08 Eylül 2010 Çarşamba
Gülüm Dağlı
Gülüm Dağlı gulum.dagli@milliyet.com.tr
NE Ki ŞiMDi BU?

İstanbul intihara meyilli

1 Ocak 2011 günü Avrupa kültür başkenti teranesi bittiğinde, İstanbul derin bir ‘oh’ çekecek 


İstanbul hayırlısıyla kültür başkenti olmaktan çıkıp, normal bir şehir olarak hayatına devam etmeye başladığında, yani o muhteşem tarih
1 Ocak 2011’de, ben de bu kent gibi huzura ereceğim. İstanbul şu an “Yeter ulan!” diye bağırıyor. Yakasını bağrını parçalıyor. Hatta her an bileklerini kesebilir.
Neden mi? Bu kadar eğlenceli bir şehri, ‘şiir dinletileri’yle, kanun-ud-ney konserleriyle yaşlandırdık bir kere. ‘Şiir Festivali’ düzenledik, sıkıcı hale getirdik. 400 yıl önce yaşamış müzisyenleri, o zamanın müzikleriyle anıp durduk; bunalttık. ‘Türküyem’ isimli garip müzikli danslı gösteriler yaptık, uyuşturucu vermiş gibi olduk. Yetmez mi? 1800’lü yıllarda İstanbul’un ‘en önemli org yapım merkezi’ olduğunu söyledik, yani bir ara kafayı ‘org’a taktık. 
İstanbul artık yaşlı, sıkıcı, bunaltıcı ve takıntılı bir şehir. Ve en büyük hayali, 2011 yılının ilk gününde normal bir sabaha uyanabilmek. En kısa zamanda normalleşebilmek.

Tarkan, Ceza, Mor ve Ötesi üçlüsü
2010 yılının diğer kültür başkentleri, yani İstanbul’un sahne arkadaşları, bizim şehrimizle yarışamayacak durumda. Peç, küçücük bir kent. Macaristan’ın Sırbistan sınırında bulunuyor. Essen ise, 500 bin nüfuslu bir Alman şehri. Hem küçük, hem tarihiyle ve kültürüyle çok yetersiz. Bu yüzden en başından, ‘Avrupa Kültür Başkenti’ unvanını reddetmek gerektiğini söyleyenlere katıldım ben. Ama madem kabul ettik, o zaman hakkını vermeliydik.
Peki hiç mi güzel şey olmadı? Oldu tabii, yapanların aklına sağlık. Bayağı muhtacız onlara. Opera Festivali, !f İstanbul, Adalar Müzesi,
İstanpoli Kassas adlı tiyatro oyunu, Bale Yarışması, Ralli Şampiyonası, Boylu Soylu Yelkenliler Yarışı gibi organizasyonlar, zaten ses getirerek başarılarını kanıtladılar. Hanginiz hatırlamıyor Boğaz’dan geçen süslü yelkenlileri? Ya da hangi Galatasaray Liseli genç entelektüel arkadaş, !f İstanbul’da en az iki film seyredip kendini iyi hissetmedi?
Şimdi ben İstanbul olsaydım, ücretsiz bir Tarkan konseri patlatırdım Taksim Meydanı’nda. Bu adam İstanbul’un en büyük ‘gerçeği’ çünkü.
30 tane konser verdi Harbiye’de, hâlâ dolup taşıyor. Yetmedi; arkasından Ceza’yı çıkarırdım. Zeytinburnu’ndan, İstanbul’un varoşundan gelen en yetenekli adam... Bir de üzerine cila olsun diye Mor ve Ötesi’ni koydun mu...  Ki onlar da şehrin burjuva sınıfını simgeliyor... Al sana kültür buluşması, kaynaşması, ortam yumuşatması. En azından güzel bir veda konseri olurdu. Kapanışa daha dört ay var ama ben şimdiden huzursuzum. Hayatın ve Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın ne yapacağı, ne göstereceği hiç belli olmuyor. 


Kültür Başkenti’nin bütçesi
- Kültür Başkenti Ajansı’nın çalışmaları için 2008 yılında 45 milyon TL’ye yakın harcama yapıldı.
-2009’da harcamalar 97 milyon TL’ye ulaştı.
-2010’da projelerin gerçekleştirilmesine yönelik öngörülen bütçe 344 milyon TL’ydi.
-Kabul edilen 614 projenin toplam bütçesi yaklaşık 400 milyon TL. 

Masumiyet Müzesi’nde son durum
Radikal’den Cem Erciyes, nihayet geçen hafta bu konuya açıklık getirdi. Arap saçına dönmesinden korktuğumuz Masumiyet Müzesi’nin, önümüzdeki yıl mayıs veya haziran ayında açılacağını öğrendik. Yani kitabı okumak için henüz vaktiniz var. Benim önerim, nisan gibi başlamanız. Bitirdiğinizde zaten müze açılmış olacak ve hiçbir detayı atlamayacaksınız. Detaylar önemli. Çünkü roman zaten bu ‘detaylar’ üzerine kurulu. Ben en çok sigara izmaritlerinin nasıl sergileneceğini merak ediyorum.

Siz de reklam vermek ister misiniz?