‘DiVA’YA YANITIM!
Bülent Ersoy’a, ‘gazoz’la Deniz Gezmiş gibi Türk solunun davası uğruna idamı göze almış bir liderini, Yeşilçam filmlerinde içlerine ilaç attığı gazozlarla genç kızları kötü emellerine alet eden Nuri Alço’ya indirgediğini anlattığımda dona kaldı
Bülent Ersoy, dün sabah telefonla katıldığı Kanaltürk’teki ‘2. Sayfa’da adımı zikretmeyip, “Ali Eyüboğlu benim başımımı beklemiş” demese ve konu hakkında yaptığı açıklamalarla kendi söylediklerini kendi tekzip etmese tekrar girmezdim bu konuya.
Çünkü “Diva’nın ikinci ‘Deniz’ kazası” başlıklı yazımda konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşmıştım kamuoyuyla.
Bülent Ersoy’un başını beklemek gibi bir misyonum yok, ama dün söylediklerini bugün yalanlayanları teşhir etmek gibi bir sorumluluğum var.
Bülent Ersoy, İzzet Çapa’ya neler söylemişti, dün ‘2. Sayfa’da neler anlattı Deniz Gezmiş hakkında?
Bir gün arayla söyledikleri
3 Ocak 2012 HT Magazin: “Deniz Gezmiş kıymetli bir arkadaşımdı. Rahmetli çok severdi sesimi. Bir gün bana üç şişe Camlıca gazozu aldı. Ben de ona şarkılar söyledim.”
5 Ocak 2012 ‘2. Sayfa’: “Evinize gelen misafire çay ikram edersiniz, kahve ikram edersiniz ya da ne içmek istersiniz veya ne arzu edersiniz ne ikram edeyim dersiniz ve onu o şekilde ağırlarsınız. Ben de kendisiyle, efendim merhumla beraber olduk, bir arkadaşım vasıtasıyla götürülmüştüm. Orada kendileri de bana,“Ne içersiniz?” diyemezler mi? Ben de gazoz içerim diyemez miyim? Bu gazoz üzerinde niye duruluyor bir kere bunu anlamış değilim?”
3 Ocak 2012 HT Magazin: “Deniz Gezmiş’in toplantılarında çok bulundum.”
5 Ocak 2012 ‘2. Sayfa’: “Yoksa benim Deniz Gezmiş Beyefendi’yle iki kere karşılaşmam bana ne verecek sizlere soruyorum? Şöhretime şöhret mi katacak benim bulunduğum yerden daha ötesi yok ki!”
Vallahi ‘Diva’ haklı, ‘daha ötesi yok ki’ bunun!
SON DAKiKA NOTU
Saat 14.30 sularında yazımı bitirdim, gazeteye geçmek üzereydim ki telefonum çaldı. Arayan Bülent Ersoy’du. Diva, “Ben Deniz Gezmiş’in yeri doldurulamayacak namus abidesi bir lider olduğunu söyledim, insanlar olayı nereye çekti?” dedi. Ersoy’a, ‘gazoz’la Deniz Gezmiş gibi Türk solunun davası uğruna idamı göze almış bir liderini, Yeşilçam filmlerinde içlerine ilaç attığı gazozlarla genç kızları kötü emellerine alet eden Nuri Alço’ya indirgediğini anlatınca dona kaldı. Ersoy, “Ben böyle avam ve mecazi şeyleri bilmem. Şimdi sen söyleyince anladım insanların ‘gazoz’un üzerine niye bu kadar gittiğini. Yüce Rabbim ve Kur’an-ı Kerim üstüne yemin ederim ki bilmiyordum bu söylediğini” dedi.
‘KURTULUŞ SON DURAK’TA EZiLEN KADININ iSYANI VAR
Baştan şunun altını çizeyim, film eleştirmeni değilim. Benimkisi okuyan, yazan biri olarak izlediğim filmin düşünce dünyamda oluşturduklarını kamuoyuyla paylaşmak.
Senaryosunu Barış Pirhasan’ın yazıp, oğlu Yusuf Pirhasan’ın yönettiği ‘Kurtuluş Son Durak’, Türkiye’nin en önemli sosyal meselelerinden biri olan kadına şiddete parmak basmayan, kelimenin tam anlamıyla neşter atan bir film.
Belçim Bilgin, Demet Akbağ, Asuman Dabak, Nihal Yalçın, Ayten Soykök, Damla Sönmez, Yavuz Bingöl, Ahmet Mümtaz Taylan, Mete Horozoğlu, Hüseyin Soyaslan, Tuncer Salman, Güneş Sayın, Tolga Karaçelik, Olgun Toker ve Dilek Aba’nın oynadığı film, izleyeni bolca güldüren, bazen de ağlatan bir yapım.
Her şey süper giderken...
Ne zaman ki ‘Kurtuluş Son Durak’taki Saadet Apartmanı’nda oturan, ama saadet yüzü görmemiş şiddet mağduru kadınlar, bir polisi rehin alıp, ‘Kadına şiddete son’ eylemine başlıyor, ondan sonra filmde işler kopuyor.
Filmin sloganı şu:
“Biz her türlü şiddete karşıyız.”
Sadece erkek şiddetine uğrayan kadınların değil, her ‘insan’ın hayat felsefesi olmalı bu.
Ama bundan önce ‘yaşam hakkına saygı’ diye bir şey de var.
Tanrı’nın verdiği canı, ondan başkası almamalı!
Gerçekleri ters yüz etmek
Erkekleri öldürerek kadına yönelik şiddeti kökünden halletmek de Barış Pirhasan’a özgü bir yöntem olsa gerek.
Filmde, hangi paralel evrende yaşıyor senarist Barış Pirhasan’la, yönetmen oğlu dedirten bir bölüm daha var.
Kadına yönelik her türlü şiddet nasıl sosyal bir sorunsa bu ülkede, bir başka sorun da uzun tutukluluk süreleri.
Gözaltına alındıktan sonra, hakkında dava açılmadan ve hakim karşısına çıkmadan yıllarca hapis yatanlar var bu ülkede.
Hal böyleyken filim icabı da olsa polisi, saatlerce rehin tutan kadınlar gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılacak!
Oldu, gözlerim doldu!
Erkek şiddetine karşı birleşip, başkaldıran kadınları kahramanlaştırırken Barış Pirhasan’ın Türkiye’nin içinde bulunduğu polis ve yargı gerçeklerini göz ardı etmesini, cinayetlerin üzerini örtmesini doğru bulmadım.
Sloganını, ana metnini beğendiğim, ama alt metinlerine itiraz ettiğim ‘Kurtuluş Son Durak’, 2012’nin çok konuşulacak, çok tartışılacak ve iş yapacak filmlerinden biri olacak.
