16 Ekim 2011 Pazar
PUCCA -
PUCCA - .
AYNISININ LACiVERTi

YENi YIKANMIŞ KOT PANTOLON

16.10.2011

Beni tanıyanlar arasında bir anket yapsalar, en fazla oyu “Başı beladan hiç kurtulmaz” ve “Her şey onun başına gelir” seçenekleri alır

 

Banyoda pantolonumu çıkartmaya çalışırken, bir anda bana bir haller oldu, başım acayip dönmeye ve gözüm kararmaya başladı,  sonra da ağır bir kedi sidiği kokusuyla uyandım. Kot pantolonum aşağı sıyrılmış, bacaklarım kardeşimin omuzlarında banyoda yatıyorum. “Lan lan lan bana ne yaptın?” diye olayları anımsamaya çalışıyorum. Anımsayamadım, tek hatırladığım çenemin delice ağrıyor oluşuydu. Ben daha ne oldu ne bitti anlamadan evin içine anoraklı insanlar girdi, aynı anda hopp başımda üç kişi belirdi. Ve altımda hâlâ bir şey yok!
Birkaç saniye “Ne oluyor, neresi burası?” tantanasından sonra alt tarafımı fark ettim. En büyük korkum gerçek olmuştu işte. “Aman yavrum donunu temiz tut, hastaneye falan düşersin. Ne pis kızmış bu derler sana bakmazlar, orada ölürsün” diyen sevgili babaannemi hatırladım. Ağda yapmadan dışarı çıktığım anlarda, “Böyle sokağa çıkıyorum ama araba çarparsa, bacağımı Mahsun Kırmızıgül’ün bacağı zannedebilirler. Allah’ım sen beni arabalardan koru” diye dua ediyorum. Sevişirken bile, “Ne olur deprem olmasın, anadan doğma çıkmayayım sokağa” diyen bir insanım.

En büyük korkumla karşı karşıyayım
Daha beynime kan gitmemiş ama ben kotumu çekeyim diye kalkmaya çalışıyorum. Ben çalışıyorum ama acil servis elemanları beni itiyor. Kardeşim de sağ olsun, ben bayılınca        112’yi aramış, onlar gelene kadar da “Şu kızın donunu toplayayım” diye düşünememiş. Neyse ki gelenler hep kadın ama yine de insan bir rahatsız oluyor yahu. “Doktora ayıp olmaz nasılsa” dedim, bilincimin açık olduğunu göstermek için adam gibi yanıt vermeye çalışırken.

Işığı gören geldi
Kapı açık kalmış, ambulans sesini duyan bütün komşular önce kapının önüne, oradan bir şey öğrenemeyince eve girmişler. Sağ tarafımı bir döndüm, Muazzez Abla’yı gördüm, “Ne olmuşşş?” diye kafasını uzatıyordu banyodan. Hemen gözüme lamba tutan kızın bileğini tuttum, “Donumu çekmeliyim yardım et” diye. Kapıyı kapattılar, kızlardan biri kotumu tuttu, yukarı doğru çekmeye başladı.İşte o an, ikinci korkum olan, ‘yeni yıkanmış kotu giyme’ durumuna girdim. O kotu normalde yatağın üzerinde solucan gibi kıvrana kıvrana giyiyorum. Karnımı iyice içime çekip, düğmelerini iliklerken tırnaklarımı parçalıyorum. Şimdi orada bir de stres olmuşum nasıl giyebilirim ki? Popoya kadar çekebildim, terden bir daha bayılacaktım. Gelenler de yazık, bir anda kendilerini mağaza satış elemanı gibi hissetti. “İyi oldu iyi, düğmeleri kapatmayalım genişler zaten o, giydikçe açılır” gibi laflar söylemeye başladılar. 
Ardından bir anda ağzımda öyle bir ağrı hissettim ki klozetin üzerine oturdum, kafamı eğmemle kanları görmem aynı anda oldu. Sonrası hastane, bandajlar, raporlar vs vs. Çenem çatlamış, şu an ağzım yüzüm sargı dolu, rahat rahat konuşamıyorum hatta gülemiyorum bile. Ağrı            kesiciler en sevdiğim arkadaşlarım. Evdeki herkes bu halimden çok memnun, özellikle sevgilim sargıların bir sene daha kalması taraftarı... Bense çok açım, çorbayla karnım doymuyor, konuşmak istediğim bir tomar şey var ama ağzımdan kelimeler çok zor çıkıyor...




Yazının Norma’sı:
Neden bayıldım diye MR çektirdik, ertesi gün gazetelere manşet olacağım diye ödüm patladı, “Beyni olmadan yaşayabilen genç kız görenleri şoka uğrattı. Tıp dünyası beyinsiz kızı konuşuyor” diye. Neyse korktuğum başıma gelmedi, bir beynim varmış.
Yazının Norma’sı:
Neden bayıldım diye MR çektirdik, ertesi gün gazetelere manşet olacağım diye ödüm patladı, “Beyni olmadan yaşayabilen genç kız görenleri şoka uğrattı. Tıp dünyası beyinsiz kızı konuşuyor” diye. Neyse korktuğum başıma gelmedi, bir beynim varmış