11 Şubat 2012 Cumartesi

Dikkat, Etiket Hafiyeleri!

GDO’lu ürünler, zararlı plastikler, hormonlu domatesler... Sağlığımız için bunlardan endişeleniyor, şikayet ediyor, tartışı- yoruz. Peki mutfağımıza giren düşmanları gerçekten tanıyor muyuz? Bunları hayatımızdan uzak tutmak için ne yapıyoruz?
Mesele ne yazık ki topu yetkililere atmakla bitmiyor... Batı’da zararlı ürünlerin yasaklanması, firmaların kendine çeki düzen vermesi, sağlıklı yiyecek-içecekle ilgili kuralların ve uyarıların konması, hep sivil insiyatifler sayesinde oldu.
Çok şükür, Türkiye’de de konuya eğilen ciddi sivil hareketler var. Buğdaycılar sayesinde bugün İstanbul’un dört ayrı noktasında ekolojik pazar kuruluyor. Bir başka çok neşeli, aynı zamanda ciddi hareketin adı ‘Fikir Sahibi Damaklar’. Dünyada geniş yer bulan slow food akımının Türkiye’deki şubesinin başındaki isim tanıdık: Defne Koryürek!
Eylemleri ve kampanyalarını internette başlatan FSD üyeleri, bir ay önce ‘GDO orucu’ tuttu. Yeni yaratıcı kampanyaları ise !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde ‘Etiket Hafiyeleri İşbaşında’.

Al eline büyüteci
Sloganları basit ve herkesi tavlayacak, uyandıracak nitelikte:“Al eline büyüteci, etiket hafiyeliği yap! Gerçek gıdayı ara ve paranı sadece gerçek olana yatır!”
Fikre bayıldım, Defne Koryürek’e ulaşıp Fikir Sahibi Damaklar hakkında aklıma gelenleri sordum... Milliyet okurunun sağlıklı yiyecekler meselesinde ne kadar hassas olduğunu bildiğimden, meraklısı olanların http://fikirsahibidamaklar.blogspot.com/’dan Defne Koryürek’i takip etmesini öneriyorum.

1. Fikir Sahibi Damaklar ne zaman, nasıl kuruldu? FSD aslında 2002’de bir niyet olarak doğdu. Arzum, işi ‘yemek’ olan profesyonellerin ‘yemek’e bakışlarını paylaşacakları, kuvvetli bir birlik yaratmaktı. Olmadı. 2004’te “Acaba bir blog açsam, daha doğru bir platform yaratabilir miyim?”, diye düşündüm. Oldu. Reçete vermeyen, kolay tarif edilemeyen bir usulle yemek üzerine konuşunca, mesafeli, hatta snob bir duruş oluştu.
2006’da Terra Madre’ye davet edildim. 130 ülkeden 6 bin çifçi, üretici, aşçı, öğrenci ve akademisyenin ortasında, bambaşka konuşma biçimleriyle tanıştım. 2002 krizi ile birlikte kafamı ve zanaatımı etkileyen ‘tüketim’ ve ‘sürdürülebilirlilik’ kavramları yerlerine oturdu. Terra Madre, benzersiz bir tecrübeydi.
Derken Carlo Petrini İstanbul’u ziyarete geldi 2007’de, tanıştık ve ardından bir Slow Food konviviyumu kurmam teklif edildi. Adına 2002’den bu yana Fikir Sahibi Damaklar dediğim ve bir konuşma ihtiyacını tarif eden ‘niyet’i, konviviyum olarak şekillendirdik. Bu usül, tuttu.

2. Peki Fikir Sahibi Damaklar kimlerdir, herkes katılabilir mi?
Slow Food’un Türkiye’deki en kalabalık ve en aktif topluluğuyuz. 600 üyeli bir google grubun yazışmalarından besleniyoruz. Blog’umuz devam ediyor. Kampanyalarımız sesimizi kalabalıklara taşıyor. Okullarla işbirliği yapıyoruz.
Google grubuna katılım için bir gmail adresi gerekiyor, o kadar. Slow Food’a üyelik, İtalya üzerinden. Slow Food’un Türkiye’de dernekleşme çalışmaları devam ediyor. Ahmet Örs’ün yol göstericiliğine sığındığımız bir süreç bu.

3. GDO orucuna kaç kişi katıldı, beklediğiniz etkiyi yarattı mı?
Net bir sayı yok. Ama hayal edemeyeceğimiz kadar geniş bir alandan yansımasını gördük. Biz negatif söyleme inanmıyoruz pek, dolayısıyla “Bakalım GDO’dan ayrı bir 30 gün geçirmek kolay mı?” dedik.

4. ‘Etiket hafiyeleri’ kampanyası fikri nasıl çıktı, beklentiniz nedir?
Tüketicinin (consumer) bir an önce türeticiye (co-producer) dönüşmesi gerek. Şehirli tüketici, üretimi bilmiyor. Nasıl olacak da türetici olacak? Kanaatimizce, şehirli tüketicinin uyanışı ve üretime sahip çıkışı, süpermarket raflarından başlayacak: Önce süpermarketten aldığı gıdayı sorgulayacak. Bu amaçla cüzdanınızda, kredi kartınızın yanında taşıyabileceğiniz bir büyüteç ve  cüzdanınıza sığacak boyutta bir broşür hazırladık. Sizi, okuyamayalım diye miniminnacık yazılmış yazıları okumaya ve daha da önemlisi ‘anlamaya’ davet ediyoruz.

5. Eminim bundan sonra eylemleriniz devam edecektir. Sırada ne var?
GDO gündemden hiç düşmeyecek... Bir de lüfer geliyor, kampanya olarak. Zira, bitti bitiyor bu dünya güzeli balık! Tümüyle açgözlülüğümüz sonucu. Mart ayında başlıyoruz. 



Defne Koryürek kimdir?
-İstanbul’da doğru dürüst sağlıklı yemek, fusion gibi kavramlar yokken... Ve Tünel, bugünkü popülerliğinin pek uzağındayken... Defne Koryürek, Refika’yı açtı. Mekan, kısa sürede çok tutuldu, çok konuşuldu.
-Koryürek 2002’de Çukurcuma’ya taşındı, sonra Refika’yı tamamen kapattı. Bir dönem Armutlu’daki Dükkan’a ortak oldu, ayrıldı. Refika okulunda yetişenler ise bugün İstanbul’un en popüler mekanlarında çalışıyor.
-İşletmecilik bir yana, Koryürek sağlıklı, kaliteli yemekle ilgilenme tutkusundan hiç vazgeçmedi. ‘Slow Food’ hareketinin Türkiye’deki en geniş katılımlı ve aktif topluluğunu kurdu. 
- Talihsiz bir kazada vefat eden gazeteci Cüneyt Koryürek’in kızı, sanat camiasının yakından tanıdığı kuratör Vasıf Kortun’la evli.



Food, Inc adlı belgesel 15 Şubat’ta Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek. Filmin ardından, saat 21.00’de Defne Koryürek moderatörlüğünde soru-cevap bölümü var.

Siz de reklam vermek ister misiniz?