Gandi’nin fendi devrimi yendi
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kesinleşen adaylığı ve CHP’deki çalkantılar, günlerdir manşetlerden düşmüyor. Gelişmeler o kadar heyecan verici ki, iktidar destekçisi medya bile Türkiye’nin dış politikada yaptığı olağanüstü atakları değerlendiremedi. Star, Yeni Şafak, hatta Taraf bile İran’la yapılan nükleer anlaşmayı birinci sayfalarında resimaltı haberle geçiştirdi. Oysa dünya Türkiye-Brezilya-İran arasında imzalanan anlaşmayı konuşuyor.
* İktidar partisinin faaliyetlerini her fırsatta manşetlere taşıyan medya, ilginçtir, bu defa aynı çevikliği gösteremedi. Tabii CHP haberlerini ele alış biçimleri farklı. Star ‘Şeytan İttifakı’ derken, Yeni Şafak ‘Skandalın Meyvesi’ manşetini atmış. Bu bakış biçimiyle, geçen hafta “Baykal’ın koltuğuna oturan şerefsizdir” minvalinde yazı döktüren Yılmaz Özdil’den hiçbir farkları yok. İroniye bakın!
* Yeri gelmişken Taraf’ın Kılıçdaroğlu için kullandığı ‘tanıtma’ başlığının tam da Alper Görmüş’ün kalemine layık bir ayrımcılığa işaret ettiğini belirteyim: “Tuncelili, Kürt ve Alevi.” E pes yani. Başka siyasileri “Kasımpaşalı, Laz ve Sünni” veya ‘Kayserili, Ermeni ve Gülenci” olarak başlığa taşısınlar o zaman!
Tipik bir İstanbul Erkekli
* Salı gecesi NTV’de Canlı Gaste programına konuk olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Bu bir devrimdir” derken abartmıyordu. Gerçekten dış politikada devrim niteliğinde anlaşmalara imza attık. Bunların ne getirip ne götüreceğini, elbette zamanla anlayacağız. Fakat medyamız, her zamanki gibi o kadar içine dönük ki, şu andaki yansımaları bile aktarmaktan aciz.
* Bir haftada Rusya, Yunanistan ve İran’la yapılan anlaşmalar, vize sınırlamalarının kaldırılmasından tutun ekonomik büyümeye, hepimizin hayatını etkileyecek. Bakan Davutoğlu, Ortadoğu-Asya-Balkanlar ekseniyle yetinecek biri değil. Bu yaz Latin Amerika çıkarması yapacak. İki yıl öncesine kadar elçiliğimizin bile olmadığı ülkelerle ilişkiler canlanacak.
* Davutoğlu göreve geldiğinde, akademik geçmişinde bana tanıdık bir özelliğinden yola çıkarak Akşam gazetesinde bir yazı yazmıştım: Davutoğlu tipik bir İstanbul Erkekli. Kendi okulumdan mezun olan herkesin harikalar yarattığını elbette söylemiyorum. Fakat bu okulun Anadolu lisesi ruhuyla harmanlanan Alman disiplini, çok çalışkan, parlak, entelektüel donanımı yüksek öğrenciler yaratır. İstanbul erkekliler, Galatasaray veya Robert Kolej gibi birbirine dayanışmayı ve sosyalleşmeyi beceremez, ama zaten birey olarak varolur, sivrilir.
Yandaş, kandaş anlamam, inandığımı yazarım: Davutoğlu sadece vizyon sahibi değil, arı gibi çalışkan ve tuttuğunu koparan bir politikacı.
CAM FiLMi SUÇ MU?
Türkiye’de pek çok aracın camına, yaz güneşinde güneş ışınına maruz kalmamak, klimadan iyi randıman almak amacıyla film montajı yapılıyor. Bunlar açık renkli, görüşü engellemeyen türde aksesuarlar. Buraya kadar her şey normal. Ancak trafik ekipleri, açık renkli film camlarına bile ceza kesmeye başladığından yıllardır bu mesele netlik kazanmış değil.
Araç sahiplerinin kabusu haline gelen bu sorun hakkında şikayet mailleri aldım. Mehmet A., başına gelenleri şöyle anlatıyor:
“2010 model 0 km araç aldım. Aracımı aldığım satıcı firma aracıma hediye olarak açık renkli film montajı yapmışlardır. Bana satıcı firma yetkilisi tarafından trafikte, muayene ve kullanımda hiçbir sorun çıkmayacağı bilgisi verildi. Zaten araçların yüzde 80’inde film mevcuttur. Ancak 17.05.2010 günü trafik ekipleri, sırf bu nedenle 130 TL ceza kesti. Oysa bu cam filmleri araç muayenelerinde geçebiliyor. (Yasak olsa muayeneden geçmez!)”
Karayolları Kanunu ne diyor?
Mehmet Bey’in dediği gibi, araç muayenesinde sorun olmayan bir cam filmi, nasıl trafik ekiplerince sorunlu bulunuyor? Üstelik Karayolları Kanunu’nun ‘araçların teknik şartlara uygunluğu’yla ilgili 30. maddesine göre de bir sorun yok. Karayolları ve trafik ekiplerine soruyorum: Araç camında hiçbir şekilde film kullanılamaz denmiyor, “görüşü engelleyecek şekilde olursa” deniyor. Peki nasıl oluyor da ceza yazılıyor? Eğer böyle bir uygulama varsa, cam filminin yüzde kaç oranında renkli/koyu olabileceğini belirtmeniz gerekmez mi?
‘ANNEME SÖYLEME’ 2010 DESTEK OLDU
Fotoğrafçı Koray Erkaya, ‘Don’t Tell Mama-Anneme Söyleme’ başlıklı erotik bir sergi açtı. Cüneyt Ayral ve Roxane küratörlüğündeki fotoğraf sergisi, Beyoğlu’nun en sevdiğim mekanlarından, eski bir kiliseden bozma The Hall’da. Sergi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ajansı destekli.
