MECLiS’iN DIŞINDAKi ANKARA
Rahmi Koç’un müzesi Çengelhan, dünya çapında meşhur. New York Times gazetesi, Ankara’daki bu hanın Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapıldığını yazmış.
Anayasa oylamasını izlemek için geçen hafta pekçok İstanbullu gazeteci gibi ben de Ankara’ya gittim. Ancak Başkent, sadece Meclis’in turuncu koltukları, kavgaları ve siyasi kulislerinden ibaret değil...
Medyanın merkezi İstanbul olduğu için biz gazeteciler seçim veya facia haberleri dışında ‘başka’ kentlere gitmeyiz. Yaz olunca Batı sahillerine akar, seyahat ve gurme yazıları dışında da Anadolu’yu pas geçeriz.
Ben de elimden geldiğince, zamanım yettiğince ‘İstanbul dışındaki’ şehirlerdeki gündelik hayatı yazmaya niyetliyim. Kısa Ankara seyahatimde de şu soruya yanıt aradım: “Ankaralılar gündelik hayatta ne yapar?”
Her şeyden önce Ankara’nın ‘sıkıcı bir memur kenti’ olarak damgalanmasına gönlüm elvermiyor. Sokakta gündelik telaşıyla dolaşan insanlara bakarken, şehrin nesinin farklı olduğunu kendime sordum. Cevaba katılmayabilirsiniz ama Ankara’da zengin-yoksul ayrımı İstanbul’daki kadar değil; orta sınıf ölmemiş. Abartılı kılık kıyafete de pek rastlamadım.
İşte siyasilerin lacivertliğinden sıyrılmış Ankara’dan notlar:
Hafta içi ev-iş arasında mekik dokurlar. Eski Cinnah Caddesi gerçekten otoyol gibi olmuş, karşıdan karşıya geçmek bile mucize. Zaten yol, Ankara’nın göbeğinden Esenboğa’ya kadar uzanıyor.
Tıpkı İstanbullular gibi Ankaralılar da ‘AVM kuşu’dur. Kapalı mekanları tercih ederler. Hava ısındı şu parklara bir yayılalım su kenarına inelim keyfi pek yoktur.
En popüler alışveriş merkezleri şöyle: Ankamall (hafta sonu iğne atsanız yere düşmez), Panora (Tunalı Hilmi’nin yerini alan en piyasa yer, İstanbul’un İstinye Park’ı), Cepa (Eskişehir yolunda outlet’ler de var) ve Antares. Yeni AVM olayı Kent Park: Harvey Nichols geliyormuş, yani bir nevi Kanyon.
Hafta sonları alışveriş merkezine gidilmiyorsa Eymir Gölü’nde veya Kızılcahamam’da temiz hava alınır.
Kentin içindeki en bilinen popüler yer, Arjantin Caddesi’ydi. Filistin kısmı artık daha in.
Yeni sosyalleşme alanı
Kent Çayyolu’na doğru büyüyor. Yeni sosyalleşme alanı Park Caddesi’ndeki kafe ve restoranlar. Meksika yemeğinden kebaba, ‘çöldeki vaha’ denebilecek kıvamda.
2000’li yıllara kadar gece hayatında ‘pavyon’ların yeri başkaydı. Kadınlı erkekli gidilip efendi efendi oturulan pavyonlarda artık ‘Ankara oyun havaları’ çalınıyormuş. Para verip sahneye çıkıyor, bir güzel kaşık havasına kaptırıyorsunuz.
Altındağ, İstanbul’daki en kötü varoş yapılaşmaya rahmet okutur. Hayatımda bu kadar çirkin yapıları bir arada görmedim: Dış cephede son moda, kırmızı tuğla taşı görüntüsünü veren dış kaplamayla metal çerçeve birlikteliği. Keşke gecekondular kalsa, çok daha güzeller!
Ankara Kalesi yenilenmiş, özellikle Koç’un yaptırdığı han harika. Bakırcıların, baharatçıların ve zanaatkarların mesken edindiği Kale civarı ‘turistik’ addedildiği için Ankaralılar’ın pek ilgisini çekmiyor. Ne büyük hata!
Yemek konusunda Ankara’nın haklı bir şöhreti var. Ama Trilye balıkçısı eski popülerliğini yitirmiş. Varsa yoksa 6-7 masalı Kalbur. En iyi balık burada yeniyor, ama önceden rezervasyon yapmak şart.
