Çamlıhemşin’in akıllı kadınları
Özlem Erol arkadaşıyla Moyy’u işletiyor. Yaylalardan gelen taze bal kafede satılıyor. Moyy Cafe ve miniotelin dıştan görünüşü.
Bayram planları yapanlar, sıcaktan bunalanlar veya nefes almayı unutanlar için adres belli:
Doğu Karadeniz. Çamlıhemşin’in yeni jenerasyonu, ellerini attıklarını altına çeviriyorlar. Özlem Erol’un Moyy’u bunun canlı kanıtı
Milliyet okurlarının gözünden kaçmamıştır: Hem gazete hem CADDE yazarları, bu yaz Doğu Karadeniz’i resmen tavaf etti! İki hafta önce HES (Hidroelektrik Santral) dosyasını hazırlamak için gittiğim güzelim coğrafyayı, bu defa sırf kendi zevkim için gezdim. En güzel derelerde yüzdüm, en güzel yaylalarda dolaştım, en güzel yemekleri tattım ve hepsinden önemlisi, şahane insanlarla tanıştım.
Tüm bunları yaparken, henüz HES’lerle talan edilmemiş veya ‘kurtarılmış’ bölgelerde olduğumu da hiç aklımdan çıkarmadım, daha doğrusu çıkaramadım... Sevimsiz iş makinaları, tozu toprağı kaldıran yol çalışmaları en olmayacak rakımlarda bile karşıma çıktı. Nefes kesen güzellikteki vadilerde, insanoğlunun bile zor ulaştığı bozulmamış coğrafyalarda sinsi sinsi planlanan HES projeleri olduğunu öğrendim. Gezdikçe, gördükçe, ülkenin kalkınması, hatta turizmin gelişmesi için HES’lerin gerekli olduğunu söyleyenlere gülmeli mi, yoksa ağlamalı mı, bilemedim.
Londra-Hemşin hattı
HES’lere karşı mücadelesiyle gündeme gelen Fırtına Vadisi, boyun eğecek olsaydı bugün dillere destan doğasının yerinde yeller esecekti. Milli Park ilan edilen Ayder Yaylası bile bana sorarsanız gereksiz bir yapılaşmayla karşı karşıya. Asfalt yol yapılınca ister istemez bölge de özelliğini kaybediyor.
Fırtına’dan Ayder’e çıkarken konakladığım yerlerden biri Moyy oldu. Moyy, Hemşince çilek anlamına geliyor. Çamlıhemşin’in merkezinde, ayakta kalan bu son ahşap konak, akıllıca restore edilince ne kadar harika işler yapılabileceğinin kanıtı. Sahibi ve işletmecisi Özlem Erol, Çamlıhemşinli. Londra’da moda tasarımı eğitimini tamamlamış, İstanbul’da mesleğini sürdürüyor. Yılın altı ayını ise memleketinde geçiriyor.
Dere sesiyle uyumak
Girişi yol üzerinde olan Moyy’un arkası, dere ve orman manzaralı. Derenin sesi hep kulağınızda: Yağışa göre kâh sessiz sessiz, kâh gürül gürül akıyor. Erol, önce alt kattaki kafeyi açmış. Bu yaz, iki ay gibi kısa bir sürede konağın üst katındaki altı odayı restore etmiş.
Tek bir çivinin kullanılmadığı geçme ahşap binanın üst katına ayakkabılarınızı çıkarıp giriyorsunuz. Her yer mis gibi ahşap kokuyor. Odalar çok sade tasarlanmış. Hepsinin kendi duşu, tuvaleti var. Lavabo taştan. Hiçbir gereksiz süse yer yok.
Gece öyle bir uyku çekiyoruz ki sabah erken uyanmak sorun değil. Hem, derenin kenarında istediğimiz saatte yatıp tatlı bir uykuya dalmak serbest...
OYY, MOYY!
- Moyy’da yayladan toplanan otlarla yapılan bitki çayı da var, kızların yaptığı börek ve poğaçalar da.
- Taze kestane ve çiçek balı satılıyor. Kavanozu 50-55 TL arasında değişiyor.
- Bir kişi konaklama 65 TL, kahvaltı dahil. Limitsiz çay, birbirinden güzel yöresel peynirler, reçellerle.
Adres: Merkez mah. İnönü cad. No 35 b, Çamlıhemşin/Rize
Moyyminiotel.blogspot.com / Tel: 0464 651 74 97
ÖĞRETMENiN HIRSIZ OLANINI SEViYORUZ!
KPSS’ye katılan 350 kişinin, 120 sorudan 120’sini yüzde 100 doğru yanıtladığı, üstelik bunların 20’sinin eş, akraba ve aynı haneden insanlar olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen Milli Eğitim, öğretmen atamalarını durdurmuyor. Gerekçesini de ‘öğretmen ihtiyacı’ olarak açıklıyor!
Zaten Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda atamaların neye göre yapıldığı bile belli değil. Düşük puan aldıkları halde göreve atananlar, yüksek puan aldıkları halde açıkta kalanlar oluyor. Puanların yanlış hesaplandığı iddiasının üzerine bir de kopya rezaleti eklenince iş iyice çığrından çıktı.
Ramazan mahmurluğu ile referandum hararetinin arasında kimse, hiçbir şeye kafa yorma zahmetine katlanmadığından büyük ihtimalle bu skandal da unutulup, gidecek. Efendim ‘öğretmen açığı’ varmış. Bu nedenle 30 bin atama iptal edilmeyecekmiş. Anladığımız kadarıyla devlet, öğretmenin kopyacı, hırsız, arsız olanını seviyor.
Bazı adaylar, suç duyurusunda bulundu ve çeşitli platformlarda sesini duyurmaya devam ediyor. Ama bu yetmez. Bu ülkede yaşayan herkesin, çocuklarının geleceğini düşünerek hesap sorması şart. Kopya çektiği söylenen 350 kişinin deşifre edilmesi şart. Devletin, hem hesaplamaları hem de atamaları inceleyip, ikna edici bir açıklama yapana kadar, atamaları durdurması şart.
