22 Nisan 2012 Pazar
Özgür Şef
Özgür Şef ozgur@ozgursef.com
_

ÜMiT USTA’YI DA KAYBETTiK

22.04.2012

 




Ümit-Yıldız Sevinç 


Genelde yazılarımı içinde çalıştığım sektör çalışanlarına hitaben değil yemeğe meraklı okurlara yazarım. Yani aşçılara değil yemekseverlere hitap ederim. Ama bu gün bir istisna yapmak istiyorum çünkü söyleyeceğim her şey meslektaşlarıma


Biliyorsunuz Ümit Usta’yı geçen cuma günü toprağa verdik. Ümit Usta’ydı o, ustaydı yani aşçıydı. Hiç tanışmadım ama çok iyi tanıyordum çünkü onun tarifleriyle büyüdüm ben. Hatta ben daha dünyada yokken o şefti. Ben daha kısa pantolonla gezerken o televizyonda yemek yapıyordu. Artık büyüdüm, aşçı oldum, şef oldum hatta televizyona bile çıktım. Yani artık Ümit Usta’nın meslektaşı oldum.  
Ümit Usta, bir duayendi ve bir duayen ölünce arkasından meslektaşları bir şeyler yapar. Yani en azından biz öyle yapardık çocukken. Mahallede bir arkadaşımız dayak yediyse bütün mahalle toplanır dayak yiyeceğimizi bilsek bile o arkadaşımızı korurduk. Yediğimiz çekirdeği paylaşırdık. Büyünce de bunu beklemek ve uygulamak oldukça doğal. 
 
Cenazede aşçı göremedim 
Meslektaşlarıma gelince, aynı bizim eski mahalledeki gibi her şey için bir araya gelirler, çok sosyaldirler. Dernekleri,  federasyonları ve kulüpleri vardır. Bu federasyonlar ve dernekler çatısı altında Türk Mutfağı dünyada temsil edilir. Ama ne var ki, Ümit Usta’nın cenazesinde meslektaşları yok denecek kadar azdı, hatta yoktu. Cenazede aşçı göremedim. Bir duayen ölüyor, sanırım herkes birkaç saatliğine elindeki kepçeyi bırakabilirdi. Bu kaçıncı oluyor ama değişen bir şey yok. Generallerine sahip çıkamayan ordular yenilir. Bu dernekler duayenlerine sahip çıkamıyor, Türk Mutfağı’na nasıl sahip çıkacaklar? Durum böyle olunca Türk Mutfağı’nın dünyadaki yerini tartışmaya da gerek kalmıyor. Bu cümlenin Türkçe açılımı: Türk Mutfağı’nın Dünya Mutfağı’nda yeri yok, tabii mesleğe bakış değişmedikçe...
Neyse Ümit Usta cennette... ‘Milliyet’ kaç gün sonra basılıyor orada bilmem ama neden oraya gittiğini biliyorum. Orada, burada olmayan meyveler ve sebzeler varmış. Sen, biz gelene kadar yemekleri geliştirirsin sonra da bize öğretirsin...