18 Ekim 2010 Pazartesi

SiNiR BOZUCU FRANSIZ DENKLEMi BOZDU

17.10.2010




Fotoğrafçı James Climent, internetten bir hayli fazla şarkı indirdi. Tutuklanan Climent,  20 bin euro cezaya mahkum edildi. Yönetmen Jean-Luc Godard, Climent’e savunmasında  yardımcı olmak için  bin euro gönderdi 


Fransız ‘zehirzekası’ Jean Baudrillard’ın son dinamiti ‘Sanat Komplosu’ kitabı için giriş yazan Sylevere Lotringer şöyle buyuruyor; “Günümüzde sanat tıpkı herhangi bir ticari işletme gibi, kariyer fırsatları, kârlı yatırımlar ve yüceltilen tüketim nesneleri sunuyor. Sanatla alakası olmayan her şey sanata dönüşmekte...”
Sanatın ‘ticari mülk’e dönüşüm süreciyle birlikte mesele de dönüp dolaşıp şu ünlü ‘fikri mülkiyet’ hadisesine gelip dayanıyor.
Öyle ya bir ‘eser’den basan, satan, dağıtan, reklamını yapan, giydiren, yediren, içiren, gezdiren herkes bir biçimde para kazanıyor. Hal böyleyken, ‘eser’in yaratıcısının bu akarı kendi lehine çevirme istediğinden normal ne olabilir! Hatta eserin yaratımında zerrece katkısı olmasa bile çocuklarının da bu akardan ilelebet yararlanmasını istemesi kadar anlaşılır bir durum var mıdır?
Tam da bu nedenle Orhan Gencebay, ‘Kürt açılımı’, ‘Alevi açılımı’, düğün, bayram, seyran fark etmez, herhangi bir vesileyle Başbakan Erdoğan’ın yanına her yaklaştığında ‘telif hakları yasası’nı hatırlatıp durmaz mı!
Bu ‘fikri mülkiyet’ iddiası ağırlık olarak kabul görse de, uzaklardan aksi, ters, sinir bozucu bir başka Fransız olur olmadık bir laf edip bütün denklemi alt üst etti sonunda.
Mesele şuydu... Fransa’nın, sanatçıları ve organik ürünleriyle ünlü kasabası Barjac’ta yaşayan bir fotoğrafçı, James Climent, bilgisayarına internetten bir hayli fazla şarkı indirmişti. Ülkedeki telif yasası buna izin vermediği için önce tutuklanan Climent ardından, 20 bin euro gibi yüklü bir cezaya mahkum edildi. Cezası Fransa Yüksek Mahkemesi tarafından onanınca da Climent, her aklı başında vatandaşın yapması gerekeni yaparak soluğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde aldı.

Bin euro gönderdi
Bu arada daha enteresan bir şey oldu... İşte sözünü ettiğim o, ana tarafından İsviçreli ‘sinir bozucu Fransız’ devreye girdi... ‘Yeni Dalga’nın büyük dalgacılarından yönetmen Jean-Luc Godard, Climent’e savunmasında yardımcı olmak için bin euro gönderdi. Elbette Godard’ın bu tavrı ‘Fikri mülkiyet hakkımız söke söke alırız’ cephesi sanatçılarında ve elbette sanatsever kamuoyunda önemsenecek derecede şaşkınlık yarattı. Nasıl olabilirdi? Bir sanatçı nasıl olurdu da ‘korsan’dan yana olup, ‘emek’, ‘yaratı’ düşmanlığı cephesine omuz verirdi!
Godard anlaşılır bir basitlikte açıkladı; “Fikri mülkiyet diye bir şey söz konusu olamaz. Telif hakkı, korunması mümkün olmayan bir haktır. Yazarın hakkı olmaz. Benim hiçbir hakkım yok... Sadece ve sadece görevlerim var...”
Bence memleket sanat çevreleri için de hayli sıkı bir tartışma konusu Godard’ın sözleri. ‘Sanat’, ‘sanatçı’, ‘hak’ ve ‘görev’ çerçevesinde yürütülecek bir tartışma ülkedeki bir dolu ideolojik/siyasal tartışmaya da ciddi katkılar sağlayacaktır diye düşünüyorum.
Ben mi? Üzerine enikonu düşünmedim ama Godard’ın açtığı yolun, gösterdiği ülkünün hiç de yanlış olmadığı kanaatindeyim...