12 Şubat 2012 Pazar

Çok istiyorum burs verin

Vakıf üniversiteleri arasındaki rekabet bu yıl tavan yapmış vaziyette. Son 10 yılda pıtrak gibi çoğalan özel üniversiteler, öğrencileri cezbetmek için yarışıyor. Öğrencilerin tercih yapma mevsimi olduğundan her yer özel üniversitelerin tanıtım ilanlarıyla dolu.
Reklam yapacaklar tabii. Ama bazı tanıtımlardaki yaratıcılık dozajı ve kullanılan yöntemler insanı şaşırtmıyor değil. Mesela Bilgi Üniversitesi geçen yıl bazı İşteCell’lilere yüksek lisans programı (MBA) için indirim mesajı atmıştı. Tıpkı mağazalardaki indirim kampanyaları gibi ‘size özel’ bir MBA!
Asıl vahşi rekabet, lisans öğrencisi kapma alanında. İstanbul Şehir Üniversitesi mesela, bu yıl ilk kez eğitim verecek. Haberlere bakılırsa öğrencilerinin yüzde 82’sini bursla alacak bu tazecik üniversite, geçen ay süper yaratıcı bir uygulama başlatacağını ilan etti: “Çok İstiyorum Bursu.”
Buna göre okuma isteğini en iyi anlatan dört öğrenciye giriş puanına bakılmaksızın burs verilecek! Hatta öğrenim ücretinden muafiyetin yanı sıra, öğrenci konukevinde ücretsiz konaklama, ayda 500 TL yemek ve yılda bin TL kitap-kırtasiye destek söz konusu.

Kalemi kuvvetli biri
Vay vay vay... Bir gün “Mesaj at kontör cebine gelsin” misali burs verileceğini kim düşünürdü? Valla üniversiteye girmeye çalışan ve puanı yerlerde sürünen bir öğrenci olsam, derhal atlardım. Kendim yazamasam bile hemen kalemi kuvvetli birine ‘Çok İstiyorum’u yazdırırdım! Törkiş usul bu değil midir?
Sekizsütun’un haberine göre 15 Temmuz’a kadar rektöre yollanan e-mailler, ön elemeden geçirilip ağırlıklı olarak gazetecilerin oluşturduğu bir kurul tarafından değerlendirilecek.
Bu yıl Bilgi’den Şehir Üniversitesi’ne transferiyle çok konuşulan Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferhat Kentel’in başında olduğu kurulda, Milliyet’in eğitim muhabiri Sibel Kahraman, Star gazetesi yazarı Gürkan Zengin, Sabah karikatüristi Salih Memecan da var. Bu isimler, ‘kendini iyi ifade eden’ mailleri seçip rektöre sunacak.  

Başka örneği yok
İlk etapta ‘Çok İstiyorum Bursu’ kulağa harika geliyor. Fakat şu sorular akla takılıyor:
1. Hangi öğrenciye burs verileceğine akademik kadro karar vermez mi? Ben mi yanlış biliyorum? Neden kurulda gazeteci ve karikatüristler var?
2. Burs vermeyi kolaylaştırmak çok güzel bir fikir. Ama zaten yüzde 82 oranında burs vaat eden bir üniversitenin, rektöre mail atma yoluyla ekstra burs vermesi tuhaf değil mi?
3. Hangi vakıf üniversitesi, öğrencilerinin yüzde 82’sini bursla okutacak güce sahip?
4. Bu uygulamanın dünyada örneği var mı?
En iyisi rektör Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’ya e-mail atıp bizzat sormak.

BSV’NiN MiSYONU NE?  Gürkan Zengin, geçenlerde Star’daki köşesinde hem üniversiteyi övmüş, hem de üniversitenin kurucusu Bilim ve Sanat Vakfı’nın (BSV) ne kadar köklü bir kurum olduğundan bahsetmişti. Cahilliğime verin, BSV’yi hayatımda ilk kez duydum. Merak edip Şehir Üniversitesi’nin internet sitesinde araştırdım. Aynen aktarıyorum:
* Toplumsal sistemlerin yükselişinde en önemli faktör bilginin üretimi ve organizasyonudur. Bilim ve Sanat Vakfı (BSV) bir yandan çağdaş dünya toplumunun ana dinamiklerini anlamaya, diğer yandan Türk toplumunun tarihi köklerini bulmaya, bu kökler üzerinde sağlıklı bir geleceğin inşasına katkıda bulunmaya çalışan bir araştırma kurumudur. 
* Sadece Türkiye’nin değil, bütün batı dışı toplumların yaşaya geldiği bunalımların temelinde bir bilgi geleneği oluşturamama sorunu yatmaktadır. BSV Türk toplumunun bu sorunu aşmasını zorlaştıran psikolojik ve entelektüel engelleri ortadan kaldırmaya odaklanan bir sivil toplum kuruluşudur.
* BSV’nin kısa tarihçesi: 1986 yılında kurulan BSV üç yıllık kuruluş çalışmalarının ardından 1989 yılından itibaren misyonunu gerçekleştirmeye yönelik burs ve seminer çalışmalarını başlatmış ve söz konusu çalışmaları bugüne kadar kesintisiz devam ettirmiştir. 
* 2001 yılında Vefa’daki merkez binasına taşındıktan sonra seminer ve araştırma çalışmaları daha sistemli bir yapıya bürünmüştür.

KAMPÜS YORUMLARI 
Yeni, yani inşaat tüm hızı ile sürüyor. İnşallah eylül ayına yalapşap da olsa yetiştireceğiz.
Organik, yani kampüs içinde kıvrımlı giden yollar ve peyzaj var.
 ‘Yuvadan uzakta bir yuva’ olacak, yani kampüs kör itin öldüğü yerde, etrafta hiçbir şey yok.
 Mekanla birlikte yaşadığını hissettiren, dedik ya etrafta bir şey yok, mecbursun kampüste yaşamaya.
Çevrenin doğal ve kültürel geçmişini yorumlayan, yani binaların pencereleri kemerli ve şık olacak.
Sosyal çevreye sırtını dönmeyen, yani çevrede gecekondu mahallesi var, dikkatli olun!
Farklılaşmaya olanak sağlayan, yani ileride yandaki arsayı da alıp, kampüsü büyütmeyi düşünüyoruz.
İçinde kaybolunmayan, yani kampüs küçük, birkaç bina neyinize yetmiyor?
Açık fikirli, yani Mevlana’nın dediği gibi “Gel kim olursan ol, gel” yeter ki kontenjan dolsun.
Ürkütmeyen, bunu yorumlamaya cesaret edemedik; ürktük.

Siz de reklam vermek ister misiniz?