10 Temmuz 2012 Salı
Parçalı Bulutlu

ÜMiT ÜNAL DiZi ÇEKEMEZ!

10.07.2012

Daha kadrosunun oluşmaya başladığı günden beri heyecanla beklediğim ‘Çıplak Gerçek’ başladı nihayet. Çok ‘başka türlü’ bir iş olacağından şüphem yoktu ya, izlediğim ilk bölüm beklentilerimi de aştı. Lafı dolandırmadan, Twitter’dan ‘çaldığım’ cümleyle söyleyeyim: Ümit Ünal dizi çekemez! ‘Çıplak Gerçek’ dizi gibi olmamış, bildiğin sinema filmi.

Kimi yabancı dizileri izlerken sorduğumuz o ‘bizde niye olmuyor?’ sorusu var ya, ilk kez yerini bir iç ferahlamasına bıraktı izlerken. ‘Oh be, oluyor işte aslında’ duygusuna. Bütün iş, bunu istemekte. Senin seyircinin de iyi bir şeyleri hak ettiğini fark etmekte. Birileri internetten indirerek, DVD’lerini alarak yabancı dizileri takip ediyor, demek ki onlara hitap edecek bir iş yaparsan, seyircisi olacak, tahmin etmesi çok mu zor?

Tek mekanda bol heyecan

Orijinali bir İsrail dizisi olan ‘Çıplak Gerçek’, tam böyle bir iş işte. Yakında HBO’da da ‘Naked Truth’ adıyla başlayacak ama Star daha önce davranmış oldu. Üstelik son derece doğru isimlere teslim ederek.

Senarist ve yönetmen koltuğunda dizi piyasasında görmeye pek alışık olmadığımız Ümit Ünal var ki, bu zaten baştan özgün bir dili, bir sinema tadını garanti ediyor. Yapımda Kemal Can ve pek çok sinema filminde adını gördüğümüz, bu sene Star’a katılan Esi Gülce.

Tamamı karakolda, büyük ölçüde sorgu odasında geçiyor dizinin ve buna rağmen son derece heyecanlı ve dinamik. Tabii bunda çok doğru oluşturulmuş oyuncu kadrosunun payı büyük.
Kayıp Şahıslar Bürosu Şefi Galip (Yetkin Dikinciler), bir yandan evdeki çocuklarını ve depresyona girip dünyayla iletişimi kesen karısını (İdil Fırat) bilgisayardan skype aracılığıyla takip etmeye çalışırken, bir yandan da üç gündür kendisinden haber alınamayan 17 yaşındaki Hazal’ın (Beste Kökdemir) peşine düşüyor. Kızın annesiyle (Derya Alabora) eski ve yeni kocalarından (eskisi Mustafa Uğurlu, yenisi Cem Bender) oluşan üçlünün tamamlanmasıyla ortalık iyice yangın yerine dönüyor.

Dahası da var
Bu kadar yetkin oyuncu bir araya gelince elbette seyrine doyulmaz bir iş çıkmış ortaya. Üstelik ekipte Erdem Akakçe, Tülay Günal, İbrahim Selim, Almıla Uluer Atabeyoğlu, Gizem Erdem ve daha sayamadığım pek çok iyi oyuncu var, daha ne olsun?

Pardon, dahası var: ‘Çıplak Gerçek’ büyük bir cesaret örneği göstererek reklamlarla  2 saatten fazla ekran başına oturtulmaya alışmış Türk izleyicisine 45 dakikalık bölümler halinde sunuluyor. Bunun için elbette Star’ı kutlamak gerek. Her hafta 90 dakikayı doldurmak için ıvır zıvır çekmek yerine 45 dakikalık konsantre ve iyi bir bölümün herkese iyi geleceğini bir gün herkes anlayacaktır umarım.

Neticede “Çıplak Gerçek” internet sitesinden bile anlaşılacağı gibi, dizi piyasamız için çok üst düzey ve umut vaat eden bir iş. Sadece 16 bölüm olarak tasarlandığını da belirtelim. Sonra yeni bir hikayeyle devamı çekilir mi bilinmez ama bu haliyle de insanların sıcaklarda zevzek komediler sevdiği yanılgısına düşmeyen, güzel bir yaz hediyesi.

Derya Alabora Johna Le Carre uyarlamasında

Derya Alabora’yla hem ‘Çıplak Gerçek’i, hem yeni projelerini, hem de Türkiye’de ve sinemada kadın olma durumunu konuştuğumuz söyleşi, bu ayki Milliyet Sanat dergisinde. Ama ben çok heyecanlandığım bir haberi buradan da duyurmak istiyorum. Alabora, ekim ayında bir sinema filmi için Hamburg’a gidiyor. Aynı zamanda fotoğrafçılığı ve Depeche Mode klipleriyle de tanınan Hollandalı yönetmen Anton Corbijn çekiyor filmi. Ve asıl büyük sürpriz: Film John Le Carre’nin ‘The Most Wanted Man’ romanından uyarlanıyor. Başrollerde Philip Seymour Hoffman ve Rachel McAdams var. Derya Alabora da filmde Almanya’da yaşayan bir Türk kadınını oynuyor. Daha önce Joe Wright’ın ‘Anna Karenina’sından teklif amış, geçirdiği ameliyat nedeniyle gidememişti. Böylece şeytanın bacağını kırmış olacak.