13 Aralık 2010 Pazartesi
Parçalı Bulutlu

Keşfedilecek bir ‘Cihan’

02.07.2009

Yıl 1987... Bodrum’da bir yaz akşamı. Mavi Bar’a düşüyor yolumuz, Halikarnas’lardan, Hadigari’lerden kaçıp biraz sükunet ararken. Sahnede sarışın genç bir kadın var, muhtemelen bir Latin parça söylüyor, geçmiş zaman, unutmuşum. Tek hatırladığım, ne söylerse söylesin, dinleyeni de önüne katıp gezdirdiği diyar diyar.
Ara oluyor, herkes, geçerken uğrayanlar bile tamamen sahneye kitlenmiş. Döndüğünde kucağında kanunla çıkıyor bu kez ve “Yok artık” derken bir de Türk müziği zerk ediyor damarlara. Tek bir merak konumuz var artık: Kim bu kadın?
Bir dönem Altın Kızlar adıyla maruf grubun elemanı olduğunu, esasen çok sıkı bir müzisyen ve en ünlü albümsüz şarkıcı olduğunu öğreniyoruz tez zamanda. Adı Birsen Tezer. Bilhassa Bodrum’da sağlam bir dinleyici kitlesi var.

“Çığlık Çığlığa”

Sonra Bülent Ortaçgil için bir tribute albümü yapılıyor ve Birsen Tezer “Çığlık Çığlığa” ile en tutucu Ortaçgil’cileri bile çarpıyor.
Çıktığı kulüplerdeki sadık dinleyicilerinin hep bir derdi var: Niye bir albümü yok Birsen Tezer’in? 
Yetenek ile tevazu bu denli başa baş giderse böyle oluyor işte ve 20 senelik birikimin ilk ürünü ancak çıkıyor ortaya. Memlekette bir parlayıp bir sönenlerin, geçip gidenlerin değil ‘kalan’ların sesini duyuran Hasan Saltık’ın firması, Kalan Müzik yayınlamış Birsen Tezer’in ilk albümü “Cihan”ı.
Ne tesadüftür ki, onu ilk dinleyişimden 12 sene sonra, yine bir Bodrum gecesinde albümünün gün yüzü görüşüne de şahit oldum. Ortakent’teki Dalga’da açıldı ilk albümün jelatini ve Birsen Tezer’in yolculuğunu yıllardır günbegün takip eden dostları arasında gönderildi şarkılar ‘cihan’a.

Hücum kayıt

Albüm, vokal ve kanunda Birsen Tezer, bas gitarda Mümtaz Solmaz, akustik gitarda Tunç Öndemir, elektrik gitarda Emre Tankal ve perküsyonda Ahmet Özbilen tarafından ‘hüçum kayıt’ usulü yapılmış. Ne demek bu? Sahne performansı birebir stüdyoya taşınmış, bir kerede kaydedilmiş şarkılar. Tam da 20 senelik bir sahne insanına yakışacak şekilde.
10 parça var albümde. Bekleneceği gibi iki olmazsa olmaz Ortaçgil bestesi; “Değirmenler” ve meşhur “Çığlık Çığlığa”, sözleri Tezer’in kendisine ait iki Erkan Oğur bestesi, bir Zafer Cınbıl, bir İlhan Şeşen şarkısı, üç adet yüzde yüz Birsen Tezer parçası ve tek bir Türk müziği eseri: “Aşk Bu değil”. Bir de ciddi bir ruh var... Son derece usta işi, süssüz püssüz, has bir müzik.
Kapak tasarımı son derece hoş ve her tarafta kendi yüzünü görmek isteyen starların tersine tek bir fotoğrafı yok Birsen Tezer’in kartonette. Ki son derece güzeldir, başkası olsa ünlü bir fotoğrafçının karşısına geçip yüzlerce poz vermişti kuşkusuz.
Şarkılar, hangisi A1 olsun, şu yaz parçası mıdır, milleti zıplatır mı gibi kaygılardan azade, alfabetik olarak dizilivermişler. Öylece, olanca sadeliğiyle “Kaydettik, yolladık, siz de buyrun dinleyin” der gibi...    
Özetle, cilalı imaj devrinde hala zarfı değil mazrufu önemseyenler için, iddiasızlığın iddiasını fark edebilenler için, ‘durup ince şeyleri anlamaya’ vakti ve sabrı olanlar için bir koca “Cihan” gizli bu albümde... Keşfetmeye değer...

Deniz bitene kadar...
Bodrum’da durgun bir yaz sezonu yaşanmakta. Temmuz demeye bin şahit ister. Kriz tatil müessesine ciddi bir darbe vurmuş. Belki de çareyi yakaladığını maksimum derecede kazıklamakta bulan Bodrum esnafının da bir durup düşünmesinin vakti gelmiştir.
En popüler koylardan olan ‘Göltürkbükü’ hele, hayli boş. Bir zamanlar yarımadanın en güzel denizlerinden birine sahipti burası, insanın içi acıyor.  Karadan iskeleler, açıktan teknelerle sınırlanmış bir su birikintisi var ortada. Dört tarafı karayla çevrili deniz parçasına Gölköy diyoruz özetle. Ve sarımsı bir tabakayla kaplı bu parça, zira tekneler sintinelerini itinayla buraya boşaltıyor.
Bunun bir cezası olsa gerekti ama kim takip edecek, değil mi? En kolayı bu 10 yılda tanınmaz hale gelen koyu terk edip başka sulara yelken açmakÖ Bodrum’da daha ‘benzetilecek’ çok koy var nasıl olsaÖ Ta ki deniz tamamen bitene kadar.