23 Haziran 2012 Cumartesi
Ve diğer şeyler

Galata’nın dört kapılı “Ada”sı

17.03.2013

Galata’da, dört tarafı insanlarla ve binalarla çevrili bir “ada”... Burası, 142 yıllık bir geçmişe sahip olan Adahan. Bu nostaljik iş hanı İstanbul’un en “sürdürülebilir” oteli Adahan İstanbul oldu

Galata’nın merkezinde yer alan Adahan İstanbul,
sekiz ay önce açılmasına rağmen özellikle yabancı sanatçıların favori oteli oldu. 40 odalı bu otelin en önemli özelliği ise yüzde 100 geri dönüşüm ilkesine sahip olması. Yani bu otelin yapım aşamasında hiçbir sentetik malzeme kullanılmamış. Binada kullanılan ahşap malzemelerin hepsi cilasız. Kullanılan tüm tekstil ürünleri boyasız pamuktan. Duvarlarda çimento değil, kireç harç kullanılmış. Manyetik alan kirliliği yaratmamak için kablolu internet tercih edilmiş. Avizeler, sabundan ve kağıttan. Yataklar özel olarak pamuk, elyaf ve ipekten üretilmiş. Yatak başları bile binanın antika kapılarından tasarlanmış. Binanın en alt katında bulunan
37 metrelik kuyuda, yağmur suları toplanarak rezervuarlara gönderiliyor. Beş yıl süren yenileme çalışması süresince binanın içine ağır makine
bile sokulmamış ve binadan tam 800 kamyon atık malzeme çıkmış.
Adahan İstanbul’un karşılıklı iki ana giriş kapısı var. Binanın ön cephesi Meşrutiyet Caddesi üzerinde yer alırken, sağ yan cephesinde Kazevici Sokak, sol yan ve arka cephesindeyse Yemenici Abdüllatif Sokak bulunuyor. Gönlümüzden geçen bir kapısından giriveriyoruz Adahan İstanbul’a ve otelin Genel Müdürü Lale Platin ile buluşuyoruz. İlk durağımız, binanın terası. Burada soluklanıp İstanbul’a tepeden bir bakış attıktan sonra teras kattan aşağıya doğru inerek Adahan İstanbul’u keşfetmeye başlıyoruz.
Tavandan zemine kadar tüm orijinalliğiyle uzanan ışıklandırmanın genç bir sanatçı tarafından kağıttan, elle yapıldığını söylüyor Lale Hanım. Bina aslında kendi içinde birbirinin replikası olan iki bölümden oluşuyor. Bu iki replika, devasa cam pencerelerle bölünmüş. Bu da, merdivenlerden inerken durakladığınız düz zeminde, yanınızda bir ayna varmış etkisi yaratıyor. Halbuki gördüğünüz, aslında binanın öbür bölümü. Binanın her katı, 820 metrekareye oturuyor. Oda alanları, 32 metrekareden 180 metrekareye kadar çıkıyor. Gezdiğimiz odalardan bazılarında binanın orijinal tavanları korunabilmiş. Mermer banyolar, yerden ısıtmalı. Pencereler tavandan yere kadar uzanıyor. Perdeler, Buldan bezinden özel olarak üretilmiş. Zaten odalara girdiğinizde kendinizi doğanın içinde hissettiren
bir ahşap kokusu geliyor burnunuza. Binanın, kütüphane ve toplantı odası gibi ortak yaşam alanları da mevcut.

Galata Kulesi manzaralı restoran
Adahan İstanbul’un sekiz katlı binasının en üst katında bulunan Galata Kulesi manzaralı Cachi restoran (Kaki diye okunuyor), ismini Trabzon hurmasından almış. Cachi Restoran’ın bir de sloganı var: “İyi şeyler yiyelim, güzellikler olsun!”. Otelin hem sahibi hem de mimarı olan Sedat Aklan’ın tasarladığı büyük masif masa ve beyaz bir kuyruklu piyano karşılıyor bizi girişte. Restoranın göz alıcı terası, havalar güzelleşince bir kadeh şarap içmek için ideal. Ahşap kolonlarla çevrili tavan, oldukça yüksek.
Yüzde 100 geri dönüşümü her anlamda gerçeğe dönüştüren Adahan İstabul’un restoranının menüsünün de ne kadar “sürdürülebilir” olduğunu merak ediyoruz haliyle. Yöresel tatların Akdeniz mutfağıyla birleştiği yemeklerin arkasındaki isimse, bir gastronomi uzmanı, Patrizia Ünder. Cachi’de yemeğe, soğan ve sarmısakla marine edilerek nar ekşisiyle tatlandırılmış hafif bir başlangıç olan maş fasulyesiyle başlayabilirsiniz. Kır pidesi görünümlü fırınlanmış saray mantısı da başlangıç için denemeye değer. Ana yemek seçiminizi fırında “Cantonese soslu kuzu incik”ten yana kullanabilirsiniz. Tatlı olarak da  bademli ve vişneli ekmek kadayıfı, Ünder’in tavsiyesi üzerine denenebilir. Şarap menüsünde gördük ki Türk şarapları sıkı bir şekilde destekleniyor.

El yapımı kağıt lamba, merdiven boşluğuna uzanıyor.

Adahan İstanbul’un teras katındaki Cachi restoran.

Cachi restoranın doğal ürünlerle hazırlanmış kahvaltısı.

Adahan, “Dünya’nın evi” anlamına gelen Ca’mondo (Kamondo) ailesi tarafından iş hanı olarak inşa edilmişti.

Binadaki orijinal tavanların korunduğu odalarından biri.

Fotoğraflar: ECE YILMAZ

“Genç sanatçıları desteklemek için bir girişimde bulunduk”

Sedat Aklan:

Adahan İstanbul’u açtığımızda, genç sanatçıları desteklemek için de bir girişimde bulunmak istedik. Genç ressamların tablolarını, duvarlarda sergiliyoruz. An itibariyle “Unutulanın Hatıraları” ve “Balıklar ve Kuşlar” isimli iki sergimiz var. “Unutulanın Hatıraları”, Ahu Akgün, Didem Erbaş, Dilan Özdemir, Eser Hepözdemir ve Hera Büyüktaşçıyan’ın eserlerinden oluşuyor. Serap Başol’un “Balıklar ve Kuşlar” isimli sergisiyse insanoğlunun hayata balık olarak gelip kuş olarak uçmaya uzanan yolculuğunu anlatıyor. Genç müzisyenleri bir araya getirerek konserler verdiriyoruz. Ayrıca bodrum katında bulunan, binanın orijinal kullanımında su kuyusu olduğu tahmin ettiğimiz pişmiş tuğlaları koruyarak yenilediğimiz yüksek tonoz tavanlı alan, her türlü konsere, sergiye ve özel davete olanak tanıyor.