09 Ağustos 2010 Pazartesi
Sokak Çocuğu

‘X FACTOR STAR IŞIĞI’ ‘O SES’İ ZORLAR MI?

20.01.2014

2000’lerin ilk yarısında ‘Popstar Türkiye’ hayatımıza girdiğinde hepimiz ekrana     kilitlendik. Özellikle Armağan Çağlayan’ın çizdiği jüri portresi hiç alışık olmadığımız bir şeydi.
O zamanlar henüz argo sözlüğüne girmemişti bu tabirler ancak bu kadar ‘gider yapan’, ‘atarlı’ jüri görmemiştik     Armağan Çağlayan’a kadar...
Biz sandık ki     bu durum tamamen kendisinin     kişiliğinden, kolay beğenmeyişinden kaynaklanıyor.
Oysa bu tarz yetenek yarışmalarıyla ilgili     doğru format 2000’lerin         başında bizzat Simon Cowell     tarafından hayal edilmişti.
Simon Cowell; tüm dünya ekranlarının en çok tanınan ve kazanan ‘jüri üyesi’. ‘Pop Idol’ formatının ilk jüri üyelerindendi.
Varlığı ve öngörüsüyle iki şeyi başardı: Hem tüm dünyada yaygınlaşan yetenek yarışmalarındaki o ‘kötü’ jüri karakterinin yaratıcısı oldu; hem de ‘Pop Idol’ sonrası kendi şirketi (Sony     Music’le ortak) ‘Syco’ üzerinden birçok yetenek yarışmasının dünya ülkelerine ihraç         edilmesine vesile...

YETENEK AVCILARI
Bizdeki ‘Popstar’a denk gelen ‘Pop Idol’, ‘American Idol’ gibi yarışmaların arkasındaki kahraman olduğu gibi ‘Yetenek Sizsiniz’e denk gelen ‘Got     Talent’ formatını da hayal eden ve uygulayan yapımcılardandır Simon Cowell.
Bu açıdan         bakınca         Med Yapım Genel Müdürü Armağan Çağlayan’ın     ‘Popstar’ jürisinde üstlendiği rolün         hikayesiyle kısmen benzeşiyor         Simon’ın hikayesi.
Ancak Simon’ın bir farkı vardı. Bir TV karakteri olduğu kadar önemli bir A&R (Artists and     Repertoire) kişisiydi de. Büyük müzik     şirketlerinin en önemli departmanında yeni yetenekler bulup onları doğru şarkılarla birleştiren kişiler için kullanılan bir kısaltma...
‘Popstar’ ve Armağan     Çağlayan bizim için çok ‘yeni’ydiler. Ama tükettik.
Derken 2010’lara geldik. Bu kez Acun Ilıcalı yeni nesil bir format olan ‘TVOH’ın (The Voice Of Holland) haklarını alarak hayatımıza ‘O Ses Türkiye’yi soktu.
Bu akşam 3.     sezon finalini izleyeceğimiz ‘O     Ses Türkiye’nin     en önemli farkı,     yarışmacılarının     kalite çıtasını     yüksek tutmayı     başarması oldu.
Simon Cowell’ın televizyondaki ‘yetenek avcısı’ misyonunu hem ‘O Ses’ hem de ‘Yetenek Sizsiniz’ üzerinden sürdüren Acun Ilıcalı; Armağan Çağlayan’ı bu anlamda geride bıraktı.
Simon, bugün 200 milyon pound’u aşan servetiyle İngiltere müzik sektörünün en çok kazanan kişilerinden biri; Ilıcalı da Türkiye’de kanal sahibi... İkisi de hayırsever.

‘X FACTOR’ NE YAPAR?
Şimdilerde hayatımıza     yeni bir müzik yarışması         girmek üzere; ‘X Factor         Türkiye-Star Işığı’... Ve         bilin bakalım o formatın arkasında kim var?
Simon Cowell...
Şubat ayında Kanal D’de yayınlanmaya başlayacak 2 milyon lira ödüllü yarışmanın jüri üyeleri ise Emre Aydın, Ziynet Sali, Ömer Karacan ve Armağan Çağlayan’dan oluşuyor. Armağan Bey’in dönüşü muhteşem olacak mı göreceğiz.
‘X Factor’ın; ‘O Ses’in tahtını sallaması bana zor görünüyor. Öte yandan dünyada interaktif reality show olarak düşünülmüş bu tür yarışmaların Türkiye müzik sektörünün koşullarında gerçek ‘star’lar yaratması çok zor. Çünkü ‘şov’ tarafları ağır basıyor.
Eğer Amerika ya da         İngiltere gibi bir ülkede; Simon Cowell gibi bir adamsanız yarışmaya ayrı ayrı katılan yarışmacılardan ‘One Direction’ı         yaratabiliyor ya da     tesadüfen Susan Boyle     gibi bir sese denk gelip         dünyaya ihraç edebiliyorsunuz.
Bizde en fazla         televizyonda görülenlerin yüzü tanınıyor, işleri     açılıyor, kaşeleri yükseliyor. Hepsi bu.

Gökhan Özoğuz’un sırları

* Ska, punk, rock, heavy metal, elektronik, sanat müziği, halk müziği, tasavvuf müziği     gibi birçok farklı müzikal         gelenekten ve terbiyeden ayrı ayrı beslenmiştir. ‘O Ses Türkiye’de yarışmacılarına şarkı     seçerken bu doygunluğunun faydasını görmüştür.
* En güçlü yarışmacısı     operacı Hasan’a; Âşık Veysel’in ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ını söyletirken şarkının heavy metal düzenlemesiyle Pentagram     yorumunu     seçmeyi akıl     etmiştir örneğin.
* İyi kalpli, samimi ve dürüst bir insandır. Yani ekranda göründüğü gibidir...
* Evlenmiş, çocuk sahibi olmuş, ‘geride durabilmeyi’ öğrenmiştir. Bu yüzden kendiliğinden öne çıkar her ortamda.
* İyi yarışmacıların onu seçmesi de, Gökhan’ın 4 yarışmacısıyla tek başına finale kalması da bu nedenlerden ötürü tesadüf değildir.
* ‘Dövmeli bir kişi abdest alabilir mi’ diye düşünmek yerine ‘güzel insan’ı biraz daha derinlerde aramak lazım.