12 Şubat 2012 Pazar
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

EUROVISION’DA, AZERi-ERMENi SAVAŞI BAŞLADI

Bu yılki Eurovision Şarkı Yarışması, Azerilerle  Ermeniler arasında zaten gergin olan ipleri, daha da gerecek. Bakü’de yapılacak 57’nci Eurovision Şarkı Yarışması ilginç görüntülere sahne olacak

Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki savaş Eurovision’a da sıçradı.  57’nci Eurovision Şarkı Yarışması, mayıs ayında Bakü’de yapılacak. Yarışmaya daha beş ay var, ama Azerilerle Ermeniler arasındaki Eurovision savaşı daha şimdiden başladı.
Türk basınının yanı sıra dünya basınında da öne çıkan haberleri her sabah TRT Türk ekranına taşıyan ‘Haberdar’da, Azeri gazetelerinden ‘525-ci q   zet’in konuyla ilgili bir haberinin anonsu vardı.
‘Haberdar’ın yaptığı bu anonstan sonra o gazetenin internet sitesinde haberin detayına baktım, ilginçti.
Gazete; Norveç, İsveç, Almanya, Danimarka, Belçika ve İzlanda’nın Bakü’de yapılacak Eurovision 2012’ye katılıp katılmama konusunda tereddüt yaşadıklarına dair Ermeni gazetelerinde çıkan haberleri şu manşetle yalanladı:
“Ermeniler, ‘Eurovision 2012’ ile bağla yalan malumatlar yayir.”
Haberin devamında o ülkelerin bir kısmının Eurovision temsilcilerini seçtiğini, diğerlerinin seçim takvimine dair ayrıntılar vardı.
Şimdiden belli oldu.
Bu yılki Eurovision Şarkı Yarışması, Azerilerle  Ermeniler arasında zaten gergin olan ipleri, daha da gerecek.

ONLARI KiM BARIŞTIRDI?

Seda Sayan’la Erol Köse’nin barışması, şu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi:
Şov dünyasında ilelebet dostluk ve düşmanlık diye bir şey yoktur.
Erol Köse, Twitter’da üzdüğü Seda Sayan’dan ve oğlundan, ‘Beyaz Manşet’in canlı yayınında özür diledi.
Bunun üzerine Seda Sayan da Erol Köse’yi hem affetti, hem de açtığı davaları geri çekti.
Şov dünyasında ilelebet küslüğün olmayacağını bilen biri olarak eninde sonunda barışacaklarını biliyordum, ama ‘barış çubuğu’nun bu kadar erken tüteceğini tahmin etmiyordum. Çünkü taraflar arasındaki savaşın ateşi, bir özürle sönecek gibi değildi.
O işin mutlaka bir arka planı vardı.
Taraflar arasında arabuluculuk yapan itfaiye eri gibi su sıkarak yangını önce kontrol altına alan, ardından da soğutma çalışmalarını yürüten biri ya da birileri olmalıydı.
Çok geçmeden yanılmadığımı anladım.
Araştırınca öğrendim, Sada Sayan’la Erol Köse’yi Sacit Aslan barıştırdı.
İyi de yaptı, ‘en kötü barış’ bile ‘savaş’tan iyidir çünkü. Peki Seda Sayan yüzünden Erol Köse’yle mahkemelik olan menajeri Stelyo Pipis’le arkadaşı Mehmet Ali Erbil’le davaları ne aşamada diye merak ediyor olabilirsiniz.
Bu tür olaylarda yarına dair sağlıklı bir öngörüde bulunmak zor, ama en azından ‘şimdilik’ Pipis ve Erbil’in davalarını geri çekmediğini belirteyim.

BiR ARA GÜLER DAHA ÇIKMAZ!

Eczacıbaşı Vakfı, Ara Güler için şahane bir yayın çıkardı. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı, ‘Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi 2’ kapsamında çıkardığı kuşe kağıda basılı kitapta Ara Güler’le yapılmış mini bir söyleşinin yanı sıra üstadın yüzlerce fotoğrafı var.
Ara Güler’in denklanşöre basıp, ölümsüzleştirdiği her kare, sanki yakın tarihimizin yaşayan birer canlı tanığı.
O denli canlı, o denli sahici ve o denli düşündürücü her biri.
“Ne fotoğraf bir sanattır, ne de ben bir fotoğraf sanatçısıyım” diyen ve yaptığı işin ısrarla ‘Foto Muhabirliği’ olduğunu vurgulayan usta için çıkarılan bu kitapta öylesine fotoğrafları var ki, adeta içine çekiyor sizi.
Ara Güler farkı da bu.
Ara Güler’in çektiği portrelere bir bakar mısınız?
Elia Kazan - 1974 New York
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir) - 1954 İzmir
Salvador Dali - 1971 Paris
Alfred Hitchcock - 1974 Los Angeles
Abidin Dino - 1981 Paris
Orhan Kemal - 1970 İstanbul
Pablo Picasso - 1971 Notre Dame de Vie
Bedri Rahmi Eyüboğlu - 1958 İstanbul
Federico Fellini - 1957 Cannes
Orson Welles - 1960 Cannes
Kemal Tahir - 1972 İstanbul
Orhan Veli Kanık - 1948 İstanbul
Yaşar Kemal - 1963 İstanbul
Sophia Loren - 1959 Cannes
Brigitte Bardot - 1959 Cannes
Orhan Pamuk - 1997 İstanbul
Indira Gandhi - 1975 Yeni Delhi
Maria Callas - 1957 İstanbul
Rahibe Teresa - 1983 Calcula
Arthur Miller - 1974 Connecticut
Bülent Ecevit - 1968 Ankara
Aşık Veysel - 1956 Sivas
Nazım Hikmet - 1961 Paris
Winston Churchill - 1957 İstanbul
Sait Faik Abasıyanık - 1952 İstanbul
Dustin Hoffman - 1974 New York 
Ara Güler’in hangi yıl kimleri nerede çektiğine dikkat ettiniz mi?
Söyler misiniz Allah aşkına, günümüzde bir ‘Foto Muhabiri’nin bu denli geniş bir coğrafyada ve sosyal statüdeki insana ulaşıp, onlarla bu denli bir çalışma yapması ve Türkiye’nin yeni bir Ara Güler çıkarması mümkün mü?

Siz de reklam vermek ister misiniz?