11 Temmuz 2012 Çarşamba
Alt

CEP TELEFONU SU ALTINDA!

11.07.2012

Cep telefonlarını üstün bir dalış bilgisayarına dönüştüren Divephone’u, İstanbul Akvaryum’da köpekbalıklarının arasında dalarak test ettik. Divephone’u geliştiren Murat Egi ve arkadaşları mekanizmayı yakında piyasaya sürüyor

Galatasaray Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Doçent Dr. Murat Egi liderliğindeki 19 kişilik ekip, dünyada ilk kez cep telefonlarının dalış bilgisayarı olarak da kullanılabilmesini sağlayan bir mekanizma geliştirdi. ABD’den patent de alan Egi ve arkadaşları,   ‘Divephone’ adını verdikleri buluşlarını önümüzdeki günlerde ‘Innovasub’ markasıyla 420 euro’ya piyasaya sürecek.
Ve sıkı durun, piyasadaki dalış bilgisayarlarını hesap makinesi kıvamına indirgeyecek ‘Divephone’u CADDE, İstanbul Akvaryum’un büyük tankında köpekbalıklarının arasında dalarak test etti. Egi ve ekibiyle gerçekleştirdiğimiz adrenalin yüklü dalışa Milliyet’in dalgıç muhabiri Gökhan Karakaş da eşlik etti.


Dalışa geçtiğimiz ilk dakikalarda ait olmadığımız bir dünyaya misafir geldiğimizi anladık. Boyları üç metreyi bulan 6 köpekbalığı (5 kum kaplanı, 1 limon),   2 gitar balığı, 3 dev vatoz ve 2 orfoz okyanustaki doğal denge hakkında ipuçları veriyordu.  Küçük balıklar yaklaşan büyükleri gördüğünde hizaya geliyor, besin zincirindeki yerlerini almamak için birleşiyordu.
Derinlere doğru inerken yanımızdan agresif bakışlarıyla geçen kum kaplanı heyecanımızı artırdı. Dekor batığın içinden geçerken derinlik 8 metreyi bulmuştu. Bu sırada konvansiyonel dalış bilgisayarlarından çok daha fazla özelliği olan Divephone, derinlik, su sıcaklığı ve bekleme süresi gibi bilgileri bize aktarıyordu.
Dalış amirinin dibe inmeden önce “Kum kaplanına değil, küt burunlu limon köpekbalığına dikkat; yaklaşırsa panik yapmadan bekleyin, hatta itin” demesi aklımızdan çıkmıyordu.
Neyse ki korkulan olmadı; suyun altında 26 dakika kaldıktan sonra artık satha çıkmak ve telefonu housing’den ayırarak birilerini arayıp, “Az önce ne yaptım   biliyor musun?” demenin zamanı gelmişti.


Solda ve sağdaki cep telefonlarının daha doğrusu Divephone’un yanında ortada tuttuğum dalış bilgisayarı silsilesi hesap makinesinden farksız kalıyor.

ÜÇ PARÇADAN OLUŞUYOR

Sistem üç ayrı parçadan oluşuyor; yazılım, elektronik modül (derinlik bilgisini WiFi’yla kablosuz olarak cihaza ileten modül) ve housing (cihazın konduğu basınca dayanıklı su geçirmez kap).
Robot tasarımında uygulanan mekanik, elektronik ve yazılım olmak üzere üç ana bileşenin tümü Divephone’da kullanılmış. 
Tüm parçalar Bogaziçi Su altı Araştırma Merkezi’nce tasarlandı, geliştirildi ve üretildi. Elektronik modülü hazır alıp sisteme dahil etmek gibi bir süreçle geliştirme yapılmadı. Zaten böyle bir elektronik donanım dünyada yok.
Elektronik modül 120 metreye kadar dayanıklı. Modül üzerinde suyla temas eden derinlik sensörü var. Sadece bu devrenin su sızdırmazlığını sağlamak için uzun tasarım çalışmaları, deneyler ve testler gerçekleştirilmiş.
Yazılımda şu an 4 farklı algoritma kullanılabiliyor. Bu algoritmalardan Türkiye’de geliştirileni, ‘Undersea Hyperbaric Medical Society Journal’da yayımlandı.
sistemin patenti Innovasub’a ait.
İmalata Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) desteğiyle seri imalata başlandı.
Testlerse İstanbul Akvaryum desteğiyle gerçekleştiriliyor. Galatasaray Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünün de katkıları var.


Murat Egi (ortada) ve Divephone’u birlikte test ettiğimiz ekiple
hatıra fotoğrafı çektirdik.

SOSYAL MEDYA UYUMLU

Murat Egi ve ekibinden Miraç Memişoğlu, Divephone’u normal dalış bilgisayarlarıyla karşılaştırarak şu bilgileri verdi:
Dalgıç kolunda iki farklı dalış bilgisayarı takıyormuş gibi aynı anda tek ekranda çift algoritma.
Dalış kaydı kablosuz olarak istenilen ortama aktarılabiliyor.
Dokunmatik ekran sayesinde kolay ayarlanabiliyor. 1-4 düğmeyle kullanılan dalış bilgisayarları kullanıcı dostu değil; çoğu kimse doğru ayarları yapamıyor.
Büyük ekran sayesinde görüş mesafesi diğer dalış bilgisayarlarına göre çok daha fazla.
Yazılım iTunes ve Google Play’den güncellenebiliyor.
Dalış yapılacak yerin haritası Divephone’e indirilerek dalıştan önce görüntülenebiliyor.
Android, Windows ve iOS işletim sistemleriyle uyumlu. iPod Touch’la da kullanılabiliyor.
Twitter, Facebook gibi sosyal medya araçlarıyla uyumlu. Örneğin yüzeye çıkıldığında “Kaş’ta   30 dakika 18 metre dalış” gibi tweet’ler atabiliyor.
Dalışların kaydı sınırsız şekilde tutulabiliyor.


İstanbul Akvaryum ziyaretçilerinin şaşkın bakışları arasında köpekbalıkları, vatozlarla
dans ettik.

FOTOĞRAFLAR: MURAT EGi-HALiT ONUR SANDAL