12 Mayıs 2010 Çarşamba

Bu logoyu takip edin

12.05.2010

Cadde’nin destekçisi olduğu ‘Lüfere Hasret Kalmayalım’ kampanyasına katılanları, camlarına astıkları bu logolarla ayırt edebileceksiniz. İşte lüfer cephesindeki son gelişmeler...

Fikir Sahibi Damaklar’ın başlattığı ‘İstanbul Lüfere Hasret Kalmasın’ kampanyası tüm hızıyla devam ediyor. Her şeyden önce, kampanyaya imza veren şef ve işletmelerin sayısı iki bini aştı. İmzacılar, kampanyayı desteklediklerini camlarına astıkları bu afişlerle herkese ilan ediyor. Benden söylemesi: Bu çıkartmanın/afişin yer almadığı restoran ve balıkçılara nedenini sorun. İcab ediyorsa, boykot edin!
“Sadece İstanbul mu lüfere hasret? Biz ne olacağız?” diyenleri de mutlu edecek gelişmeler var. Çünkü kampanyacılar Ankara’yla temas halinde. FDS’nin kurucusu Defne Koryürek ve TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, geçen hafta Ankara’ya küçük bir çıkarma yaptı. Tarım Bakanı’nın özel kalemi Selami Gülay ve Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı’nda Durali Koçak ile görüştüler. (Bu konuda şanslılar, çünkü Durali Bey’i aradığımda telefona bile çıkmadı.)
Ancak kritik olan, lüfercilerin Tarım Bakanı Mehdi Eker ile görüşüp ‘balıkçılığın anayasası’ denilen, balık avıyla ilgili tüm sınırlamayla tariflerin yazılı olduğu sirküler üzerinde bir görüş birliğine varması. Çünkü 2008’de çıkarılan ve dört yıllığına geçerli olan bu ‘balıkçılık anayasası’nin maddeleri değiştirilebiliyor.

Ha çinakop, ha lüfer!
Peki lüfer avında eleştirilen 14 santim kararının nasıl alındığını biliyor musunuz? Radikal’de Emel Alptekin imzalı habere göre Tarım Bakanlığı yetkilileri Koryürek’e şu bilgileri vermiş:
“2002’ye kadar sirkülerde çinakop için avlanma alt limiti 14 santimetre, lüfer için ise 20 santimetreydi. O yıl, lüferle çinakobun aslında aynı tür oldukları ‘belirlendi’ ve çinakop listeden çıkarıldı. Çinakop gitti, ama avlanma boyu kaldı! ‘Lüfer için avlanma alt limiti 14 santimetredir’ denildi.”
Anlayacağınız lüfer sevdalılarının Ankara’da yürüyeceği uzun, ince bir yol var...

LÜFERİ DİKİLİ’DE AVLARSAN
* Lüferin en önemli yataklarından biri Dikili’de. Bu bölgede avın yasaklanmak yerine teşvik edilmesi, balığın Ege’den Çanakkale yolu ile girişini tamamen kesecek. 
* Yani lüfer dostları alt limiti 14’ten 20 cm yapmayı başarsa dahi, balık kalmayacağı için anlamı olmayacak! Bu da Bakan’ın iki dudağı arasında.
* ‘Lüfer Yok Olmasın!’ imza kampanyasına Bakırköy Su Ürünleri Kooperatifi ve Kadıköy Su Ürünleri Kooperatifi de katıldı.

BALIKÇILARLA BULUŞMA
Defne Koryürek dün yine Ankara’daydı ve Sür-koop ile buluştu. İşte olay yerinden taze tweet’lerden bir demet:
* balıkçılar diyor ki “siz boya taktınız, oysa Ege uluslararası sularında yapılan bu avcılık ölçüsüz ve lüferi yok edecek!
* İzmir, Sinop, Çanakkale, İstanbul... herkes burada! lüfer üzerinden bayağı tansiyonu yükselttik :)))
* Balıkçılar tuttukları balığı kooperatifler vasıtasıyla satmıyorlar, çünkü hemen her balıkçı bir aracıya “borçlu” 
* götürüyor balığını aracıya veriyor. aracıyı denetleyen yok! dolayısıyla ciddi vergi kaçağı oluşuyor
* rakamlar endişe verici: istatistiklere göre yıllık avlanan balık 395bin tonsa, aslında tutulan 1,5milyon tondur, diyorlar!
* yani devlet 395 bin tonu vergilendirebiliyor, sadece! 
* balıkçı diyor ki denetim arttırılsa kaçak balık azaltılsa, gerek devlet kredilerine kaynak oluşur, gerekse de balık bollaşır 
* denetimsiz balıkçılık doğal kaynaklarımızı kuruttuğu gibi, devleti döndüren kaynakları da beslemiyor, diyorlar ? 
* biz simsarların, yani komisyoncuların elinde kaldık,” diyor SürKoop denetim komisyonu üyesi
* gerek kooperatifler ve gerekse de onlara finansal kaynak sağlayanlar o politikalar bağlamında işlemedikçe, çözüm yok! 
* devletin de bir hükümetten diğerine değişmeyecek bir balıkçılık ve denizlerimiz politikası olmalı!
*belli ki hükümetin deniz ve denize ait kaynakların kullanımını tarif eden bir bakanlığa acilen ihtiyacı var!

HAFTANIN PARLAYAN ÜÇLÜSÜ
* AZİZ KEDİ: Tüm Anneler Günü yazıları arasında en samimi, en komik ve en duygulusunu yazdığı için Cadde yazarına 10 puan!
*ASLI ERDOĞAN: Radikal’de tekrar yazmaya başladığı hafta, Sait Faik Hikaye ödülünü de aldı.
* GÜLER SABANCI: Sabancı Üniversitesi’nde toplumsal cinsiyet, kadın hakları ve kadın araştırmalarını tek bir çatı altında topladığı için. Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Forumu’nun başında Prof. Sibel Irzık var.

PENNSYLVANIA’DAN GELEN TELEFON
Deniz Baykal’ın istifası sonrasında TV’lere yansıyan görüntüleri ve yorumları seyretmekten fenalık geçirdim. Neden?
1) ‘O an’da bazı CHP’lilerin ağlama sahnelerini samimi değil, acıklı bulduğum için... TV’ler bunları tekrar tekrar verdikçe bu sahneleri daha da sahte ve patetik buldum.
2) Baykal’ın ‘Pennsylvania’dan gelen telefon’dan bahsetmesi, hatta samimiyetine inandığını söylemesine inanamadım. Bu telefonla ilgili detaylı bir açıklama beklemeye hakkımız var!
3) CHP’lilerin tavırlarına, tepkilerine bakarken şunu anladım: Yok aslında o kadar eleştirdikleri ‘cemaat’ten bir farkları...
4) Merak ediyorum, Nesrin Baytok’a Pennsylvania’dan telefon geldi mi? Dün, “20 yıl buraya gelmek için çalıştım, istifa etmem” dediğine göre... O da “ıslak bir telefon” almış olabilir, kimbilir?