13 Şubat 2012 Pazartesi
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

DAĞ, FARE DOĞURDU

Kamuoyunda büyük yankı uyandıran operasyonda gözaltına alınanların hepsi serbest. ‘Reytingde şike operasyonu’ndan ‘tutuklu’ çıkacağını sanmıyorum. Bu işin reytingi de bu kadarmış demek ki!

‘Şike operasyonu’nda gelinen noktanın bende oluşturduğu kanaat budur! Neymiş? Polis, reyting hırsızlığı yapanları aylarca teknik takibe aldı. Başka?
Somut belge ve bilgilere ulaşınca da operasyon için düğmeye bastı. Sonra?
Televizyon dünyasında ilk defa böyle bir operasyona tanık olduk. Şov dünyasında çoğu insanın, “Onlara kimse dokunamaz” dediği şirketleri bile polis aradı. Operasyon medyada geniş yankı buldu. Gazetelerin çoğu operasyonu manşetten verdi.
Sonuç? Dağ, fare doğurdu.
Kamuoyunda büyük yankı uyandıran operasyonda gözaltına alınanların hepsi serbest. “Bu daha başlangıç. Devamı gelecek bunun” diyenler var. Polis, operasyon kapsamında başkalarını da gözaltına alabilir, ama bu saatten sonra ‘Reytingde şike operasyonu’ndan ‘tutuklu’ çıkacağını sanmıyorum. Bu işin reytingi de bu kadarmış demek ki!
Türkiye’de reyting yolsuzluğu yüzünden cezaevinde yatan bir Allah’ın kulu olmasa bile, bu operasyonun şöyle bir faydası oldu sektöre; bundan böyle televizyon sektöründe kolay kolay kimse teşebbüs edemez reyting manipülasyonuna...


Medyapım’ın ortağı Fatih Aksoy’un isyanı

Polisin ‘Reytingde şike operasyonu’ nedeniyle arama yaptığı şirketlerden biri de Medyapım’dı. Hafta sonu Medyapım’ın ortağı Fatih Aksoy aradı. Benim gibi, yıllardır reyting sisteminin üstüne düşen şaibenin ortadan kalkması için böyle bir operasyonun gerekli olduğuna inanan Aksoy, Medyapım’ın haksız yere sürece dahil edildiğini vurgulayıp, şunları söyledi: “Bunca yıldır televizyon dünyasının içindeyim. Ne reyting ölçümünü yapan şirket çalışanlarından biriyle işim olmuştur ne de evlerinde reyting cihazı olan deneklerle... Polis geldi, deneklere para ödemesi olup olmadığına dair muhasebe kayıtlarını, deneklerin isim ve adreslerinin bizde olup olmadığını ortaya çıkarmak için şirket bilgisayarlarındaki bilgileri kopyaladı.
Polisin incelemesi bitince herkes görecek ki, bizim alakamız yok o işlerle. Yıllarca yaptığımız ‘Popstar’lar, ‘Kim 500 Milyar İster’ programları izlenmiyordu da, reyting çalarak mı çok izleniyor gösterdik biz onları.
Yaptığımız ‘Adını Feriha Koydum’ ve ‘Umutsuz Ev Kadınları’ dizisi sadece AGB Nielsen’in reytinglerinde birinci ya da ikinci çıkmıyor ki! TRT’nin ölçüm şirketi SBT’nin reyting listesinde de zirvede bu iki dizi. Üstelik SBT’deki reytinglerimiz AGB Nielsen’dekinden daha yüksek. AGB çalışanlarına ya da deneklere para vererek reyting alanlardan olmadığımız halde, bu işlere bulaştıkları bilinen insanlarla aynı kefeye konmak ağrıma gitti.”
Gönül ister ki kim ‘ak’, kim ‘kara’, çıksın ortaya en kısa zamanda.


‘PARTİ YILDIZLARI’, ALDIKLARI PARANIN VERGİSİNİ ÖDÜYOR MU?

Pazar günü HT Magazin’de Zafer Akbaş’ın ‘Ünlülerin parti tarifesi’ başlıklı haberi vardı. Haberdeki ünlülerin parti tarifesi şöyle:
Pascal Nouma 10 bin dolar.
Eda Taşpınar 16 bin TL.
Eda + sevgilisi 21 bin TL.
İvana Sert 15 bin TL.
Deniz Akkaya 15 bin TL.
Sinem Güven 15 bin TL.
Ayşe Kucuroğlu 9 bin TL.
Deniz Berdan 3 bin dolar.
Parti sahibinde para çoksa, eşe dosta hava atmak için o kişininin hangi parti yıldızına ne kadar para ödediğinden bize ne?
Kişi, eşine-dostuna hava atarak, kendini mutlu etmek adına yapıyor bu işi. Başta o partilere katılanlar sonra alan ve veren razı. Ancak bu haberin harekete geçireceği birimler de olmalı. Örneğin Maliye Bakanlığı’nın vergi elemanları...
Amerika’da olsa maliyeciler ya da mali polis, ‘parti yıldızları’nın kapısını çalıp, “Abilerim, ablalarım. Getirin bakalım şu muhasebe kayıtlarınızı. Bir göz atalım, vergisini ödüyor musunuz bu paraların?” diye sorardı.
Yabancılar Şube Müdürlüğü polisleri de, varlıklarıyla katıldıkları partileri onurlandırırken ceplerini dolduranların o ülkede çalışma izni olup olmadığına bakardı.


‘AZiZ YILDIRIM YASASI’ YILDIRIM’A YARAMADI

6222 Sayılı Futbolda Şiddet Yasası’ndaki cezaları indiren 6250 Sayılı Yasa için ne deniyordu? “Aziz Yıldırım’ı Kurtarma Yasası bu.” Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘veto’suna rağmen TBMM, inatla yasayı geçirdi. Mahkeme, Cumhurbaşkanı Gül’ün ‘onay’ını beklemeden 6250 Sayılı Yasa’yı yürürlüğe koydu ve birçok tutukluyu serbest bıraktı. Aziz Yıldırım ve FB’liler hâlâ içeride. Bir terslik yok mu bu işte? Hani Aziz Yıldırım’ı kurtarmak için çıkıyordu bu yasa? Birileri bizimle fena halde ‘maytap geçiyor’ galiba!

Siz de reklam vermek ister misiniz?