22 Şubat 2012 Çarşamba
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

ÜNLÜLERLE HOŞ ANILAR

Bayram hediyesi niyetine Ali Kocatepe’nin kitabında yazdığı onlarca ünlüye  dair anılardan bazılarını seçip, paylaşmak istedim


Bayram boyunca elimden düşürmediğim bir kitaptı Ali Kocatepe’nin yazdığı ‘Hey Gidi Dünya Hey’... Kocatepe’nin ‘Anılarla piştim, şimdi demleniyorum’ diyerek kaleme aldığı 570 sayfalık kitapta kimler yok ki!
Kocatepe, yaşamı boyunca; radyo prodüktörlüğü, radyo yöneticiliği, muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü, söz yazarlığı, bestecilik, müzik eleştirmenliği, müzik ve dizi yapımcılığı, şarkıcılık oyunculuk, maç spikerliğiyle sunuculuk gibi farklı işlerle iştikal edince her sektörden ünlülerle anılar biriktirdi haliyle.
Ali Kocatepe’nin kitabında yazdığı onlarca ünlüye dair anılardan bazılarını seçip, paylaşmak istedim son gününde bayram hediyesi        niyetine...


AJDA PEKKAN’I KİM ‘SÜPERSTAR’ YAPTI?

‘Hey Gidi Dünya Hey’ kitabının 230’uncu sayfası:
“O, ‘star’ değil, ‘süperstar’dır. Bu sözü bir dost meclisinde söyleyen ve Ajda Pekkan’a yakıştıran kişi Hürriyet gazetesinin eski patronu Erol Simavi’dir.”
Kocatepe’nin Ajda Pekkan için yazdıkları bu kadar değil elbet. Devamında da ilginç bir anı var, Ajda Pekkan’ın samimiyetine dair:
“12 Şubat 1983 Ajda’nın 37’nci doğum günüydü. O gece Nükhet Duru’nun çalıştığı gazinoya davet ettim. Anadolu Yakası’nda Boğaz’da bir apartman dairesinde oturuyordu. Evinden aldım Ercan Arıklı, Hıncal Uluç ve birkaç dost daha gazinoda buluştuk. Güzel bir geceydi.
Dönüşte evine bırakırken sana doğum günü armağanı olarak bir şarkı vermek istiyorum dedim. Çok duygulandı, boynuma sarıldı.
‘Beni ara müsait olduğunda gelir sana dinletirim’ dedim.
Aramadı. Bir kez hatırlattım, yine aramadı.
Bir süre sonra Nükhet Duru’ya, ‘Ajda için bir şarkı hazırlamıştım, ama galiba sana kısmet olacak’ dedim. Esin Engin düzenlemeyi yaptı ve Nükhet Duru maxi 45’likte seslendirdi. Ajda Pekkan’ın dinlemek için zaman ayıramadığı o şarkı benim en naif bestelerimden biridir:
‘Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle...’”


HINCAL ULUÇ, TAM BiR YIL NiYE HASTANEDE YATTI?


Ertuğrul Özkök’le İzmir’de beş yıl aynı ilkokulda okuyan, İstanbul’da bekarlık döneminde Hıncal Uluç ve Mehmet Y. Yılmaz’la aynı evi paylaşan Ali Kocatepe, o günleri bakın nasıl anlattı?
“Hıncal önemli bir rahatsızlık geçirdi. Onu 12 Aralık 1972’de      Gülhane Askeri Hastanesi’ne yatırdılar. Dört ameliyat, iki mide kanaması, bir de sarılık geçirdikten sonra 12 Aralık 1973’te taburcu oldu hastaneden.
Tam bir yıl süren tedavinin sonunda 39  kiloya       düşmüştü. Hayata küsmüş, morali sıfıra inmişti. Hatta bir gece, ‘Sabaha çıkmaz’ diye tüm ailesini hastaneye çağırmışlardı. Sevgili dostum hastaneden çıktığı 12 Aralık 1973 tarihini ikinci doğum günü olarak kabul etti. Yani şimdi o 38 yaşında, ama hala Akrep burcunun özelliklerini taşıyor. Bir soktu mu da acayip can yakıyor.”



SEZEN ONNO’NUN GÖZLÜĞÜNÜ NİYE KIRDI?

“Sezen (Aksu), Onno’yu (Tunç) çok kıskanırdı. Şakayla karışık sık sık da takılırdı. Bir akşam Etiler’de Sies’e yemeğe ve program izlemeye gittik. Emel Müftüoğlu ve Erdal Çelik, ‘Emel-Erdal’ ikilisi olarak sahne alıyorlardı. Sonra onlar da yanımıza geldiler. Bir ara içeri hoş bir bayan girdi. Doğal olarak Onno da bizimle birlikte başını çevirip baktı.
Vay, sen misin bakan! Sezen, hışımla Onno’nun gözündeki gözlüğe uzandı ve yakaladığı gibi kahkahayı basıp, yere attı. Sonra da üzerine basıp paramparça etti. Onno, suskun puskun, biz şaşkın. İşi şakaya veriyoruz. Sezen, Onno’nun kulağına eğilmiş söyleniyor:
Sıkıysa, şimdi bak da gör.”



CAN YÜCEL NiYE, “YiNE Mi ANITKABiR DÜŞTÜ” DEDi?


Ali Kocatepe’nin kitabında Can Yücel’e dair müthiş bir anı var, aktarmazsam olmaz:
“Can Yücel bir gün Gazeteciler Cemiyeti’ni telefonla arıyor. Cemiyetin telefonlarına bakan kişinin adı Mustafa Kemal.
Görevli açıyor telefonu, ‘Buyrun ben Mustafa Kemal’ diyor.
Can Baba, sinirleniyor:
‘Hay Allah kahretsin, yine Anıtkabir düştü.’”


ZEKi MÜREN’iN GAY TAKINTISI

‘Hey Gidi Dünya Hey’deki Zeki Müren’le ilgili notlardan bir kısmı şöyle:
“Zeki Müren sahnelerin en büyük devrimcisiydi. O birçok ilke imza atmıştı. İk ‘Altın Plak’ ödülünü 1955’te ‘Manolyam’ adlı bestesiyle aldı. Şarkısı Rumca’ya çevrildi ve yurt dışında okunan ilk Türk bestesi oldu.
Hiçbir modacısı ve kuaförünün gay (eşcinsel) olmadığını söylerdi.
‘Gay dedikoducu olur... Onun için istemem’ derdi...
Ardından da, ‘Gay esprilidir, çocuk doğuramaz, ama espri doğurur’ diye eklerdi.”

Siz de reklam vermek ister misiniz?