tekrarlıyorlar.

Filmin mesaj kaygısı yoruyor. Kendinizi bu zamana ait değil gibi hissetseniz bile yine de bu kadar zorlama mesajdan etkilenmiyorsunuz. Zaten sinema eleştirmenleri film için de “Zorlama” diyor. Çok didaktik, sürekli ders veriyor. Bunları yaparken de minimum hareket var. Akmayan, ilerlemeyen son derece ağır bir film. Sonunu getirmekte zorlanıyorsunuz. Sonunu izleyince de “Bu kadar izlemeseymişim de olurmuş” hissiyle salondan çıkıyorsunuz.

‘Acıların çocuğu’  talihsizliği
 Filmin en büyük şanssızlıklarından biri de başroldeki Robert Pattinson’ın başına gelenler. Tam filmin ABD’de gösterime girdiği dönemde Robert Pattinson’ın Kristin Stewart tarafından aldatıldığının ortaya çıkması büyük bir talihsizlik. Bizde olsa Pattinson ‘acıların çocuğu’ ilan edilir ve herkes ona daha da çok destek olur, film ve dizi teklifleri yağar. Oysa ABD’de durum farklı. Amerikalılar kaybedeni sevmez. Amerikan rüyasını bozduğunu düşünür. İşte bu yüzden de kaybedene bir tekme de onlar atar. Şimdi Pattinson’ın kariyerinde riskli bir dönem başladı. Yarın Pattinson aldatıldıktan sonra ilk röportajını ‘Cosmopolis’in tanıtımı için The Daily Show’a     verecek ama tabii ki özel hayatı hakkında konuşması beklenmiyor. Pattinson’ın kalıcı bir yıldız olabilmesi için ‘Alacakaranlık’ sonrasında da çok gişe yapacak filmlere ihtiyacı var.
“Pattinson’ın kariyerini bırak, biz kendimize bakalım” derseniz, ‘Cosmopolis’i mutlaka         izleyeceklere bir önerim var. Çıkışta ‘Gerçeğe Çağrı’ya gidip en azından vaat ettiğini veren bir aksiyon filmi izleyebilirsiniz.

BRAVO ASLI VE GAMZE!

Aslı ve Gamze’nin başarısını heyecanla izledik. “Olimpiyatlar Türkiye’de yeterince önemsenmiyor” diyenleri bu kez utandırdık. Böyle bir coşku, sevinç, gözyaşı seli görülmedi uzun zamandır.
Nedeni basit, çünkü iyi haberlere hasret kaldık. Her gün o kadar çok kötü haber alıyoruz ki artık hiçbir şeye şaşırmaz olduk. Tepkilerimiz azaldı, sinirlerimiz bozuldu. Şimdi olimpiyatlarda kızların başarısını görünce hepimiz daha da çok gurur duyuyoruz, daha da çok seviniyoruz. Hatta gözyaşlarımızı bile tutamıyoruz. Kutlama sevincine TRT’de sporla siyasetin karışması bile gölge düşüremiyor. Başta Aslı ve Gamze olmak üzere bütün sporcularımızı tek tek kutlayalım tabii ama kutlarken rol çalmayalım, bırakalım günün yıldızı onlar olsun.

Kızların başarısında Aziz Yıldırım’ın da payı olduğunu unutmamak lazım. Hem kadın voleybol ve basketbol takımlarına yaptığı yatırımlar, hem de Gamze ve Nevin gibi atletleri desteklemesi önemli. Sevindirici bir gelişme, artık spor kulüplerimiz de futboldan başka sporlara da yatırım yapıyor. Eminim, bu olimpiyatlardan sonra örnekler artacak.