11 Şubat 2012 Cumartesi

‘Şanzelize’ ve Madam Tussauds kompleksi




Türk girişimcisi,  herhalde Avrupa’ya  ilk adım attığında ‘Şanzelize’ ve Madam Tussauds’yu gördüğünde büyüleniyor. Ötesine geçemediğinden çakmalarını yapmaya çalışıyor. Kendi kültürlerine sahip çıkmayı ne zaman öğrenecekler?


 

Bizde oldum olası bir  ‘Şanzelize’ kompleksi  vardır. Ah, Paris’in o şahane alışveriş caddesi  Champs Elysees yok mu! Aklımız  fikrimiz, moderniteye dair tek  adresimiz budur!
Yerel yöneticiler, bir sokağı alışveriş merkezleriyle donatmaya kalktı mı o sihirli ‘Şanzelize’  sözcüğü hemencecik fırlayıverir:  “Burası Türkiye’nin ‘Şanzelize’si olacak!” 
Her caddeyi Champs Elysees gibi hayal ederiz ama bir yandan çok daha güzel ve orijinalinin  İstanbul’da var olduğunu  unuturuz. O zaman buyrunuz, Bağdat Caddesi’ne...
Bir Fransız şirketinin araştırmasına göre Bağdat Caddesi, dünyanın en iyi dördüncü alışveriş caddesi seçildi. Aynı listede Champs Elysees 16’ncı sırada.

Sokağın özgürlüğü
Sanmayın ki alışveriş caddesine meraklıyım. Bağdat Caddesi’ne de gitmeyeli belki yıllar oldu... Ancak Bağdat Caddesi’nin bugünkü konumuna yapay bir  projeyle değil, kendiliğinden  geldiğini gayet iyi biliyorum.
Çocukluğumda İstanbul’da alışveriş yapılan üç yerden biri Bağdat Caddesi’ydi (Diğerleri Osmanbey ve Bahariye.) Yani Cadde, bir günde, mühendislik harikası olarak tasarlanmadı. En önemli özelliği, salt alışveriş değil, ikamet edilen bir bölge olmasıydı. Yılların içinde gelişti, lüksleşti.
Ancak Cadde’yi Cadde yapan, sadece lüks dükkanları değil! Cadde, sakinleriyle, geniş, yürünebilecek kaldırımlarıyla, kitapçısı, kafesi, spor salonu ve envai çeşit dükkanıyla bir bütün.
İstanbul’da bugün hiçbir yerde aynı rahatlıkta yürüyemezsiniz. Bu kadar çok bisikletliyi, motorcuyu, yayayı ve aynı zamanda  özgürlüğü göremezsiniz...
Bu yüzden ‘Şanzelize’ öykünmeleri bana oldum olası saçma geliyor. Hele, aynı etkiyi kapalı bir alanda, mesela bir AVM’de yapmaya kalkışmanın ne anlamı var?
Patlamaya mahkum hayaller bunlar...

Çakma Madam Tussauds
Bir başka saçmalığa değinmeden edemeyeceğim. Milliyet’ten Nil Kural, Kamer İnşaat’ın sahibiyle röportaj yapmış. Emek için “Ortada korunacak bir bina yok” diyen Levent Eyüpoğlu, muhteşem projesini de açıklamış: Madam Tussauds şubesi açmak.
Vallahi bravo! Ne kadar orijinal, ne kadar şahane bir fikir! Zaten  İstanbul Safir’de (pardon Saffayr) bir adet Tussaud var, kimsenin gidip gördüğünü sanmam.
Üstelik Madam Tussauds, müze bile sayılmaz. Ünlülerin balmumu heykellerini incelemek, sanatsal aktivite değil, olsa olsa eğlencedir. Hele Beyoğlu gibi binbir rengi,  kültürü barındıran bir merkezde balmumu heykel için kimsenin  sıraya gireceğini sanmam.
Madam Tussauds da tıpkı Şanzelize gibi, Londra’ya ilk kez ayak basan turistlerin gittiği bir mekandır. Kraliçe’nin balmumu heykeline falan bakıp heyecanlanan taşralı İngilizler meraklısıdır...  Avrupa metropolüyle ilk tanışma böyle olunca ve ötesine geçemeyince, hırslı-atak-kopyacı Türk  yatırımcı modeli, çakmasını yapınca modernleştiğini zannediyor.  
Bir başkası “Venedik İstanbul’a geliyor” diye berbat bir emlak projesine soyunuyor... Sanki ortasından su kanalı geçip üzerine gondol kondurunca Venedik oluyor!
Venedik’i Venedik yapan  sanatı, kültürü, tarihi...   Su kanalı değil!


ALIŞVERiŞ ORUCUM BAŞLADI

-2012’yi alışveriş orucu yılı ilan etmiştim. Oruç başladı ve hiçbir eksiklik hissetmiyorum. Aksine, ferahladım!
-Bir okurum, en iyi taktiğin AVM’lerden uzak durmak olduğunu söylüyor. Gerçekten de AVM’ye girince insanın aklına hiç ihtiyacı olmayan şeyleri almak geliyor.
-Taksitle, indirimle beni baştan çıkarmaya çalışan firmalara, bankalara selam olsun. Hepinizin mesajlarını bloklayacağım!
-Konunun alışverişle de ilgisi yok. Günün en olmadık   saatlerinde alışveriş, indirim, taksit, tanıtım mesajları yollamak  bence tüketici haklarına aykırı.

Siz de reklam vermek ister misiniz?