30 Haziran 2012 Cumartesi
Melih Aşık
Melih Aşık m.asik@milliyet.com.tr
Açık Pencere

Ne demokratız ama...

30.06.2012

Dört gazeteci, Ertuğrul Özkök, Amberin Zaman, M. Ali Birand ve Utku Çakırözer Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’dan Hüsnü Mahalli aracılığıyla  röportaj talebinde bulunuyor...
Ancak Özkök ve Birand röportajdan vaz geçiyorlar...
Sebep, Başbakan Erdoğan’a çok yakın bir ismin Doğan Grubu yöneticilerine, “Esad’a propaganda imkânı tanımayın” mesajı vermesi...
Habertürk Yazarı Amberin Zaman ise Fatih Altaylı’nın “Esad ile ilgili bir şeyi gazetemde kullanmam” sözleri üzerine röportajdan cayıyor. Cumhuriyet’ten Utku Çakırözer tek başına Şam’a gitme hazırlığı yapıyor. Ne diyelim? Yaşasın basın özgürlüğü...
* * *
Derken Şevval Sam’ın Düzce konserinin iptal haberi geliyor. Şevval Sam, Van 100. Yıl Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada başörtüsü için “Benim için tekstil ürünü” demiş. Sen misin diyen... Gerçi o konuşmada her türlü inanca saygısını da belirtiyor, kadınları erkeklere karşı savunuyor falan ama... Yetmiyor... AKP tarafından afaroz ediliyor... Çünkü Türkiye’de artık herkes AKP’li gibi düşünecek.. Başörtüsüne saygı gösterecek...  Ak demokrasi bu...
* * *
Özel yetkili mahkemeler yeniden düzenleniyor. Ancak fazla umutlanmayın. AKP’yi rahatsız eden bölümler düzenlenecek. Ergenekon, Balyoz, KCK  gibi davalardan yatanlar için değişen birşey olmayacak. Basın mensupları için de.. CHP gerçek muhalefet olsa Anayasa için masaya oturmadan önce esaslı bir adalet ve hukuk reformunu şart koşardı. Böylece AKP’nin niyetlerini sınavdan geçirir hem de en azından kendi milletvekillerini hapisten kurtarırdı.

 

Soru: Suriye’ye karşı izleyeceğimiz politikada
birlik ve beraberliği sağlayabilir miyiz?
Yanıt: Zor... Baksanıza daha Suriye liderinin adında bile anlaşamıyoruz, kimimiz “Esad” diyor,
kimimiz “Esed”...
Haldun Ertem

AKP’li Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü’nün rüşvet pazarlığı dinlemeye takılmış.
AKP’li başkana bu acemiliği hiç yakıştıramadık!
Fahrettin Fidan

 

İnkâr dönemindeyiz!
Niğde Merkez İnönü İlköğretim Okulu, 1940 yılında öğretime başlamış... O günden bu yana 8 bine yakın mezun vermiş köklü bir eğitim kurumuydu. Niğde Atatürk Ortaokulu geçenlerde imam hatibe dönüştürülünce Atatürk adı oradan alındı, İnönü İlköğretim Okulu’na verildi.
Böylece... İmam hatibe dönüştürülen okuldan Atatürk’ün... Diğer okuldan İnönü’nün adları silinmiş oldu.
Araşatırmacı  yazar Ömer Fethi Gürer diyor ki:
“İsmet İnönü, Başbakan ve Cumhurbaşkanı iken Niğde iline özel ilgi göstermiştir. Gebere Barajı, Demiryolları’nın Niğde’ye gelişi, elektriğin bölgeye gelmesi onun katkıları olan girişimlerdi...”
Bu inkâr döneminde kime anlatacaksınız bunları..

 

 

Bedelli başkanlar
Başbakan ve ana muhalefet liderinin ağzından sık sık duyduğumuz bir söz var:
“Her türlü bedeli ödemeye hazırım...”
Ancak şu ana kadar bir bedel ödediklerini görmedik. Üstelik çoluk çocuk dost akraba gayet fiyakalı, yağlı, ballı yaşamaya devam ediyorlar...
Parti içi ayarlar yapılmış... Bir kez daha lider seçilmeleri garanti...
Para puldan yana sıkıntı yok...
Partileri seçimde birkaç puan kaybetse bile onların koltuğu sağlam.
Bedeli ödeyenler mi? Gayet açık... Akdeniz’e gömülen iki gencecik pilotumuz...
Son 10 günde Güneydoğu’da verdiğimiz 9 şehit.. Ve öncekiler...
Bütün yanlış politikaları gariban halk çocukları ödüyor.
Gazetelerde şehitlerin evlerini görüyoruz... Pencereleri naylonla kaplı, sıvaları dökülmüş evler...
Dağlıca’dan kurtulan gencin babasının Ankara’ya gidecek yol parası yoktu.
İyi aile çocukları hiç Güneydoğu’ya gitmiyor...
Peki ama asker tayinleri bilgisayarla yapılmıyor mu? Bilgisayar hile mi yapıyor?
Kimler oynuyor bilgisayarlarla...

 

Faşizm şampiyonası
Avrupa futbol şampiyonasında finale faşizmin tezgâhından geçmiş 4 takım kaldı:
Hitler’in Almanya’sı, Musolini’nin İtalya’sı, Salazar’ın Portekiz’i ve Franco’nun İspanya’sı...
Faşistler bu tablodan kendilerine pay çıkarıyordu...
Ancak İtalya- Almanya maçında 2 golü siyahi Balotelli ile bir golü Türk kökenli Mesut’un atması ırkçı faşistleri epey üzdü. Hayatın eskisinden hayli farklı olduğunu anlamış olmalılar...

 

Hırsızın kabahati!
Kemal Kılıçdaroğlu terör sorununda yine aynı hatayı tekrarlıyor. Bakın Aydın’da ne diyor:
“... 30 - 35 yıldır bu sorun neden çözülmez. Bu sorunun çözülmemesinin tek nedeni siyasetçiler. Neden bir araya gelmeyiz, konuşmayız, düşünmeyiz...”
Biraraya gelin tabii... Konuşun düşünün.. Ama “Bu sorunun çözülmemesinin tek nedeni siyasetçilerdir” ne demek? Bu sözler, PKK’nın kabahati yok, bütün kabahat siyasetçilerin, anlamına gelmiyor mu? Terör örgütünü ve ardındaki güçleri bu şekilde aklamaya kimin hakkı var?
Kemal Bey sözcükleri daha dikkatli kullanmalı...