DERSiMLi iÇiN SU, KUTSALDIR
Referandumda ‘hayır’ların rekor kırdığı Tunceli’nin asıl isyanı, Munzur Vadisi’nde planlanan baraj projeleri. Pülümürlü Hasan Şen, barajın doğayı ve yaşamı mahvedeceğini anlatıyor
Hasan Şen’le Munzur Vadisi’nin derinliklerine yol alırken, kendimi bir an Kozmos filminde hissediyorum. Nedeni, Şen’in dağdaki keçileri çağırmak için attığı çığlıklar! Bu nev-i şahsına münhasır insan, hem bizi bilgi bombardımanına tutuyor, hem de arada içinde illa ki Munzur geçen bir cümle kuruyor. “Munzur hayattır, hayatın akışı durdurulmaz...” Ya da “Munzur özgür akacak, Hasan keyfine bakacak” gibi...
Pülümür’ün Beyce (Pırrı) köyünde doğan Şen’in bu topraklara olan tutkusunu anlayabilmek için onu tanımak gerek. 16 yaşına kadar çobanlık yapıp okumuş. 1994’de köy boşaltılınca ailesi İstanbul’a göç etmiş. Şu anda köyde yaşayan yok. Şen, İstanbul’daki her gecekonduda bir Dersimli’nin bulunmasının tesadüf olmadığı sözlerine ekliyor: “Vadide 84 köy vardı, 15-20 tanesi dışında hepsi boş. Onlar da köylerine dönebilmeyi istiyor.”
Suya ekmek bandırırız
İstanbul’da yaşıyan Hasan Şen’in memleketine bağlılığı, Pülümür’de organik arıcılık yapmaktan ibaret değil. Dersim Dernekleri Federasyonu’na bağlı Munzuru Koruma Kurulu’nun aktif bir üyesi. Bu yaz bölgede ‘operasyon’ adı altında ormanlar yakılmış. Biz kentteyken bile helikopter sesleri zaman zaman konuşmamızı bölüyor. Kurul, Munzur’da baraj yollarına yer açmak için yakılan ormanları duyurmak için İstanbul’da geçen hafta bir yürüyüş de düzenledi.
Hasan Şen, Aleviler için toprağın, suyun kutsallığın anlatırken “Biz suya işemeyiz. Hatta ekmek bandırırız suya! Munzur kutsaldır.” sözlerini kullanıyor. “Suyun önünü tutanın ahlakı bozuluyor. Bu kentte partilerden sendikalara, herkes baraja karşı çıkıyor” derken, sözlerinde abartı yok.
Tunceli AKP İl Başkanı Cihan Aktaş’a sorduğumda doğruluyor: “Halk, Munzur vadisine baraj istemiyor. Saygı duyuyorum, buranın çocuğuyum. Konuyu Başbakan’a da ilettim, inceleteceğini söyledi. Zaten baraj ihalesi AKP’den önce yapıldı, partiyle ilgisi yok.”
Munzur Vadisi’nde baraj yapmak, ekolojik dengeyi bozmak, yaban hayatını tahrip etmek, endemik türleri yok etmek, iklimin değişmesi demek. Dahası, Munzur ırmağının yanındaki Anafatma gibi Aleviler’in ibadet yapıp adak adadıkları kutsal yerlerin su altında kalması demek. Halkın tek derdi, Tunceli doğasını koruyarak, doğanın sunduğu ekonomik potansiyeli değerlendirmek.
Çok mu zor?
MEMLEKET MESELESi
- RİZE: Yüzde 75 evet çıktı. Ancak Başbakan’ın memleketinden açıkcası daha yüksek evet beklenirdi. Yüzde 25’lik ‘hayır’ın içinde Çevre Bakanı’na tepki olmasın?
- TUNCELİ: Yüzde 19 evet, yüzde 81 hayır ile Doğu’dan tek ‘hayır’ çıkaran, hatta Türkiye rekoru kıran il. ‘Kemal Kılıçdaroğlu etkisi’ ve ‘Kamer Genç muhalefeti’nin sonucu şaşırtıcı değil. Yine de yüzde 33’lük boykot oranını hesaba katmalı.
- OSMANİYE: Devlet Bahçeli’nin memleketinde 53’e 47, evetler çoğunlukta. Referandumda MHP kendi seçmenine ‘hayır’ın gerekçesini anlatamadı.
- ELAZIĞ:?BDP’li Selahattin Demirtaş’ın doğduğu Elazığ, yüzde 82 evet dedi. Üstelik katılım oranı yüzde 84, yani boykota pek yüz veren olmamış. Bu anlamda ‘kale’ Diyarbakır sayıldığından, yüzde 65’lik boykot Demirtaş’ı mutlu etmiştir.
BASKETTE MUCiZE, YAYINDA ÖZENSiZLiK
- Cumartesi gecesi maç bittikten ve finale kaldığımız kesinleştikten yarım saat sonra hararetle kumandaya sarıldım. Ne yazık ki NTV ve Kanaltürk hariç, hiçbir kanalda bu sonuçtan bahseden yoktu. En azından haber kanallarının bir altyazı koyup, sonucu yazmasını beklerdik. Bu ruhsuzluğun sebebi nedir? Futbol maçı olmaması mı?
- Maç sonrası yayın yapan NTV’den ricam, sahada röportaj yapan muhabirin en azından cümle kurabilmesi. Basketbolcu eşleriyle konuşuluyor, isimleri bilinmiyor... Sorular yavan, bahane de hazır: Çok heyecanlıyım! Kusura bakmayın ama bu kadar önemli bir maçta görev yapan televizyoncuların heyecanlanıp saçmalama lüksü yok.
- Basketbol milli takımımız, altın madalyayı alamadı ama müthiş bir başarı kazandı. En çok, Garanti’nin sponsorluğundaki okul takımları için sevindim. Onlar için bu sonuç, o kadar önemli bir moral kaynağı ki. Bu ülkede sadece futbol değil, basketbol, voleybol, atletizm, yüzmeyle de başarıya koşacak yetenekli gençlere ve onları destekleyecek kurumlara ihtiyacımız var. Hem de çok.
- Acaba davul ve zurnalarla seyirciyi coşturacak, daha organize bir taraftar grubu oluşturmak için daha ne beklemeliyiz?
