Kırık kucaklaşmalar ve Cruz faktörü
Bir Almodovar filmini ne unutturabilir bana, başka bir Almodovar filmi elbette. ‘Kırık Kucaklaşmalar’ tıpkı ve sahiden ve en içten Almodovar filmlerinden biri. Konusunu uzun uzadıya anlatacak değilim, meraklısı zaten ‘Yahşi Batı’dan arta kalan salonlarda filmi değerlendirecektir. Filmin başrol oyuncusu Almodovar’ın gözdesi ve “Onun sayesinde daha iyi yönetmen oluyorum” diyerek onurlandırdığı Penelope Cruz. ‘Kırık Kucaklaşmalar’ın konusunu ya da içerdiği mesajı sevmeyen sinefil yine de ikilinin çalışmasından sonsuz haz alacaktır.
Çok çarpıcı bir sahneyle başlıyor film, görmeyen bir erkeğin karşısında oturan nefis bir sarışının göz bebeğinden.
Yine birçok farklı insan, nerede ve nasıl kesişeceklerini tahmin etmek için kendinizi zorladığınız bir akış içinde yollarını buluyorlar. “Bugüne kadar çektiğim en zor film, hatta yazdığım en zor senaryoydu” diyen Almodovar, her sahnede ayrı duygu yaratmak için birbirinin aynı sahneleri çekmek zorunda olduğu filminin de hakkını veriyor. Aşkı, tutkuyu ve teslimiyeti bu kadar güzel anlatabilen az yönetmen var, Almodovar bütün bunları seyirciyi sıkmadan ve heyecanını düşürmeden yapabiliyor.
Penelope konuşsun, yeter
Cruz... Penelope Cruz. Gerçekten Tanrı bu kadını oyuncu olsun diye yaratmış, sıradan görünen başka bir sahnede karşı konulamaz güzelliğiyle baş döndüren ve yeteneğini asla ikinci plana atamayacağınız bir efsane oyuncu. Üstelik Tanrı konuştuğu dili bile o kadar güzel belirlemiş ki, başka bir memleketten olduğunu hayal bile edemiyorum. Belki Hispanik dillere karşı olan aşırı tutkum böyle hissetmeme sebeptir, kim bilir.
Spotta yazdığım gibi bir durum yok, sevdiğini kaybeden herkes ölmek ister mi kısmı benim fikrim.
Fazla detay vermek istemiyorum ama filmin ilk sahnesinden sonra, erkek kendini ‘Harry Caine’ olarak tanıtıyor genç kadına. Oysa İspanyol aksanı ile hiç de telaffuz edemediği bu isim sonradan edindiği ve sevdiğini kaybedince de başka biri gibi yaşamasına sebep olan hatta yardımcı olan uydurma bir ad sadece.
Sevdiğini kaybedince ama her ne şekilde kaybedersen et, yeniden hayata başlamaz mısın? Peki bu neden yeni bir adla olmasın? Çok kolay olurdu gibi geldi bana, vardır elbette böyle aşklar. Adınızı başka biri söylemesin istersiniz, o ad ona özel kalsın. Kimse söylemesin bir daha. Gidenle beraber o ana kadar yaşanan her şey gitsin, bitsin.
Gerçek hayatta olmayacakları sinemaya taşımaktaki inanılmaz becerisini “Sinema hayatımızdaki yalnızlıkları ve boşlukları doldurur” diyerek son derece naif bir şekilde anlatan Almodovar, ‘Kırık Kucaklaşmalar’ için ise “Bu defa kadın ve erkek hikayelerini dengelemeye çalıştım, benim için çok yeni bir tecrübeydi” demiş.
Sinemada çok da iyi anlatılmadığını düşündüğüm aşkı ve tutkuyu ve elbette kimi zaman yarı çıplak görünen güzeller güzeli Penelope Cruz’u kaçırmamak için Almodovar sinemasına bir göz atın derim.
