02 Ocak 2012 Pazartesi
--

iSTiKBAL GÖKLERDE Mi?

02.01.2012

CADDE, dünyanın en yüksek binası Dubai’deki Halife Kulesi’nin 124’üncü katından bildiriyor. “Ufukta ne görünüyor?” sorusunun yanıtı aşağıda...

Dizlerim titremese bile yüreğim pürtelaş. Birazdan dünyanın en yüksek binasında asansöre binip 124’üncü kata çıkacağım. İnsanlar kuyrukta, geç kalırsanız almıyorlar; 12’ye rezerve biletimde “‘Rekor kitaplarına girmeye hazırlanın” yazıyor.
Sorun yükseklik korkum. Ama acı tecrübelerimden biliyorum ki, korkarsam hiçbir şey göremeyeceğim. Kulenin inşasını etkileyici şekilde tasvir eden koridorları geçtikten sonra  bizi göklere çıkaracak 10-12 kişilik asansördeyim.
Led mor/siyah asansörde gözüm katları gösteren panelde. 64 km/s hızla dünyanın en hızlı asansörü yükselmeye başlıyor; katlar, 1, 2, 3, 7, 15...” diye akıyor. Fondaki Mrs Roboto, sesiyle Kule’yi anlatıyor. Nedense aklıma ilk ‘Resident Evil’ filminde Raccoon City merkezindeki lazer koridoru geliyor.
452’nci metredeki 124’üncü katta, dünyanın en yüksek seyir terasındayız. Asansörden son ben çıkıyorum. Güvenlik kamerası görüntülerine bakan birini güldürebilecek şekilde ‘her halinden belli’ bir tedirginlikle Dubai’yi ‘ayaklar altına alan’ terasta ilerliyorum.
Dubai, gökyüzünden bir plan ve yatırım harikası gibi görünüyor. Mimari mucizeler, fantastik yatırımlar, orbital yollar... Ama ufukta pek hareket yok; dev vinçler put olmuş duruyor. Dünya haritası şeklinde tasarlanmış adalar silsilesi ‘The World’ün üzeri de bomboş. Oysa birkaç yıl nasıl hayallere sürüklemişti, ne haberlerle yazılmış, çizilmişti o adalar. Ama yapay adalar şimdi bakımsızlıktan batıyor.

İşçiler 2006’da ayaklanmıştı
Kalifiyesi günde 15 TL’ye çalışan Asyalı inşaat işçilerinin kamplarıysa görüş alanımız dışında. Halife Kulesi’nin 2004-2009 arasındaki inşaatında 7 bin 500’den fazla işçi çalıştı. Çoğu pasaportlarına işveren tarafından el konulan, köleliğe yakın şartlarda çalışan işçilerden 2 bin 500’ü, 2006’da mesai bitiminde servislerin geç gelmesini protesto ederek ayaklanmıştı. Ekstrem inşaat sırasında kayıtlara geçen tek bir ölüm var. Ancak bölgede bu tür kayıtların önemsenmediği de İnsan Hakları İzleme’nin tespiti.
Dubai’de durgunluk, ekonomik şartların eseri. Halife Kulesi bile Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Abu Dabi Emiri Halife bin Zeyid El Nahyan’ın çokmilyar dolarlarla dolu elini iflasın eşiğindeki Dubai’ye uzatmasıyla tamamlanabildi. Bu yüzden Dubai Kulesi adıyla tasarlanan yapı, 4 Ocak 2010’daki açılış gününde sürpriz şekilde Halife Kulesi diye isimlendirildi.
Konuştuğum yabancılar büyük abi Abu Dabi’yle Dubai arasındaki acı-tatlı rekabetin Abu Dabi lehine geliştiğini; çokuluslu şirketlerin artık Ortadoğu karargahlarını bu emirliğe kaydırdığını söyledi.
828 metrelik yüksekliğiyle dünyanın en yüksek yapısı Halife Kulesi’nin, ‘en yükseğe uzanan asansör’, ‘en yüksek gözlem terası, cami, gece kulübü, havuz gibi ‘şimdilik’ birçok rekoru var. Görünen o ki, Suudi Arabistan, Cidde’de, aynı mimar Adrian Smith tarafından planlanan, Bin Ladin Group’un inşa edeceği 1000 metrelik ‘Krallık Kulesi’ tamamlandığında da eğlenceli bazı rekorlarını koruyacak Halife Kulesi.


Halife Kulesi, 90 kilometre uzaktan bile görülebiliyor. 
124. kattaki seyir terasındansa Dubai böyle görünüyor.

 

YERLiLER TORPiLLi

Dubai’de yaşayan 2 milyon kişinin yalnızca yüzde 17’si safkan yerli. Durgunluk mutlaka değiştirmiştir ama 2010 verilerine göre merkezdeki nüfusun yüzde 9’u Türk. Recep Tayyip Erdoğan etkisi olabilir; Türk olduğunuzu söylediğiniz kişinin tepkisi güler yüzlü bir “Maaşallah” oluyor.
En fazla 200 yıl tarihi olan, 1971’de petrol keşfi ardından bir balıkçı kasabasından, çölün kıyısında çokuluslu şirketlerin akın ettiği bir mimari/teknoloji vahasına doğru evrilen Dubai’de azınlıktaki safkanlar torpilli. Onlar araçlarının camlarına siyah film çektirebilirken, bu ve daha birçok şey yabancılara, yani yüzde 83’e yasak.
Bugün Dubai gelirlerinin yalnızca yüzde 5’i petrolden; vergisiz bu topraklar serpilmesini emlak işine, ülkelerindeki yüksek vergilerden kaçan Batılılar’ın yatırımlarına borçlu. En azından durgunluğa kadar.
Alkol, sokakta içmediğiniz sürece serbest sayılır. Partileri, gece kulüpleri de meşhur Dubai de mini barlar alkollü içkilerle donanmış. Yalnız alkollü araç kullananları yakalarlarsa kodese atıp sınır dışı ediyorlar. Bu konuda af yok. Yabancılar bir de kumsallarda sevişmesin yeter.
‘Arap Baharı’ gibi bir olguya yabancı Dubai; halk şeyhlerini çok seviyor. Korumasız gezen ‘Veliaht Emir’ Hamdan bin Muhammed Raşid El Maktum’un 1 plakalı aracına trafikte yaklaşıp, onu ablukada takip eden yerlilerin tehlikeli sevgi gösterisini gözlerimle gördüm.

ALIŞVERiŞ NE ALEMDE?

Dubai denince akla önce düşenlerden biri de alışveriş. Dubai’ye gidip gelenler, yeni zımbırtılarını “Türkiye’ye oranla şu kadar ucuza aldım” diye gösterirdi. Ama o eski halinden eser yok şimdi. Dünyanın en büyük alışveriş merkezi Dubai Mall’daysa yok yok! Halife Kulesi’nin yamacında, o kompleksin unsuru olan alışveriş merkezinin kullanım alanı 350 bin metrekare. En seçkin markalardan ucuzluk marketlerine   1200 mağazayı barındıran Mall’da ilk girdiğim dükkanda, 20 milyonluk İstanbul’da bulamadığım bir aparatı elimle koymuş gibi buldum. Fiyatlar Türkiye’yle aynı denebilir. Ama yine de cebimde sınırsız parayla Mall’da bir gün geçirmek isterdim; sonuçta yok yok...