YiNE GÖZÜME BATTI
Balık Pazarı'nın üstünü örten o acayiplik, semtin ruhuna da, duygusuna da, samimiyetine de uzak
Manisa maçına gitmeye çok kararlıydım ama bir dostun "Hava güzel! Boş ver, gel çökelim semtte" demesi nedense daha cazip geldi. Cepteki kombineyi, maça gitmek için 'Kambur'un Bahçesi'nde toplanmış diğer dostlara verip Ahtapot'a yürüdük.
Bu Beşiktaş semti de tıpkı adını verdiği futbol takımı gibi, çok güzel bir yer. Nerede büyümüş olursanız olun, Balık Pazarı'nın oralarda bir yere çöktüğünüzde anlıyorsunuz ki, semt, insanı kendi geçmişine götüren bir derinliğe sahip. Aynı hissi Kadıköy Çarsı'nda da alırım.
Sanırım bu his 'balık' adı verilen o şahane varlıktan kaynaklanıyor olmalı. Herkesin en yakınındakilerle bile yıldızlar kadar uzak durduğu bu koca kentin göbeğinde, dünyayla barışık, neşeli, insana dair iyi olan ne varsa onu hissettiren bir cıvıltısı var Beşiktaş'ın.
İki idik ilerleyen saatlerde üç kişi olduk. Rakının, pavuryanın, tekir ve istavritin mutluluğunda dünyadan, hayattan ve kendimizde laflarken masaya son çöken arkadaş, "Yahu kim yapmış burayı, kim izin vermiş?" diye Balık Pazarı'nın üstünü örten o acayipliğe baktı.
O UFO’nun ne işi var orada
Hakikaten de semtin ruhuna, duygusuna, samimiyetine uzak bu garip mimari, Kapadokya'ya ineceğine yolunu şaşırıp çarşının tam göbeğine demir atmış bir UFO gibi duruyor.
Sonra aynı arkadaş Barcelona'da Beşiktaş çarşısına benzeyen bir yeri anlatmaya başladı. Manavları, balıkçıları, şarküterileri ve büfeleriyle üç aşağı beş yukarı 'eski Beşiktaş'ı andıran bir yerden söz ediyor, biz de can kulağıyla dinliyorduk.
Halkın kendi duyarlığı, ortak estetiğiyle oluşturulan semt pazarları, tarihsel içeriği göz ardı eden, orada yaşayanların duygusuna hayli uzak, tamamen teknik bakış açısına sahip mimarlarca Beşiktaş'ta olduğu gibi yok edilebiliyor.
Geçmişte bir yerde okumuştum, Antalya yöresinde ev yapıcıları evlerini yapacakları ailenin alışkanlıklarını öğrenebilmek için uzun süre onlarla yaşarmış. Eğer o evi yapamayacağını anlarsa ev sahibinin gönderdiği bulgur dolu çuvalı ağzını açmadan geri gönderirmiş... O misal, keşke mimar arkadaş UFO'yu semtin göbeğine kondurmak yerine bulgur çuvalını geri gönderseymiş... Çok daha hayırlı bir iş olurmuş Beşiktaş için...
