03 Temmuz 2011 Pazar
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

Huysuz Virjin’den gecikmiş bir itiraf

03.09.2008

Seyfi Dursunoğlu ya da nam-ı diğer “Huysuz Virjin”den özel hayatı ve cinsel kimliği üzerine şimdiye kadar böylesi açık sözler çıkmamıştı.
Gençlerin yakından takip ettiği müzik kanalı MTV Türkiye’de bu akşam ekrana gelecek “beniMTV’m”e konuk olan Seyfi Dursunoğlu’nun yaptığı açıklamalar bir hayli çarpıcı.
Seyfi Dursunoğlu’nun “Huysuz Virjin nasıl ortaya çıktı?” sorusuna verdiği yanıt şu:
“Bunu ben de kendi kendime soruyorum, nasıl oldu bu böyle ben memurken. Öğle tatili olurdu, yemek yerdik, bütün kızlar benim odama gelirdi. Ben konuşurdum, onlar gülerdi. Hatta tamim çıktı ‘Öğlenleri Seyfi Bey’in odasına gitmek yasaktır’ diye. Peki dedim, ben de erkek arkadaşlarımı çağırdım, oturduk, yine tamim geldi. Çıktım müdüriyete, ‘eşcinsel yok ne yapabilirim?’ diye... Aslında ben memurken de çok espriliydim.”
Seyfi Dursunoğlu’nun kendini tutamayıp, cinsel kimliği ve tercihi konusunda ilginç bir itirafta bulunduğu soruya...
“Bu içinizde olan sahne aşkıyla 18 yıl nasıl beklediniz peki?”  şeklindeki soruya Seyfi Dursunoğlu’nun verdiği yanıt şöyle:
“Bu bir şans meselesi. Beni Günay’a gönderdiler. Şişli’de bir sinema vardı, orada programa Ruhi Su ile başlamak üzere anlaştık. Eve geldim beraber olduğum insan dedi ki,  ‘Ya sahne, ya ben’ ve maalesef o ağır bastı. Dolayısıyla bir 10 sene daha bekledim ve sonra sahnelere adım attım. Çünkü ilişkim bitmişti.”

‘Benim tanıdığım Hüsnü o değil’
Bütün açık yürekliliğim ve samimiyetimle itiraf etmeliyim ki, belki de aylar oldu siz değerli okurlarımızdan bu denli tebrik mesajı almayalı...
Önceki güne kadar, yazdıklarım nedeniyle kutlayan, tebrik edenler, “Benim düşündüklerimi yazmışsınız, eline sağlık” diyenlerin yanı sıra az da olsa benimle aynı fikirde olmayanlar, magazine kızıp öfkesini benden çıkarmaya çalışanlar, hatta hakaret dolu mesajlar yollayanlar da oluyordu.
Ama bu kez durum farklı...
Gelen onca elektronik posta ve telefonun hepsinin tek bir ortak noktası vardı:
“Ellerinize sağlık... Oh be, nihayet biri çıktı da bu konuda yürekli bir yazı yazdı...”
Akşama doğru da Deniz Seki aradı...
Önce, Ayşe Arman’a yaptığı, “Nazire   ile pijamalarımızı giyip Hüsnü’nün evine gittik. Bizi görünce dili tutuldu, 15 dakika konuşamadı” şeklindeki açıklamasına yönelik eleştirim konusunda kendisini savundu. Seki, “Bu adımı atıp, üçümüz aramızda bu konuyu konuşmalıydık. 70 milyonun önünde daha fazla zor duruma düşmemek için bunu yapmamız gerekiyordu” dedi.
Sonra konuyu Hüsnü Şenlendirici’nin “Mega Magazin” programına yaptığı açıklamalara getirdi ve ardından da şunları söyledi:
“Benim tanıdığım ve sevdiğim Hüsnü o değil. Öyle açıklamalar yapacak biri değil. Artık yaptıysa da bilemiyorum. Sabahtan beri delirmiş durumda. ‘Söylemedim’ diyor. Ben böyle bir adamı sevmedim. Hüsnü o tür sözlere söyleyecek biri olsa, bu ilişki iki yıl gitmezdi.”
Star TV’de çarşamba akşamı yayınlanan “Mega Magazin”e yaptığı açıklamayı bir kez daha dinledim. Hüsnü Şenlendirici, o konuşmayı hangi şartlar altında yaptı bilemem, ama bir kez daha kulaklarımla duydum ki yazdıklarımın hepsini söyledi.

Kanser oldu şarkısını yaptı
Kansere karşı savaş verenlerden biri olan Erkan Ocaklı ile yapılmış bir söyleşi okudum MESAM’ın Vizyon dergisinde...
Karadenizli sanatçı dergiye müzik yolculuğunun yanı sıra müzikte “esinlenme” adı altında yapılan hırsızlıkları da anlattı.
70’li yıllarda bağlama eşliğinde söylediği Karadeniz türküleriyle şöhreti yakalayan, evlendikten sonra aşk şarkılarını bırakıp “Almanya Acı Vatan”, “Mısırın Türküsü”, “Nataşa” gibi sosyal içerikli eserler üreten Ocaklı, kanser olunca bir şarkı da kanser için yaptı.
“İçimde o kadar büyük bir müzik aşkı var ki... Beste yapmak, üretmek bitmiyor. Kanser olduktan sonra bir türkü yaptım, ama onu piyasada söyler miyim bilmiyorum” diyen Ocaklı’nın kanser türküsünün sözleri ise şöyle:
Mayıs ayı gelmeden
Helegler dikilir mi?
Kanseri yenen adam
Sevdadan yıkılır mı?
Delikanlı adama
Hiç silah çekilir mi?

O zaman  hafta sonu gel!
Vodafone’un son reklamından bir sahne.
İki adamıyla dairenin kapısına dayanan adam kapıyı çalıyor.
Kapıyı açan genç, karşısında mafya kılıklı üç kişiyi görünce şaşırıyor.
Kapıyı çalan, açan gence soruyor:
“Ahmet Güllü sen misin?”
Çocuk yarım ağızla “Evet” diyor...
Adam, tehditle karışık, “O zaman hafta sonu görüşürüz”  diyor ve adamlarını da alıp gidiyor...
İnsanın içinden “Len mafyoz,  o zaman hafta sonu gel” demek geçiyor.