30 Haziran 2012 Cumartesi

Bırakın üçü, iki çocuk yapamayız!

30.06.2012

Biliyorsunuz Başbakan’ın en sevdiği konulardan biri, kadınlara “üç çocuk yap” tavsiyesinde bulunmak. Kurmayları bu rakamı beşe kadar çıkardı. Üç-beş yetmez, yedi-sekize kadar yolu var!
Ne var ki bu işler “istemekle, tavsiye etmekle” olmuyor. Hele siyasetçi ve karar verici konumundaysanız, söylemlerinizin altını dolduracak politikalar üretmek zorundasınız.
Misal, kadınların daha fazla çocuk doğurmalarını teşvik edecekseniz, sağlık, eğitim, sosyal haklar gibi alanlarda şartları gözden geçirmelisiniz. Çok çocuklu ailelerin neye ihtiyaç duyduğunu, önceliklerini tespit edip ona göre planınızı-programınızı yaparsınız.
Ha, niyetiniz kadınlara mümkün olduğunca çocuk doğurtup, çalışma hayatına katılmadan annelik görevlerini ifa etmelerinden ibaretse, “sosyal program”ınız kömür ve erzak yardımından öteye gitmez.
Ancak bu düzeydeki politikalar, 21. yüzyıl dünyasıyla da AKP’nin 2023 vizyonuyla da çelişiyor. Çünkü kadınların çalışma hayatına giderek daha az katıldığı bir Türkiye, -isterse Ortadoğu’dan altın yüklü kervanlar getirtsin- hedeflediği ekonomik, kültürel ve sosyal refah seviyesini yakalayamaz.

Çocuk evde yalnız mı kalsın?
Fakat bizde her şey olması gerektiğinin tersine işliyor. Tepeden inmeci bir anlayışla başlatılan “4+4+4” sistemi, sadece imam-hatipler ve eğitim kalitesiyle ilgili sorunlar yaratmakla kalmıyor. Hiç tahmin etmeyeceğiniz yerlerden patlak veriyor. Bunun son örneği, “etüt ve beslenmeli eğitim” veren okullarda yapılacak değişiklik...
Bu değişikliğin çalışan velilere nasıl yansıyacağını okurum Meryem Hanım, güzelce özetlemiş:
“Ben çalışan bir anneyim. Çocuğum Halil Türkkan İ.Ö. okulunda bu sene 3. sınıfı okuyacak. Ana sınıftan beri bu okulda okuyor. Sabah 9, akşam 6 okulda. Okulun saatleri sayesinde ben işime rahat gidip gelebiliyorum. Ama yeni çıkan bir kararla, üç sene içinde bu okulları tamamen kaldıracaklar. Çocuklar 15:00’te çıkacak, o saatten sonra ne yapacakları meçhul. Aldığımız üç kuruş maaşla onlara bir de bakıcı tutmak zorunda kalacağız.”
Meryem Hanım yalnız değil... Binlerce çalışan anne ve baba, çocuklarının geleceği için ayaklanmış durumda. Etüt ve beslenmeli eğitim veren okulların velileri, değişikliğe itiraz dilekçelerini her kuruma göndermiş...
Ancak cevap alamadıkları gibi, İl Milli Eğitim Müdürü Muharrem Yıldız’ın “Abartıya gerek yok, birtakım sendika ve farklı siyasi görüşler ateşliyor” açıklamasıyla çileden çıkmışlar...  

Anne-babalar da sokakta
“Bizi ne bir sendika, ne bir siyasi görüş sokaklara döktü. Bizi sokağa döken devletin kendisi oldu.  Mücadelemizin temelinde, çocuklarımızın ve eğitimin olduğunu, sadece anne baba sıfatıyla sokakta olduğumuzu anlasınlar” diyen veliler de sokakta! Yarın saat 17:00’de Kadıköy meydanında toplanıp bu okulların kapatılmasını protesto edecekler.
Bir başka dertli veli, Tülay Hanım’ın sözleriyle bitirmek istiyorum:
“Ben de üç tane çocuk yapıp evimde oturup çocuklarıma bakmak istiyorum! Çocuklarımı özel okullara yollamak, hatta Amerikalarda, Avrupalarda okutmak istiyorum! Hangi anne bunları istemez ki? Ama maalesef sponsorum yok... O yüzden çalışmak zorundayım. Eşim ve ben çalışarak hayatımızı idame ettirecek kadar kazandığımız parayla, çocuğumuzu özel okullara yollayamıyoruz. Bakıcı tutamıyoruz. Bırakın üçüncüyü, ikinci çocuğu bile yapamıyoruz!”
Elinizi vicdanınıza koyun ve çocuğunu özel okula gönderemeyen anne-babaların çığlığına destek olun... Merak ediyorum, sokağa dökülmeyen bir kesim kaldı mı?   

 

ÇARESİZ ANNE BABALAR İSYANDA!
MEB Müdürü Muharrem Yıldız’a cevaben, velilerin tam gün eğitimle ilgili tespitleri: 
1- Sayın Yıldız, bu okulların sadece İstanbul’da olduğunu söylemiş. Bu doğru değil. Sadece bizim tespit ettiğimiz Giresun ve Kırşehir’de de bu okullardan açıldı.
2- Yıldız, “Çocukları etüt beslenme okullarına devam eden aileler mağdur edilmeyecek” demiş. Biz çocuklarımızı, sekiz yıl aynı statüde etütlü ve beslenmeli olarak okuyacaklar diye o okullara yolladık. Bu bir mağduriyet değil midir?
3- Etüt ve beslenme ücretlerini zaten biz ödüyoruz. Bu okulların Milli Eğitim’e hiçbir yükü yok. Ayrıca İstanbul’daki 19 okula ana sınıflar için ön kayıtlar alındı, bu velilerin mağduriyeti ne olacak?
4- Sayın Yıldız, Milli Eğitim Müdürü olarak veli mağduriyetlerinin farkında değil. Bu isyanın hiçbir sendika veya farklı görüş ile ilgisi yok. Bu sadece çaresiz anne babaların isyanıdır!
İsyan eden velilerin imza kampanyasına destek için: http://imzakampanyam.com/etud-beslenmeli-okullar-kapatilmasin-imza- kampanyasi