12 Şubat 2012 Pazar
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

TRT’DE OLUYOR BÖYLE VAK’ALAR

Sema Kaygusuz’a tavsiyem: Devletin her biriminde var olan ‘kraldan çok kralcı işgüzarlar’a kafayı takıp, boş yere enerji tüketme. Bir tavsiyem de o programın yapımcısına ve yöneticisine: Önce ‘olur’u alın sonra konuğu ayarlayın  

 

Genç edebiyatçılardan Sema Kaygusuz, Habertürk’te yayınlanan söyleşisinde TRT’yi yerden yere vurdu.
Neden mi?
Nedeni Ümran Avcı’nın kendisine yönelttiği şu soru:
“TRT Belgesel kanalı tarafından hazırlanan İncir belgeseline röportaj yapılmak üzere arandınız, ama son anda ‘veto’ yediniz.”
“Kanalın üst yönetimi benimle röportaj yapılmasını uygunsuz bulmuş. Bu olayı sinek kadar küçük ve o kadar mide bulandırıcı buluyorum. Bir yazara çok önceden, ‘Bizim belgeselimize katılır mısın?’ deyip, çekime üç gün kala, ‘yukarıdan onay gelmedi’ deyip, özür dilenmesi çok küçük bir olay, ama mide bulandırıcı. Bırakın yazarlığı, yurttaş olarak bilmek istiyorum devletin içinde böyle memurlar mı var acaba?
Sovyet Rusya, Doğu Almanya gitti, inciri anlatmaya kimin uygun olduğunu düşünmeye enerjisini harcayacak bir memur dünyası var mı bu ülkede?
Eğer yasaklama bu kadar ileri gittiyse... Konumuz börtü böcek, konumuz incir. Bu söylediklerim tümüyle TRT Belgesel kanalı için.TRT Türk’te çok güzel programlar yapılıyor.Yapımcıya da haksızlık edildi. Onun bir kusuru yok.”

Bu ‘olur’un ölçüsü nedir?
Sema Kaygusuz’a hangi TRT yöneticisinin, ne gibi bir gerekçeyle ‘olur’ vermediğini bilmiyorum, ama TRT’de bu prosedürün nasıl çalıştığını çok iyi biliyorum.
Üç yıl önceydi...
TRT 2’de yaz aylarında ekrana gelen Boğaziçi’nden programına danışmanlık yapıyordum.
Her hafta başı, bir sonraki haftanın gündemi için toplantı yapılıyordu.
Hangi işlerin takip edileceğine, hangi konuların ele alınacağına ve kimlerin canlı yayına davet edileceğine dair fikir jimnastiği yapılırdı bu toplantılarda.
Bir toplantının sonunda ekibimizin bekar kadınlarından birine takıldım, gel seni evlendirelim, senin yaşlarında bir mimar arkadaşım var, ismi de şudur, Facebook’ta sayfası var, akşama  gir bir bak diye...
Toplantı bitti, dağıldık.
Bir hafta sonra aynı amaçla toplandık.
Asistanlar, yönetimin ‘olur’ verdiği konuk listesini dağıttı bize...
Aaa, o da ne?
Benim mimar arkadaşımın adı o listede?
Bir hafta önce önemli bir tiyatrocuya “Hayır” diyenlerin bizim mimara onay vermeleri kadar traji komik bir şey olabilir mi?

Asistan yazdı, ‘olur’ çıktı
Asistanlardan biri sen tut, benim ‘ideal koca adayı’ olarak lanse ettiğim mimarı konuk edilecekler listesine yaz... Sonra yönetime sun ve ‘olur’ al.
Şaka değil, gerçeğin ta kendisi...
O, onaylı liste hâlâ arşivimde...
TRT’nin kadrolu elemanı olan arkadaşa, “Hadi yine iyisin; TRT, damat adayına vize verdi” dediğimde toplantı odasında kopan kahkaha tufanını dün gibi hatırlıyorum.
Yapımcı, programına konuk etmek istediğinde yönetimin “Hayır” dediği kişinin bir ay sonra TRT’de program sunduğuna bile tanık olmuş biri olarak Sema Kaygusuz’a tavsiyem şu:
Devletin her biriminde var olan ‘kraldan çok kralcı işgüzarlar’a kafayı takıp, boş yere enerji tüketme.
Güneş bile bir gün batıdan doğabilir, ama onlar asla değişmez...
Bir tavsiyem de o programın yapımcısına ve ekibine:
Madem ki canınızın istediğini çekip, yayınlama yetkiniz yok... TRT yönetiminden ‘olur’ almanız şart. O zaman önce ‘olur’u alın, sonra konuğu arayın. Boş yere işgüzarlık yapıp, binlerce kişinin       çalıştığı bir kurumun itibarını iki paralık etmeyin.

 

‘UMUTSUZ EV KADINLARI’ TUTTU, NE OLACAK ŞİMDİ?

Ramazan Bayramı öncesiydi... Üç haftadır pazar akşamlarına damgasını vuran ‘Umutsuz Ev Kadınları’nın kadrosu daha yeni kesinleşmişti.
Dizinin çekimleri bile başlamamıştı.
Bu kadroyla iş yapacağını düşündüğüm için ‘Umutsuz Ev Kadınları’nın beş yıldızı; Songül Öden, Bennu Yıldırımlar, Ceyda Düvenci, Evrim Solmaz ve Özge Özder’le söyleşi yaptım.
CADDE’de iki gün yayınlanan söyleşi üzerine sosyal medyada bir yığın eleştiri yer aldı.
Bu dizinin iş yapmayacağını, ‘Desperate Housewives’a yazık olacağını yazanlar da oldu, tutmayacak bir dizinin oyuncularıyla söyleşi yaparak akıntıya kürek çektiğime dair bana eposta atanlar da...
Ne oldu?
Günün sonunda kimin öngörüsü tuttu, kimler yanıldı?
‘Umutsuz Ev Kadınları’ için, “Çöp... Tutması mümkün değil” diye yazanlardan, dizinin pazar akşamlarına damgasını vurmasına rağmen “Pardon” deyip, özür dileyenini görmedim şu ana kadar.
Yaşadığı ülkeye bu kadar mı yabancı, bu kadar mı uzak olur insan?
 


 

Siz de reklam vermek ister misiniz?