11 Şubat 2012 Cumartesi
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

ANGELINA JOLIE, BiZE DE GELiR Mi?

Sırpların Bosna’da yaptıkları katliamı ve yaşanan dramı anlatan ‘Kan ve Bal Ülkesi’ filminin Türkiye haklarını alan Pamir Demirtaş, Angelia Jolie’yi Berlin Film Festivali’nden sonra İstanbul’a getirmek için görüşmeler yapıyor

Angelina Jolie’nin yazıp yönettiği ve “En İyi Yabancı Dilde Film’ dalında ‘Altın Küre’ adayı olduğu ilk sinema filmi ‘In The Land of Blood and Honey’ (Kan ve Bal Ülkesinde) Amerika’dan sonra konusunun geçtiği Saraybosna’da gösterime girdi.
Sırpların Bosna’da yaptıkları katliamları, tecavüz ettikleri Boşnak kadınlara yaşattıkları dramı  anlatan filmde ‘Ayla’yı canlandıran Bosnalı Zana Maryanoviç, gösteri öncesinde medyaya şöyle bir  açıklama yaptı: “Filmin  resmi galası Şubat 2012’de yapılacak. Galaya Angelina Jolie, ailesiyle birlikte gelecek.” Filmin Türkiye gösterim tarihi de Angelina Jolie’ye bağlı. Çünkü film için Türkiye’de de gala yapılması  ve Jolie’nin de buna katılması  söz konusu.

“Duruşumuzu beğeniyor”
Filmin Türkiye haklarını alan Pinema Film’in sahibi Pamir Demirtaş’la konuştum konuyla ilgili. Demirtaş, şunları söyledi:
“Londra’da yapımcı ve kendisiyle yaptığımız görüşmede, Bosna’nın Türkiye için önemini anlattım ve  İstanbul’da gala teklifinde bulundum. Teklifime sıcak baktı.
11 Şubat’ta Berlin Film Festivali’nde filmin Avrupa galası var. Galaya  Angelina Jolie de  katılacak. Onu Berlin’den sonra İstanbul’a getirip, geliri Bosnalı savaş mağduru kadınlara kalacak gala, kazanılacak paranın Türkiye’deki şiddet mağduru kadınlara verileceği bir yemek planlıyoruz. İki etkinliğin gerçekleşmesi ve  filmin Türkiye vizyon tarihi  Angelina Jolie’ye bağlı.
Kendisi de çok gelmek istiyor Türkiye’ye. Çünkü Londra’daki görüşmemizde bana, Türkiye’nin bazı konulardaki duruşunu çok beğendiğini söyledi. Suriye’deki iç savaştan kaçanlara Türkiye’nin kucak açıp, kendisinin de ziyaret ettiği kampı kurmasını, Başbakan Erdoğan’ın ve Türkiye’nin Somali’ye gösterdiği ilgiyi takdir ettiğini anlattı. O yüzden  o da çok gelmek istiyor İstanbul’a. Angelina’yı getirmek için görüşmelerimiz üst düzeyde sürüyor.”

THE PALM’DEN YILMAZ ULUSOY’A BÜYÜK JEST

The Palm, dünyanın çeşitli şehirlerinde 30 şubesi olan ve duvarlarındaki karikatürleriyle ünlü bir restoran. 1926’da açıldığında ortaklarının duvarları boyatacak parası kalmadığı için New York’lu karikatürcülere yemek karşılığı duvarlara çizdirdikleri karikatürler sayesinde kısa sürede ünlenen The Palm’ın Londra Şubesi’ne giden işadamı Yılmaz Ulusoy, burada bir sürprizle karşılaştı.
Dünyadan birçok ünlünün karikatürlerinin süslediği duvarda kendini görünce şaşıran Ulusoy, karikatürünü imzaladıktan sonra, “The Palm, karikatür müzesine dönüşen bir yer. Böyle bir yerde karikatürü yapılan tek Türk olmak beni gururlandırdı” dedi.

TWITTER’A, TÜRK HUKUKU BİR ŞEY YAPAMAZ ÇÜNKÜ...

Yakında yazıp, oynadığı ‘Yalan Dünya’ adlı diziyle sevenleriyle hasret giderecek Gülse Birsel, Twitter’da kendi adına açılan sahte hesaplardan dert yanıp, demiş ki, “Üç vakte kadar hukuki olarak başları derde girecek bunların!”
Birsel, ya gerçeği bilmiyor da o yüzden böyle söylüyor ya da komedi dizisi yazarı olarak ‘kara mizah’ yapıyor.
Çünkü Twitter, Türkiye’de temsilciliği olmayan bir mecra.
O nedenle bizim yasalarımız iplerinde değil onların.
Birsel’in açacağı davalardan çıkacak en sert karar, ‘erişim yasağı’ olacak. Peki bunu kim uygulayacak?
TİM.
Nasıl yapacak bunu?
TİM’in o hesaba doğrudan ‘erişim yasağı’ koyma şansı yok, Twitter’ı toptan yasaklayarak yapacak bunu. Çünkü Twitter, yurt dışından yayın yapan bir medya.
Daha önce de yazdım, Twitter’daki kullanıcılar yüzünden mahkemelerin aldığı yüzlerce ‘erişim yasağı’ kararı var TİM’in önünde.
TİM, şalteri indirene, Twitter’ı Türkiye’de temsilcilik açıp, mahkemelerin kullanıcıları için aldığı ‘erişim yasağı’nı hayata geçirinceye kadar çözülmeyecek bu mesele.

ÖMER ÇAVUŞOĞLU YiNE SAÇMALADI

Fenerbahçelilerin Kadıköy’de pazar günü düzenledikleri mitingde kürsüye çıkan Ömer Çavuşoğlu demiş ki, “3 Temmuz’dan beri Aziz Yıldırım’ı rehin tutuyorlar. Türk sporunun Atatürk’üne madalya vereceklerine içeri aldılar!”
Er ya da geç hukuk tecelli edecek ve Yıldırım’ın suçlu olup olmadığı ortaya çıkacak.
Yıldırım’ı mahkeme kararı olmadan peşinen ‘suçlu’ ilan edenlerden değilim. Ama öte yandan ‘Şike Davası’ nedeniyle medyaya yansıyan telefon deşifrelerinden anlıyoruz ki Yıldırım, küfürbazın teki.
Yıldırım’ın her telefon konuşması ‘bip’li.
Şimdi böyle birini Türk milletinin çıkardığı en büyük liderle aynı kefeye koymak, abesle iştigal değil de,  nedir şimdi?

 

Siz de reklam vermek ister misiniz?