28 Mart 2012 Çarşamba

En iyi okul hangisi polemiği

19.08.2011

Okul ve dershaneler arasında müthiş bir yarış var. Hangisine sorsanız “en iyi“ kendileri. Ellerinde de bunu destekleyecek fazlasıyla veri bulunuyor. Yani yalan yok. Ama ölçüm kriterleri farklı. Kim hangi noktada iyi ise onu öne çıkartıp “en iyi benim“ diye ciddi ciddi tanıtım yapabiliyor. Üstelik yasak olmasına rağmen. Üstelik doğru olmadığını bile bile.
Abartı ya da bardağın sadece dolu kısmını gösterme alışkanlığı, neredeyse tüm öğretim kurumlarında var.
Zaten dibe vurmuş barajı aşan herkesi üniversiteyi kazanmış gibi gösteren de var, 20 kontenjanı ile 220 kontenjanı olan okulun taban puanlarını kıyaslayıp bak ben daha iyiyim diyen de var.
Ama görünen o ki sonunda kendileri de bu durumdan rahatsız olmaya başladı.
Türkiye Özel Okullar Birliği’nin dünkü açıklaması da bunun en açık göstergesi.
İsterseniz gelin önce açıklamayı okuyalım, ardından nasıl bu noktaya gelindiğine bir göz atalım, sonra da bundan sonra ne olur sorusuna cevap arayalım.

“Listeler doğru değil”
“17-18 Ağustos 2011 tarihlerinde yazılı basında ve bazı internet sitelerinde 8. sınıf SBS sonuçlarına göre Türkiye geneli Ankara, İstanbul ve İzmir illerinin okul puanlarının ortalamalarına dayalı listelerin yayınlandığı görülmüştür.
Bu listeler, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği veya Türkiye Özel Okullar Sınav Yürütme Komisyonu tarafından hazırlanan veya basına sunulan listeler değildir. Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği ve 20 yıla yakın bir süredir hizmet vermekte olan Türkiye Özel Okullar Sınav Yürütme Komisyonu, bu tarz başarı listelerini, Milli Eğitim Bakanlığı’nca resmi olarak açıklanmadıkça yayınlamaz veya basında kullanmaz.
Basında farklı okulları birinci gösteren listelerin ilk sıralarda yer alan okulların başarı ortalamalarında, Türkiye Özel Okullar Sınav Yürütme Komisyonu’nun Bakanlık’tan aldığı veriler değerlendirildiğinde birçok yanlışlıklar olduğu tespit edilmiştir.
İlköğretim seviyesinde yapılan yerleştirme sınavlarında özel okulların son derece başarılı olduğu yazılı ve görsel basında devamlı ele alınmaktadır. ‘İlköğretimde 8’inci Sınıf SBS sonucunda başarılı olan 100 okul içerisinde resmi okul bulunmadığı, başarılı bütün okulların özel okul olduğu konusundaki görüşünüz nedir?’ şeklinde Derneğimize yöneltilen sorulara ‘Özel okulların yaşamak için başarılı olmak zorunda olduğu, başarılı olmak için de sürekli öğrenci ve öğretmen performansını takip etmek gerektiği, bu tip listelerin Bakanlıkça resmen yayınlanmasının daha memnuniyet verici bulunacağı’ şeklinde cevap verilmektedir.
Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği’nin, ‘Öğrencileri sadece bir üst okula yerleştirmenin başarının tek ve doğru bir kriteri olmadığı, amacın her çocuğumuzu hayata hazırlamak, onların farklılıklarını ve yeteneklerini ortaya çıkarmak, her çocuğu kendi yeteneği doğrultusunda ulaşmak istediği zirveye taşımak olduğu, eğitimin bir bütün olarak algılanması gerektiği’ fikrini savunduğunu bir kez daha kamuoyu ile paylaşmak istediğimizi bilgilerinize sunarız...”

Şimdi mi hatırladılar?
Türkiye Özel Okullar Birliği, düne kadar niye sessizdi de, şimdi böyle bir açıklama yapma gereği duydu? MEB olup bitenlere seyirci kalmaya devam edecek mi? En önemlisi de tam da tercih döneminde böylesi bir polemiğin, velilerin kafasını daha da karıştırmanın ötesinde ne yararı var?
Eğitime yönelik ilan ve tanıtımların hemen hepsinde, bir şekilde abartı var. Okulları buna zorlayan da maalesef velilerin ta kendisi. Her şeyin en iddialı olanını arıyorlar, okul ve dershaneler de, vur deyince öldürüyorlar.
Örneğin dereceye giren öğrencilerini çarşaf çarşaf duyurup, hiçbir yeri kazanamayan öğrencilerinden hiç bahsetmiyorlar.
En iyi yabancı dil eğitimini biz veriyoruz deyip, mezunları uluslararası geçerliliği olan dil sınavlarında döküldüğünde hiç oralı olmuyorlar.
Kendi başarılarını parlatıp, başkalarının başarılarını görmezden geliyorlar.
Her şeyden önemlisi de, ne ilk ve orta dereceli okullarda ne de üniversitelerde, gerçek anlamda başarıyı ölçecek ne bir kurum var ne de güvenilir ölçme değerlendirme kriterleri!..
Bu yüzden de söylenen her söz doğru olsa da, eksik ya da abartılı bir yönü mutlaka bulunuyor.
Özetin özeti: Eğitim sektörünü ticari arena haline getirmek, hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Özellikle de paragözlere!..