BUNLAR OLALI KAÇ YIL OLDU?
Yazar, iyi bir damar yakalamış. Yakın tarihimizden okuyunca insana tebessüm ettiren olaylar ve sözleri toparlamış, ama damarlar arasındaki sörfünü bir cerrah özeniyle yapmamış. Kitapta bir dizi yanlış var
Antalya’ya gelirken uçakta okumak için bir cep kitap aldım havaalanından. Yaklaşık 10 cm x 15 cm ebadında 176 sayfadan oluşan bir kitap bu. ‘Kaç Yıl Oldu? 2011’ adlı kitabın yazarı Fırat Budacı.
Kitabın içinde hatırlayınca insana tebessüm ettiren, “Vay be! O kadar yıl geçti mi aradan?” dedirten sözler ve olaylar var.
Önce kitaptan beğendiğim ve sizin de ilginizi çekeceğini düşündüğüm alıntılara yer vereceğim, sonra da kitaptaki bazı yanlışlara dikkat çekeceğim:
* Tansu Çiller, “ABD, Türkiye’nin Avrupa’ya girmesini istemiyordu, bunu ben değiştirdim. Jeanne d’arc gibiyim” diyeli 16 yıl.
* Barbaros Hayrettin, “Ben Sizin Babanızım” şarkısıyla ‘ince mesajlar’ verip ortadan kaybolalı 15 yıl.
* Manken Esra Eron, tarih bilgisinin ‘süper’ olduğunu söylediği röportajda Atatürk’ü Samsun’a trenle göndereli 7 yıl.
* İlhan İrem’in plaklarının çok satmasından etkilenen (!) Işıl Plak, piyasaya iki harf değişikliğiyle İlham İren’i süreli tam 37 yıl.
* Hülya Avşar, programına konuk ettiği Ricky Martin’e ‘pandik’ atalı 13 yıl.
* Pascal Nouma, elini şortuna sokup karıştıralı 8 yıl.
* Candan Erçetin, “...Sakinleştirdin, ehlileştirdin, ve daha bir sürü şey...” sözleriyle şarkı sözü yazmaya üşenen ilk söz yazarımız olalı 6 yıl.
* Zekeriya Beyaz, otel faturasında erotik yayın yapan Pay TV izlediği ortaya çıkınca, “Dört kişi ne yapıyorlardı öyle? İnsan, insanlığından çıkıyor vallahi” diyeli 9 yıl.
* Tayyip Erdoğan, milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili, “Biz bu ayrıcalığı kaldıracağız” diyeli 9 yıl.
* Türkiye’de ilk cep telefonu görüşmesi için Tansu Çiller, Süleyman Demirel’i arayalı 17 yıl.
* Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş, mektupla gelen şarbon tehlikesine karşı televizyonda halkı bilgilendirirken, “Aha işte bele açarsan bulaşır!” diyerek elindeki mektubu paramparça edeli 10 yıl.
* ‘Kuran şifreleri çözücüsü’ Ömer Çelakıl, “2006 yılında Atlas Okyanusu’na göktaşı düşecek” diyeli 9 yıl.
* Galatasaraylı futbolcu Sabri, arkasında ‘Sarbi’ yazılı bir formayla sahaya çıkalı 7 yıl.
* Mazhar Alanson, bir davette karşılaştığı Çelik’e, “Ne haber Çelik? Atatürk nasıl?” diyeli 15 yıl.
* Murat Kekilli, albümüne verdiği ‘Yedialtı’ adının anlamı sorulunca, “Bu toplum henüz bunu öğrenmeye hazır değil” cevabını vereli 8 yıl.
* Antalyalı ‘Sheron Emel’, ‘Temel İçgüdü’ filmine özenerek, yatağa bağlayıp seviştiği kocasını 28 bıçak darbesiyle ağır yaralayalı 16 yıl.
* Sevda Demirel, Hande Ataizi’ni tokatlayalı 9 yıl.
* Memiş, Keto’yu yumruklayalı 17 yıl.
* Spor yazarı Adnan Aybaba, Meydan Larousse’a giren ilk Türk olduğunu iddia edeli 6 yıl.
* Muhabir Ömer Güvenç, maç sonrası Beşiktaşlı Ahmet Yıldırım’a sorduğu, “2-1’lik mağlubiyet, ne düşünüyorsun?” sorusuna“ “2-2 bitti maç” yanıtını alalı 7 yıl.
* Didem Uzel, “92 yaşında kaybettiğimiz Yesari ön adlı müzik adamı” sorusuna, “Yesari Asım Can Gündüz” cevabı vereli 8 yıl.
Bir kitapta bir dizi yanlış
‘Kaç Yıl Oldu’ kitabının 63’üncü sayfasında benim yaptığım bir habere de gönderme var. Kitapta yazılan şu:
“Akrep Nalan, köpeği Bahtiyar’ın üzerine basarak ölümüne sebebiyet vereli 23 yıl oldu.”
Bilgi doğru, ama yılı yanlış.
O haberi yapan benim.
Milliyet’e başladıktan birkaç ay sonra TRT’nin yılbaşı çekimlerinin yapıldığı stüdyoda Mehmet Ali Erbil’den aldığım bu bilgiyi Akrep Nalan’a da sorup haber yapmıştım.
“Akrep Nalan, ‘Bahtiyar’ı öldürdü” başlıklı haberimin Milliyet’in birinci sayfasında yayımlandığı tarih 12 Aralık 1991.
Ben henüz Milliyet’ten 20’nci yıl plaketimi almamışken, yaptığım haberi üç yıl yaşlandırmak, yazarın özensizliğinden olsa gerek.
Sadece bu değil, kitaptaki özensizlik.
83’üncü sayfadaki Mesut Yılmaz’la ilgili alıntının aynısı 129’uncu sayfada tekrarlanmış.
121’inci sayfada Bekir Coşkun’la ilgili bilginin tekrarı 129’uncu sayfada da kullanılmış.
120’inci sayfada Sinan Engin’in bir sözüne yapılan göndermenin aynısı 143’üncü sayfada da var.
Yazar, iyi bir damar yakalamış.
Yakın tarihimizden okuyunca insana tebessüm ettiren olaylar ve sözleri toparlamış, ama damarlar arasındaki sörfünü bir cerrah özeniyle yapmamış.
