22 Eylül 2011 Perşembe
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

TAKLiDiNE KIZDI, PROGRAMI BIRAKTI

22.09.2011





Show TV’de İvana Sert, Hakan Akkaya’yla jüri üyeliği yaptığı ‘Bugün Ne Giysem?’ programının yıldızı Nur Yerlitaş, aynı kanalda taklidinin yapıldığını görünce “Kimse benden habersiz taklidimi yapamaz” dedi ve programdan ayrıldı


Dün sabah Beyaz TV’de Emel Müftüoğlu’yla Oya Aydoğan’ın sundukları ‘Şekerli Kahve’ programına konuktum.
Bir ara canlı yayına telefonla Nur Yerlitaş bağlandı.
Yerlitaş’a, Saba Tümer’in programında yapılan taklidini çok beğendiğimi söyledim.
Yerlitaş, “Aliciğim, bu yıl hardal sarısı çok moda” diye bir yanıt verdi.
Belli ki Yerlitaş, canlı yayında bu konuya girmek istemedi.
Ben de canlı yayında çok fazla üstelemedim, ama peşini bırakmadım.
Aylar önce Sibel Can’la Sulhi Aksüt’ün ayrılığını soran basın mensuplarına, “Bu yaz puantiye çok moda” diyerek geçiştiren Yerlitaş’ı yayından sonra aradım.
Show TV’de İvana Sert, Hakan Akkaya’yla jüri üyeliği yaptığı ‘Bugün Ne Giysem?’ programının yıldızı Nur Yerlitaş, bu taklit meselesi yüzünden kızıp, programı bıraktığını söyledi.

“İzin almaları lazımdı”
Yerlitaş, kızgınlığı ve kırgınlığının taklidini yapana değil, kendisinden izin almadan program yaptığı kanalda bunu yaptıranlara olduğunun altını çizdi.
“Anne tarafından Arap, baba tarafından Lazım, benim de deli bir yanım var. Kafamı kızdırdılar” diyen Yerlitaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hiç kimse benden izin almadan, taklidimi yapamaz. Fatih Ürek, ‘Çarkıfelek’te taklidimi yaptı, gülerek izledim. Sonra da canlı yayına bağlandım. Ama Fatih Ürek, o taklidi yapmadan önce beni aradı, izin istedi. Ayrıca Fatih Ürek arkadaşım, ama Saba Tümer’in programında taklidimi yapanı tanımıyorum bile. Zaten sağlık sorunlarım var. Böyle şeyler de önce sinirimi, sonra da sağlığımı bozuyor. Yeter deyip, bıraktım. Show TV’nin elinde çektiğimiz bantlar var. Onlar bitince yerime birini bulurlar herhalde.”
‘Bugün Ne Giysem?’in sivri dilli yorumcusu, modacı Nur Yerlitaş, Milano Moda Haftası’nı takip etmek ve biraz da tatil yapmak için İtalya’ya giderken, ardından da “İzinsiz taklit olur mu, olmaz mı?” şeklinde ilginç bir tartışma konusu bıraktı.




HANi EMEK, EN KUTSAL HAKTI!




Bana, “Türkiye’de yıllardır yaşanan telif sorununu en iyi hicveden sözü hangi ünlü söylemiştir?” diye sorsalar, vereceğim bir isim vardır; o da Kadir İnanır.
Çünkü sanatçı, yıllarca televizyonlarda filmlerinin gösterilmesine rağmen bunların hiçbirinden telif alamamasını şu şekilde hicvetmişti:
“Televizyonlar, gösterdikleri her film için kapıma bir gül bıraksaydı, Türkiye’nin en zengin çiçekçisi olmuştum.”
Telif konusunda onca yasa çıktı, Kadir İnanır’ın bahsettiği sorun çözüldü mü?
Hayır.
Sadece müzik alanında telif konusunda ciddi bir yol alındı, o kadar, sanatın diğer alanlarında telif işi hâlâ yerinde sayıyor.
Niye?
Çünkü toplum olarak hiç de duyarlı değiliz bu konuda.
Telif konusunda yıllardır haklı olarak dert yanan sanatçılar bile çalıştırdıkları insanların emekten kaynaklanan haklarını tam manasıyla ödemezse, başkaları onun telifini öder mi?
Bir albümün ya da filmin ‘yasal’ olanını değil de gider daha ucuz diye ‘korsanı’nı alırız.

Emeğin çarpan etkisi!
Dün Sibel Can’la ilgili bir haber vardı gazetelerde.
Şarkıcının 15 yıl evinde çalışan temizlikçisinin, haksız yere işten çıkarıldığına, sigorta primlerinin de yatırılmadığına dair açtığı davada hakim, davacının şahit olarak gösterdiği Hakan Ural’ın polis zoruyla mahkemeye getirilmesine karar verdi.
Bu dava nasıl sonuçlanır bilemem.
Ama hatırlarsanız geçen ay, benzer bir dava sonuçlandı. Eski koruması Fatih Saban’ın, “Habersiz ve tazminatsız işten çıkarıldım” diyerek Hülya Avşar hakkında açtığı tazminat davası karara bağlandı.
Yerel mahkeme Avşar’ı, Saban’a 25 bin TL ödemeye mahkum etti.
Karar şimdi temyiz aşamasında.
İki sanatçı da işi inada bindirmeyip, eski çalışanlarına, istedikleri paranın iki katını verseler, fakirleşirler miydi?
Hayır.
Çünkü onlara göre ‘küçük’, ama o insanlara göre ‘büyük paralar’ bunlar.
İki sanatçının da bir konserden kazandıkları para, o insanlara ödediklerinden kat be kat fazla.
Elbette ki ‘çok kazanıyorlar’ diye, her isteyeni de paraya boğacak halleri yok.
Ama ortada şöyle de bir gerçek var, o da bu tür haberlerin imajlarına verdiği zarar dünyalar kadar.