Yerelin kıymetini bilen kazanır: İşte Beypazarı
Ankara’ya 100 km. uzaklıktaki Beypazarı, tarihi konakları, yerel pazarı ve muhteşem doğasıyla hafta sonu için harika bir gezi seçeneği. Beypazarı bu noktaya gelmesini vizyoner bir belediyeciye borçlu
Hafta sonu ODTÜ Mezunları Derneği’nin düzenlediği ‘Durban İklim Zirvesi’nden Sonra Nereye?’ paneli için Ankara’daydım. Panel çok verimli ve zihin açıcıydı; daha sonra bahsedeceğim. Ama bugün, 100 yıllık bir konağın odasında, bir sobanın başına kurulduğum Beypazarı’nı anlatayım...
* Beypazarı’na Ankara’dan kalkan minibüslerle 1.5 saatte varılıyor. Bolu sınırındaki bu ilçe, 10 yıl önce resmen küllerinden doğmuş. Sürekli göç veren Beypazarı, şimdi göç alan bir yer.
* Sihirli değnek yok, vizyoner bir belediye başkanı var. ‘Beypazarı’nın efsane başkanı’ Mansur Yavaş’a neden böyle dendiğini ancak gidip görünce anlıyorsunuz. Çünkü geleneklerine, doğasına, yerelliğe doğru bir biçimde sahip çıkmayı başarmış.
* Son yerel seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olan ve Melih Gökçek’i zorlayan MHP’li Yavaş, artık Beypazarı’nın başkanı değil. Ancak onun başlattığı restorasyon ve kültür hamleleri, ilçenin bütün kaderini değiştirmiş.
Kurşun döktürülen müze
* Beypazarı’nın en cazip yeri, eski konakların olduğu merkezi. Beypazarı evleri iki ya da üç katlı. Temeli taştan, geri kalan kısımları ahşap. Dıştan sıvalı, üstü kiremit çatı.
* Toplam 3 bin 500 tarihi evden 550’sinin restorasyonu tamamlanmış. Bugün pek çoğu pansiyon, kafe ve restoran olarak işletiliyor. Ayrıca küçücük ilçede dört tane müze var!
* En ilginci, ‘Yaşayan Müze’ denen ve Beypazarı’na, Türk kültürüne has geleneklerin yaşatıldığı müze. Yaşayan Müze’nin farklı odalarında ister kurşun döktürüyorsunuz, ister masal dinliyorsunuz... Masal anlatan abla o kadar eğlenerek yapıyor ki işini, bir saat çıkamadık!
* Bir başka bölümde ebru öğretiliyor, Türk geleneklerindeki eski oyunlar (Dokuz Taş, topaç bile var) sergileniyor. Müze, aynı zamanda Beypazarı’nda evlerin kullanıldığı geleneksel biçimi yansıtıyor.
* Beypazarı evlerinin en orijinal tarafı, odalardaki dolap kapağını açınca karşısınıza bir banyonun çıkması. Bazı pansiyonlarda tuvalet de dolabın içinde! Gayet kullanışlı, zira sobayla ısıtılan odadan dışarıya çıkınca çok üşünüyor...
Pazardan aldım bin tane
* Beypazarı’nda pazarın tadı bir başka. Sokaklar Arnavut kaldırımı... Kadınlar tezgahlarda, evde yaptıkları tarhanaları, erişteleri, kök boyalı desenli örtüleri, ebru desenli takıları, baharatları, taze havuç sularını satıyor. Hepsinin fiyatı fiks! Bu da Yavaş’ın fikriymiş...
* İlçenin girişindeki havuç heykeli, komik görünse de Beypazarı’nın önemli sembolü! Hakikaten bu kadar tatlı, lezzetli havuç başka yerde bulamazsınız.
* Yemek deyince bir numaraya yaprak sarmayı koyalım. Kadınlar tezgahlarda da satıyor, lokanta veya konakların restoranında yenebiliyor. Ah, bir nefis bir güveç yemeği var, etli... Üzerine de meşe közünde pişirilen kahve veya çay içtiniz mi tamamdır.
Beypazarı, yerel yönetimin isterse çok şey başarabileceğini kanıtlayan nadir örneklerden. Tavsiyem, hafta sonunuzu AVM’lerde değil, böyle yerlerde geçirip ciğerinize temiz bir soluk almanız.
ÜÇ İKLİM BİR ARADA!
* Beypazarı’nın tarihi ta Hititler’e kadar uzanıyor. Eski adı ‘Lagania-Kaya Doruğu Ülkesi’ olan ilçe, aynı zamanda Türkiye’deki dört önemli doğa alanının ev sahibi.
* Nallıhan tepeleri, Kirmir Vadisi, Köroğlu dağları ve Sarıyar Barajı bölgelerinde 100’den fazla kuş, 60’tan fazla kelebek çeşidi yaşıyor. Bu bolluğun nedeni, Beypazarı’nda üç iklim kuşağının olması! Karadeniz, bozkır ve Akdeniz iklimi bir arada.
* Beypazarı, Avrupa’da en büyük koloni halinde yaşayan nesli tehlikede küçük akbabaların yaşadıkları bölge. Bu yüzden inanılmaz kıymetli. Vaşak, kızıl geyik, bozayı, kurt gibi hayvanlar da çevre vadi ve dağlarda yaşıyor.
* Beypazarı‘ndaki Doğa Evi, muazzam canlı çeşitliliğin olduğu yerlere turlar da düzenliyor. İsteyen benim yaptığım gibi Doğa Evi’nde konaklayabilir. İki kişilik oda bir gece, 40 TL. Tel: 0 312 481 25 45
