Baksı herkese örnek olsun
Dokuma ve seramik atölyelerinde kaybolan el sanatları yaşatılacak.
Göç oranı yüzde 650’yi bulan bir Doğu Karadeniz köyünde müze inşa etmek, her babayiğidin harcı değil! Hüsamettin Koçan bunu başardı ve Baksı Müzesi’ni açtı
Hüsamettin Koçan, Bayburt doğumlu bir sanatçı ve eğitimci. Yıllardır düşlediğini sonunda gerçekleştirdi ve kendi memleketine aslanlar gibi bir müze açtı. Baksı Müzesi’nin Şevval Sam konserli açılışına ne yazık ki gidemedim. Ama böylesine güzel ve bu topraklara göre sıradışı sayılan bir girişime uzaktan da olsa şapka çıkardım.
Koçan’ın ‘dağ başı’na böylesine modern bir müze açma kararı çok anlamlı. Düşünün: 80 hanelik Bayraktar Köyü’nde bugün 480 kişi yaşıyor. Çünkü son 20 yılda köy yüzde 650 oranında bir göç vermiş. Çömlekçilik, dokuma gibi el sanatları bir zamanlar köyün geçim kaynağı iken bugün hemen hemen hiç yok. Mimari gelenek tamamen yok olmuş, marangoz ve taş ustaları gurbete gitmiş. Köydeki geleneksel yapı anlayışının yerini gecekondu almış. Gençler yazın sınırlı ölçüde toprakla uğraşıyor, kışın ise yeterince üretim yapılmıyor.
2000 yılında filizlenen fikir, başta sanatçılar olmak üzere çok sayıda gönüllünün katkısıyla yıllar içinde bugün gerçek bir toplumsal projeye dönüştü.
Unutulanları hatırlamak Baksı Müzesi, hem geçmişten kalan zanaatı, hem de günümüzün sanatını birleştirerek köyde unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını canlandırmak için açıldı. Tabii ki iş, devlet erkanıyla kırmızı kurdele kesmekle bitmiyor. Bu yüzden her yıl 20 sanatçı bölgeye davet edilecek. Burada ürettikleri bir sonraki yıl sergilenecek. Çağdaş sanatla ilgili bu perspektifi oluşturan kişi, Ahu Antmen.
Atölyelerde sürekli üretime yönelik dokuma ve seramik atölyeleri yerel halka hizmet verecek. Böylece kaybolan el sanatları yeniden kazandırmak amaçlanıyor. Yaz aylarında çağdaş sanat atölyelerinin yapılması planlanıyor.
Umarız ki Hüsamettin Koçan’ın gerçeğe dönüşen bu rüyası, memleketine yatırım yapmaya niyetlenen başkalarına da örnek olur.
MÜZEDE NELER VAR?
- Baksı Müzesi, Doğu Karadeniz’de, Bayburt’un 45 km dışında, Bayraktar Köyü’nde, Çoruh Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde kuruldu.
- Müzede çağdaş sanat ve geleneksel el sanatları aynı çatı altında, iç içe yer alıyor. Baksı Müzesi’nin hedefi, yöresel seramik ve dokuma geleneklerini yeniden hayata geçirmek.
- Müze, sürekli sergileme bölümleri, dönemsel sergi mekânları, konferans salonu, kütüphane, konuk evleri ve atölyelerle toplam 30 bin metrekarelik bir alana kurulu.
- Müzede geniş bir halk resimleri koleksiyonu, yerel el sanatlarını yansıtan özgün örnekler ve nitelikli bir çağdaş sanat koleksiyonu bir arada yer alıyor.
- Halk resimleri koleksiyonu Hüsamettin Koçan tarafından yıllar içinde oluşturulmuş. Camaltı resimler taşbaskılar, boyamalar, işlemeler ve şahmaran örnekleri önemli bir yer tutuyor.
- Müzenin mimari tasarımında yerel mimarlığın toprak damlı yapı geleneği unutulmamış. Projeyi Metin Koçan ve Hüsamettin Koçan tasarlamış, uygulama ise mimar Sinan Genim’e ait.
- Fotoğraftan bakınca bulunduğu coğrafyaya nazire edercesine modern gözüken Müzenin damı, yöreden toplanan kına taşları ve betonla birlikte kullanılmış. Işık kaynağı da yerel kökenli: Tepeden alınarak duvar yüzeylerine yansıtılıyor.
BiZiM MAFYAMIZ YOK
İki hafta önce kısa bir Çeşme turu atıp, “Tek sorun taksiciler” diye yazmıştım. Hatırlatayım, taksiler Çeşme’de, ‘sezon iki ay’ mantalitesiyle astronomik rakamlara çalışıyor. Konuyla ilgili bir Çeşmeli’nin yazdığı tepki mailine yer verelim:
“Basının da Çeşme’ye göstermiş olduğu ilgiyle başlayan hareketliliğin sürekli olmasının getirilerinin yükseldiği muhakkak. Tabii ki kasaba statüsünden çıkıp basında yer alan tabiriyle, marka olma yolunda sancıların olmasını da doğal karşılamak lazım.
Öncelikle belirteyim ben taksi işletmecisi ya da şöförü değilim. Çeşme‘de nüfus sayımı itibarıyla ortalama 25 bin kişi yaşıyor. Yaz aylarında (temmuz ve ağustos) bu nüfus bir milyona çıkıyor. Sadece Çeşme’ye yazlık olarak bakabilenlerin, kışı da burada geçirenlerin sorununu anlamakta güçlük çekmesini doğal karşılıyorum.
Çeşme’de toplam 14 taksi durağı ve 58 adet taksi vardır. Çeşme, Ilıca ve Alaçatı’da bulunan tüm taksiciler Çeşmeli ya da Alaçatılı’dır. Çeşme ve Alaçatılı taksiciler ‘TAKSİ MAFYASI’’ değildir.
Aynı şekilde dolmuş ve otobüs işletmecileri de yerli halktandır (yani kimsenin kimseden korkmasına gerek yok). Buradan geçimini sağlayan tüm taşıyıcıların yılın diğer 10 ayın da kaç kişiye hizmet verdikleri ve siftahsız birçok gün geçirdikleri düşünülürse, sizin öneriniz doğrultusunda artan taksi sayısı ile bu olmayan pastadan olacak paylaşımın kötü sonuçlarını tahmin edebilirsiniz. Keşke tek sorun dediğiniz gibi taksiler olsaydı. Halbuki sorun; tatil veya herhangibir nedenle bir yeri ziyarete gelenlerin, orada sorun olarak gördükleri şeylerin neden sorun olduklarını göremeyenlerdir kanımca. “ Alkın Ö.
ŞAMANLARIN KÖYÜ
- Bayraktar Köyü’nün eski adı olan Baksı, Kırgız Türkçesi’nde ‘şaman” anlamına geliyormuş.
- Bayraktar Köyü’nün Ay Yokuş bölgesinde bulunan bir ahlat adak ağacı, geçmişten bugüne halk arasında yaygın olarak ziyaret ediliyor.
- Köyde ‘cezbe’ olarak adlandırılan şamanistik ritüelin bugün de sürdürüldüğü görülüyor. Gündelik yaşamda tılsım önemli bir yer tutuyor.
