19 Temmuz 2011 Salı
Jurnal

Hatemi’nin Galeri sevdası

19.07.2011

Güncel sanat, Türkiye’de yeni yeni kıymete biniyor. Fuarlar düzenleniyor, asla hayal edemediğimiz sanatçıların eserleri sergileniyor.
Türk çağdaş resmi de daha evvel kimsenin aklına gelmeyecek değerlere ulaşıyor. Bazıları, gerçekten zevk aldığı eserleri toplamaya çalışırken, çoğunluk çağdaş sanatı bir yatırım aracı olarak görüyor.
Haliyle iştah kabartan, ancak uzaktan görüldüğü kadar kolay olmayan bir iş, galericilik... Sadece Nişantaşı’nda açılıp kapanan galerileri düşünürsek, bakkal dükkanına sahip olmaya benzemediğini anlarız.

Damien benim kankam
Buna rağmen galericiliğe yeni isimler katılıyor. Son örneği, Mim Kemal Öke’de, Portakal Sanatevi’nin yanında açılacak Mim Art Galeri...
Hikmet Mizanoğlu ve Kezban Hatemi’nin oğlu Ali Hatemi’nin ortaklığında açılacak galeri, bugünlerde harıl harıl yeni sezona hazırlanıyor.
Sahiplerinin, ‘kapıdan gelip geçenlerin uğramasını istemediği’ mekân, şimdi özgün genç sanatçıları bünyesine çekmek için atakta. Fakat bu o kadar amatör bir şekilde yapılıyor ki, çağdaş sanat camiasına kimi sorular sorduruyor. Ekimde Damien Hirst veya David Hockney’le bir sergi planlandığı söylentisi var. Dikkatinizi çekerim, dünyanın en değerli ve pahalı çağdaş sanatçıları bunlar! Ve fakat ‘kapris yapmaları’ ihtimaliyle ‘bu çapta’ başka sanatçılarla görüşüldüğü, sanatçılara yollanan epostada ifade ediliyor.
Kapris yapma ihtimali mi? Hockney ve Hirst’ün bir eserini getirsinler bakalım, kolay mı...

Davalık eserler galeride!
“Yüksel Arslan’ın epey eseri elimizde” diyen galerinin sanat danışmanı, “Ömer Uluç’un kızı Elfe’nin elindeki tüm Ömer Uluç eserlerine sahibiz” diye de muştulamış.
Tuhaflığa bakınız... Galeri sahibi Ali Hatemi’nin annesi Kezban Hatemi, Ömer Uluç’un kızı Elfe’nin avukatı. Elfe Uluç, babası vefat ettikten bir gün sonra tereke tespit davası açmıştı. Bu davayla Uluç’un tüm hesaplarına, eserlerine, yazlık evine tedbir kondu. Uluç’un karısı, beş ay sonra, sulhen anlaşma sağlanamayınca hakkının yasalarca belirlenmesi için aile mahkemesinde  dava açtı.
Dava konusu olan eserlerin, bugün Kezban Hatemi’nin oğluna aitmiş gibi sunulmaları etik sayılabilir mi?
Ali Hatemi, galericiliğe yetkindir, değildir... Bunun değerlendirmesini yapamam. Ancak aidiyeti konusunda mahkemenin son sözünü söylemediği bir aşamada Ömer Uluç eserleriyle ilgili bu kadar kesin konuşulabilmesi hayret verici... 



Mim Art Galeri, genç sanatçılara yolladığı epostada mekanın ne kadar uygun ve özel olduğunu, para kaygısı taşınmadığını anlatıyor.

ŞEN iSTANBUL
19 Temmuz Salı:
Yazın en merakla beklenen konserlerinden biri, Paul Simon. Açıkhava’daki konser, İKSV Caz Festivali kapsamında. Bilet için son şansınız olabilir...
20 Temmuz Çarşamba: Pera Müzesi’nde ‘Şimdiki Zamanlar’ sergisi açılıyor. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden 11 genç sanatçının 82 yapıtı sergilenecek.
21 Temmuz Perşembe: Roberto Bolle, Harbiye Açıkhava’da... Zorlu Center’ın sponsorluğundaki bale gösterisi bir ilk.  20 Temmuz’daki galanın geliriyse temel ve sosyal haklardan yoksun çocuklar için ‘Açık Kapı’ya bağışlanacak.
 

REFiK’iN SIRRI
* Asmalımescit’i Asmalımescit yapan iki karakter vardır: Refik Arslan ve yeğeni Yakup. İkisi de kendi isimleriyle açtıkları mekanlarla İstanbul’un son 50 yılına renk kattı. 
* Refik Bey vefat etti, toprağı bol olsun. Ama mekanı hep yaşayacak!  
* Refik Bey, son zamanlarda artık meyhaneye gelemiyordu. Oysa birkaç yıl öncesine kadar her akşamüstü gelir, girişteki masada otururdu. Gelene geçene laf atar, muhabbet ederdi.
* Bugün onlarca mekan sahibi, Refik abinin yarım asır önce başlattığı meyhane gibisini yaratmak için uğraşıyor. Ama her zaman olmuyor işte...
* Refik’in sırrı, sadece iyi ve lezzetli mezeler, yemekler yapmak veya usta bir servisle açıklanamaz... Meyhane kültürüne sahip çıkıyordu. 
* Mekanını devamlı değiştirmek yerine, muhafaza etti. Müşteriler mekanın bu havasını sevdi. Ve tatsız bir sürprizle karşılaşmayacaklarını bilmeyi... Umarız Refik’in varisleri de bu geleneği devam ettirir.