12 Şubat 2012 Pazar

Hiç de karışık değil


Julie&Julia’da   Meryl Streep efsane aşçı Julia Child’ı canlandırdı.



It’s Complicated’ adlı filmde  Streep’in ayrıldığı eşini canlandıran   Alec Baldwin kıskançlık krizleriyle kafasını karıştırıyor.

Mesleki kariyerinin belki de en kolay iki rolünü oynayan Meryl Streep, kadın yönetmenlerin elinden çıkma iki filmiyle karşımızda: ‘It’s Complicated’ ile Altın Küre’ye aday oldu. ‘Julie&Julia’ ile hem Altın Küre aldı, hem de en iyi kadın oyuncu dalında Oscar’a aday.
Vizyonda olan ‘It’s Complicated-İlişki Durumu: Karışık’ hoş bir seyirlik, evet. Ama Meryl Streep çapında bir oyuncu için sıradan. Film, üst sınıf Amerikan ailesinin karamelize şeker gibi hikayesinden ibaret: Jane (Streep) ve Jake (Alec Baldwin) 10 yıl önce boşanmıştır, boylarınca üç çocukları vardır... Jane, orta yaşlı bir kadının yaşayacağı bunalımlardan geçerken eski koca taş gibi genç bir kadınla evlenmiş, üstüne üstlük çocuk yapmaya çalışmaktadır.
Filmin bundan sonrası, boşanmış çiftin birdenbire tutkulu bir ilişkiye başlamaları ve Jake’in kıskançlık krizleri etrafında dönüyor.  Burada sinir bozucu olan, ruhsal dengesini zar zor bulmuş, madden hayli bağımsız Jane’in, kocasının hayatını alt üst edişine sesini çıkaramayışı... Bir rahibe kadar sakin, mırıl mırıl sesiyle, dengelerin,  kadını olmaktan kurtulması çok zor. Film, uzuyor da uzuyor.

Mideye giden yolda kadın
Dikkat çekici bulduğum bir taraf da Streep’in göklere çıkarılan her iki filminde de profesyonel olarak yemek yapan bir kadını oynaması. ‘İlişki Durumu: Karışık’ta bir pastane işleten Streep, erkeğin kalbine giden yolun midesinden geçtiğini iyi biliyor. Daha doğrusu kendini yatakta değil, mutfakta daha iyi ifade edebiliyor.
Kocasıyla barışıyor, en sevdiği yemekleri yapıyor... Yeni sevgiliyle ilk ciddi flört de kendisine croissant hamuru açmasıyla oluyor. (Fakat bu sahnenin de insanın içinin yağını erittiğini söylemem lazım!)
Julie&Julia’nın teması zaten yemek, daha doğrusu Fransız mutfağı. Burada Meryl Streep, Amerikalılara Fransız usülü yemek yapmasını öğreten efsane aşçı Julia Child’ı canlandırıyor. Yine sıcacık ve hatta daha yuvarlacık bir kadın Streep; tek farkı sesini en tiz perdeden kullanması. İnsanın sinirini zıplatıyor. Fakat Julia Hanım da bu sesle müsemma bir kadınmış.

Ödüle doymayan kocalar
Filmin Julie’si ise Julia Child’ın ayak izinden gidip tüm tariflerini evde deneyip blog’unda yazan Amy Adams... Julie, had safhada nevrotik: Tüm varlık nedenini Julia’nın yemeklerini yapmaya dönüştüren bir gölge. 
Bu kadınların ortak özelliği ve en büyük şansı, onları destekleyen kocaları... Tabii kocalar, bu kadar tahammül etmenin neticesinde muhteşem yemeklerle (ıstakoz, ördek) her gün ödüllendiriliyor.  Onları bu kadar kuzulaştıran şahane yemekler midir, bilinmez.
Kısacası Meryl Streep, kadın kahramanın baz alındığı filmlerle ödüllere boğuluyor... Ancak ne kendi rolünün, ne de kadın yönetmenlerinin kadınlık hallerini tasvir edebildiklerini söylemek zor.
Eğer başarılı ‘kadın filmi’ mutfakta süper yemekler döktüren varlıklı ve yumuşacık mizaçlı kadınların hikayesini anlatmaksa, o zaman eyvallah. 


HAVADA VE KARADA...
Bir başka Oscar’a aday film, George Clooney’li ‘Up In the Air’. Sinemalarda ‘Aklı Havada’ adıyla gösterilen film, farklı tercümeye rağmen neticede doğru bir çeviri olmuş... Neden?
- Modern seyyahımız Ryan (Clooney), hayatı boyunca yerleşik düzeni, ilişkiyi, aileyi reddeder. Ancak adamımız bunca yıl topladığı millerin, günübirlik ilişkilerin, evsizliğin aslında ne kadar boş olduğunu anlar.
-  Evet, ‘Up in the Air’ modern insanın ilişki problemini güzel anlatıyor: Havalimanları, otel odaları, katı emperyalizmin içinde erimişlik hissini veriyor. Sonra da bilinen (Amerikan) klişeleri seyirciye dayatılıyor: Ah bir kadınım olsa... Çocuklarım bahçede koşuşsa... Evimde sulayacak bir çiçeğim, beni kapımda karşılayacak bir köpeğim bulunsa.
- Oysa Clooney, bağcıksız ayakkabılarını güvenlikten geçerken çıkartırken de, işinin gereği olan ‘adam atarken’ de pek rahat... Ta ki kendisinden daha da vahşi bir emperyalist karşısına çıkana dek! İşinin en sevdiği yanı olan seyahat etmenin gereğini ortadan kaldıracak bir fikri ortaya atan ise üniversite mezunu bir kız çocuğu.
- Film, ekonomik krizle birlikte ‘yoğunlaşan’ personel çıkarmaların göbeğinde dönse de, asıl meselesi evsiz, arkadaşsız, Ikea insanı olmaktan bile çıkan bir karakteri başarıyla anlatması.

Siz de reklam vermek ister misiniz?